Oğlum Talha – 4. Bölüm
Yaşadığımız bir şey vardı adını koyamadığım. Aşk değildi. Yasaktı günahtı ama çok mutluydum. Oğlumla karı koca gibi olmuş, birbirimizin ihtiyaçlarımızı gideriyorduk. Yatak odamız bizim yatak odamız olmuştu. Sonraki on beş gün boyunca oğlum beni her gece sabahlara sikti. Kadın bedenine olan hasretini anasının bedeniyle doyurdu. Yıllardır hasreti olduğum öpülmek, koklanmak, sikilmek… özlemini çektiğim şeyleri bana vermekte oldukça maharetliydi oğlum. Bana kadın olduğumu yeniden hatırlatmıştı oğlum. Yaşadığım mutluluk o kadar fazlaydı ki, korku, endişe hiçbir şey hissetmiyordum. Çevrem ne dermiş, günahmış umurumda değildi. Artık oğlumun sevgili gibiydim. Kendime özen göstermeye çalışıyordum. Giydiklerime dikkat ediyor oğlumun beni beğenmesi için elimden geleni yapıyordum. Oğlumun en sevdiği şey iç çamaşırlarımdı. Daha önce giymediğim kadar güzel ve seksi külotlar, sutyenler, babydollar, külotlu çoraplar ve kombinezonlar almıştı oğlum. Ve tabi ki Yeni eşarplar. Her akşam tam oğlumun istediği gibi giyiniyordum. Aldığı o seksi tülden kırmızı babydolün altına kırmızı saten sutyen ve külotumla, siyah çoraplarımı giyip, başıma da beyaz şifon ya da ipek eşarpla örtüp karşısına çıktığım da oğlum boğa gibi oluyordu. Annesini en sevdiği şekilde karşısında gören oğlum daha orada kapının eşiğinde kalkık olan sikini hemen amıma geçiriyordu. Oğlum gençti, kuvvetliydi. Cinsel yönden bu kadar güçlü, istekli olması, beni yatakta tatmin etmesi oldukça hoşuma gidiyordu. Keşke oğlum değil de kocam olsaydı. Gururla ondan bahsedebilseydim ondan. Her aklımda olan ama hiçbir zaman cevabını tam olarak bilmediğim soruyu, o akşam salonda yarı çıplak halde, kollarında uzanırken oğlumun, sormaya karar verdim. “Oğlum, bana hiç söylemedin. Neden boşandınız siz Rümeysa’yla?” “Hayırdır ana, nerden geldi aklına Rümeysa?” “Valla oğlum, hiç anlamadım neden boşandınız. Bir kez sorduydum geline. Bir şeyler geveledi durdu, bende sende sorun var düşündüm. Amma maşallahın var oğlum.” “Ana sağ olsun iyi kızdı Rümeysa. Hep yarağa doyurdum. Hiç aç kalkmadı altımdan.” “Ne oldu ki oğlum?” “Seni yüzünden…” “Benim yüzümden mi?” ben ne yaptım ki?” “Ana sana daha yeni âşık olmadım ki…” aşk mı? hayatım boyunca bilmediğim asla tatmadığım bir duyguydu. Kocama bir mal gibi başlık parasına karşılık verilmiştim. Aramızda aşk, sevgi yoktu. Şimdiyse oğlum bana âşık olduğunu söylüyordu. Başımı kaldırıp gözlerimi gözlerine diktim. Oğlum, “Seni çok seviyorum.” Dedi ve dudaklarıma yumuldu. Delice öpüşüyorduk. Elleri giymiş olduğum babydolün üzerinden bedeni mi okşuyordu. Dudaklarımı çektim ve “Bende seni seviyorum. Beni hiç bırakma oğlum” dedim. “Ben ölünceye kadar seni bırakmayacağım” diye karşılık verdi oğlum. “Anlat bakalım. Neden benim yüzümden ayrıldınız?” “Dediğim gibi. Sana her zaman aşıktım. Küçüklüğümden beri. Yatak odanızı az dinlemedim. Babamın altındayken inlemelerin hala kulaklarımda. Zevkten inlemelerin. Hep babamın yerinde olmak istedim ama imkansızdı. Sana sahip olamazdım ama çamaşırların… külotların, sutyenlerin, eşarpların… onlara sahip olabilirdim. Öylede oldu zaten. Ne zaman seni istesem ne zaman seni sikmek istesem çamaşırlarını öptüm, kokladım, yaladım. Babam döllerini senin amına boşaltırken bende çamaşırlarını döllerimle doldurdum. Sana kızgındım çünkü babamın altında inliyordun oysa ki benim olmalıydın. Bende sana olan kızgınlığımı çamaşırlarından çıkardım. Senin suçun yoktu elbette… Rümeysa’yı sevmiyordum, evlenince sana olan aşkım, hislerim biter diye düşündüm ama bitmedi… karımı sikerken seni aklımda hep sen vardın. Onu sikerken seni siktiğimi düşünüyordum. Belki hatırlarsın, misafirliğe gelmiştik iki gün burada kalmıştık. Sen bize yatak odanızı vermiştin yatmamız için.” “He. Hatırladım. Kavga etmiştiniz. Zaten çok sürmediydi ayrılmanız.” “Evet. Zaten sonra bir daha rümeysa’yla beraber olmadık. Sonra da ayrıldık zaten. Seni sikemiyordum ama benim çok iyi bildiğim, defalarca otuzbir çektiğim yatak odan da karımla beraberdik. Yine aklımdaydın. Her şeyi göze alarak karıma senin çamaşırlarını giymesini istedim. Tabi önce şok olan karım…sonrasını biliyorsun.”
“Ne dedi Rümeysa?” “Tepkisi bağırmak çağırmak oldu. Sonra evde oturduk ve konuştuk. Sana olan duygularımın Sapıklık olduğunu düşünüyordu. Ve benimle yaşamak istemediğini söyledi.” “Seni seviyordu. Bana dediydi.” “Evet. Beni sevdiğini ama böyle yaşayamayacağını söyleyince aramızda sırrımızı saklayacağını söyleyerek iki dost gibi ayrıldık.” Oğlumun anlattıklarını dikkatle dinliyordum. Bana olan tutkusu, aşkı yüzünden evliliğini bitirmişti. Ama sonunda istediğini almış annesinin erkeği olmuştu. Günlerimiz seks dolu olarak geçiyordu. Tabi bizdeki değişiklikler bazılarının dikkatini çekiyordu. O kişi tabi ki ablamdı. Ablam öğleden sonra bana çay içmeye gelmişti. Ablam Rabia benden üç yaş büyüktü. Eniştem Rüstem’le yıllar süren bir evlilikleri vardı. Kurnaz, akıllı cebbar bir kadındı. Ailesindeki otoriter kişi oydu. Her zaman ketum olmuştu. Ben bile ablamın her şeyini bilmezdim. Evinin içine pek kimseyle paylaşmazdı. Her ne kadar eniştem evin erkeği olsa da son sözü ablam söylerdi. O da benim gibi yaşından genç gösteriyordu. Sanırım anamızdan almıştık bunu. Ablamda benim gibi beyaz tenli güzel bir kadındı. Minyon, hafif balık etliydik. Yaşımıza göre, çocuklarımız olmasına rağmen hala güzelliğimizi koruyorduk. Çaylarımızı yudumlarken açık sözlü ablam “Gız Fadıma. Hayırdır? Sende böyle değişiklikler var.” Diye sordu. Ablam beni Fadıma diye çağırırdı hep. “Ne oldu abla? ne değişikliği?” “Ne bileyim gız. Sende bi haller var. Pek bi kendine bakmaya başladın sen bu aralar.” “Yok abla. Ne olacak ki? Hep aynı işte.” “Gız biri mi var? Ondan böyle yeni şeyler giyiniyon sen?” “Abla o nasıl söz öyle? Olur mu hiç. Ne dediğini kulağın duyuyo mu?” “Gayet eyi duyuyo.” Ablam bir şeylerden şüpheleniyordu. Sanırım hayatımda biri olduğunu sanıyordu. Şüphesinde haklıydı, biri vardı ama asla tahmin edemeyeceği kişi yeğeniydi. Kendimi savunmaya geçtim. “Abla ne diyon sen. Kaç yaşında kadınım, boyum kadar oğlum var. Nerdeyse torun torba sahibi olacam. Sen ne diyon?” “Valla ben bilmem Fadıma. Biliyon beni. Sende bi haller var. Çıkar kokusu yakında.” Ablamın böyle konuşması canımı sıkmıştı. Belli etmemeye çalışarak konuyu değiştirdim. Konu dönü dolaştı Talha’ya geldi. “Oğlan nasıl? Var mı bir sorun?” “Yok abla. Sabah akşam çalışıp duruyor işte.” “Fadıma, hiç anlatmadın niye gitti bu oğlan? Neden geri döndü? Derdi neymiş?” ablam beni sorduğu sorularla beni bunaltmaya başlamıştı. “Offf, abla ahret sorgusuna mı çekiyosun?” kızdığımı anlayan ablama, “Niye kızıyon? Ne oldu diye sordum? Yok, yok sende bi haller var.” “Ne halleri ya abla. İşte kavga ettiydik. O da bana kızıp evden gittiydi. Sonrasını biliyosunuz işte.” “Neyse… Bu oğlan daha ne kadar böyle gezecek? Evlenmeyi düşünmüyor mu?” “Valla ne bileyim abla. Bende sordum ama bi şey dediği yok ki? Hatta Eslem’i dedim. Görücüler geliyor dedim.” Eslem yeğenimdi. Oğlumdan iki yaş küçüktü. Ablamın iki kızının küçük olanıydı. Özellikle kocam öldükten sonra ablam oğlumla evlenmesi için bayağı baskı yapıyordu. Birkaç kez söylememe rağmen Talha pek oralı olmamıştı. Sebebini şimdi anlamıştım. “Şu sıpayla bir daha konuş, daha olmadı bi de ben konuşayım.” Nereden çıkmıştı bu evlilik meselesi, tam da oğlumla yeni bir hayata başlamışken. Biraz gönülsüz de olsa ablama “Tamam abla konuşurum.” Dedim. İsteksizliğimi gören ablam, “Hayırdır gız, yüzün düştü oğlanı evlendirelim deyince.” “Yok abla ne düşecek. Evlensin barklansın, çoluk çocuk sahibi olsun, Bende istemem mi? Ama hiç konuşmuyor ki. Ne düşünüyo hep kafasının içinde.” Ablam fazla oturmadı. Akşam yemeğini hazırlarken aklım oğlumda ve evlilik meselesindeydi. Mecburen konuşacaktım yoksa ablamla aramız açılabilirdi. Daha da önemlisi oğlum ne düşünüyordu. Bu zamana kadar evlilik konusunda hep sessiz kalmıştı ama gerçekte ne düşündüğünü bilmek istiyordum. Sanırım içimi oğlumu kaybetme korkusu sarmıştı. Ya evlenir giderse, beni kendinden, o haşmetli sikinden mahrum ederse? Diye düşünmekten alamadım. Eslem güzel bir kızdı. Tıpkı annesi gibi. Beyaz tenli, genç, ceylan gibiydi. Evlilik yaşı gelmişti ve doğal olarak isteyeni çoktu. Büyük kızı Ebrar evlenip gittikten sonra
şimdi eşlemi oğlumla evlendirmek istiyorlardı. Eniştem aileden gelen varlıklı bir adamdı. Erkek çocukları yoktu. Oğlumu hem damat olarak istemelerinin sebebi mal mülk yabancıya gitmesin, hem de enişteme yardımcı olsun maksadıyla bu evliliği istiyorlardı. Aklım karışık, düşüncelerle dolu akşamı etmiştim. Hava kararmışken oğlum eve geldi. Kocasını bekleyen kadın gibi kapıda karşıladım oğlum. Kapıyı kapatan oğlum dudaklarıma yumuldu. Birbirini özleyen iki sevgili çılgınlarca öpüşüyorduk. İstekli bir şekilde yanaklarını, çenesini, boynunu öpüyordum oğlumun. Böyle istekli olduğumu gören oğlumda iri ellerini kalçalarıma koyarak yoğurmaya başladı. “Hayırdır ana, ne oldu sana böyle? Çok mu azdın?” “Çok özledim seni. Bırakma beni oğlum.” dedim. Birden beni kucağına almasıyla ayaklarım yerden kesildi. Ellerimi boynuna doladım. Doğruca aşk odamıza götürdü beni. Yatağın üzerine sırtüstü nazikçe beni bırakan oğlum, üzerindekileri çıkarmaya başladı. Beyaz donunu çıkardığında benim gibi çoktan hazır olan, oğlumum kocaman sikine hayranlıkla bakıyordum. O an anladım ki, oğlumu kaybetmek ya da başka bir kadınla paylaşmak istemiyordum. Onun o muhteşem siki benim olmalı, sadece benim amımı sikmeli, dölleri yalnızca benim amımı doldurmalıydı… oğlum yatağa çıkıp yanıma uzandı. Giymiş olduğum uzun eteği belime kadar sıyırıp elini sulanmış olan amıma götürdü. Birden külotumu dizlerimden sıyırıp çıkardı. Sonra da elini amıma götürdü. “Ihhhh,” diyebildim sadece. Oğlum biraz duraksadıktan sonra amımı avuçlamaya başladı. Nefesim kesiliyordu o okşadıkça. Bacaklarımı hafifçe araladı. “Annem, hayatımın aşkı seni çok seviyorum” dedi. Bende “Oğlum, erkeğim… Kocam benim. Aslanım” dedim. Bir anda dudaklarımız birleşti. Elleri vücudumun her yerinde geziyorken de iki ateşli sevgili gibi öpüşüyorduk. Oğlumu itip sikine yumuldum. İştahla yalamaya başladım. Oğlum gözlerini kapatmış, elleriyle şifon eşarbımdan tutmuş işin zevkini çıkartıyordu. Bende daha iştahlı ve isterik şekilde emiyordum oğlumun sikini. Bu kadar istekli olduğumu gören oğlum, “Ana dur dayanamayacağım, boşalacağım” dediğinde. Sikini alabildiğim kadar ağzıma aldım. Oğlumun o kocaman siki bir anda bir volkan gibi ağzımı dölleriyle doldurmaya başladı. Ilık ılık boşalıyordu. Her salvoda ağzımın için doluyordu. İlk defa yaptığım bir şeyi yaptım ve yutkundum ve oğlumun döllerini yuttum. Sonra yanağım oğlumun tenine değer halde başımı kıllı göğsüne koydum. Heyecandan inip kalkan göğsü benim de başım göğsüyle beraber inip kalkıyordu. Ellerimiz birbirimizin vücutlarını okşuyor, ağzımızdan tek kelime dahi çıkmıyordu. Yanağımı okşayan oğlum kendine gelmişti. Sessizce ağlıyordum. Yanağımı okşayan eli gözyaşlarıma değen oğlum sessizliği bozdu. “Ana ne oldu? neden ağlıyorsun?” cevap vermediğimi gören oğlum sorusunu tekrarladı. “Ana ne oldu?” “Yok bir şey oğlum. Sadece korkuyorum.” Dedim. “Ana ben yanındayım niye korkuyorsun?” “Bu mutluluğun bozulmasından, tam seni bulmuşken seni kaybetmek” deyince. “Ben hep yanındayım. Seni hiç bırakmayacağım güzel anam.” “Şimdi bunu demek kolay ya ben daha da yaşlanınca? Ya da gönlün başka birine benden genç güzel birine kayarsa?” “Ana sen diyorsun? Ne var dilinin altında senin?” “Teyzen geldi bugün…” “Eee…” “Eeesi, işte bir şeylerden şüphe ediyor. Tuhaf tuhaf sorular sordu durdu. Neden süsleniyo muşum da? Biri mi varmış ta? Falan…falan…” “Yok ana başka bir şey var. Bunlar canını sıkmaz senin.” “Bide gene bu Eslem meselesini sordu. Naptınız dedi. Çok geliyolar dayanamıcam artık.” “Anam güzel anam üzüldüğün şeye bak. Yok benim oğlan buldu güzeli. Onunla çok mutlu. Deseydin ya…” “Deli çocuk. Sus be…” “Ben doğurdum kimseye vermiyom, kullanma hakkı da bende deseydin ya.” Apaçık dalga geçiyordu, ben burada korku içindeyken. Bana sıkıca sarıldı “Anam seni bırakmam ben. Ne olursa olsun, hep yanında olacağım.” Deyip dudaklarıma yumuldu yeniden. Eli kalçamda geziyor, sıkıp okşuyordu. Elimi oğlumun sikine attığımda dikilmiş vaziyette olduğunu gördüm. Sikini dibinden kavradım. Avcumu dolduran azmanı yukarı aşağı sıvazlarken, Oğlum kulak memelerinden başlayarak boynumu öpüp emmeye
başladı. Boştaki eliyle de gömleğimin düğmelerini teker teker çözüyordu. Tenime değen kor gibi sıcak dudakları ürpermeme neden oluyordu. Üzerimdeki gömleği çıkartınca, büyük memelerini örten beyaz sutyenimin üzerinden hamur gibi yoğurmaya başladı. “ohhhhh” diye inledim. Bir an önce oğlumun sikini içimde hissetmek istiyordum.kollarında kurtuldum ve sırtüstü yatağa uzandım. Bacaklarımı kırmış ayak tabanlarım yatağa değer şekilde beklemeye başladım. Eteğimi iyice belime kadar çekince, pırıl pırıl tertemiz amımı oğlumun içime girmesi için hazır şekilde bekliyordu. Onu belinde kavradım ve kendime doğru çektiğimde yapması gerektiğini anlamıştı. Yavaşça bacaklarım arasındaki yerini aldı, mantara benzeyen sikin kafasını am dudaklarım arasına sürterek ıslattı ve hafifçe itelemeye başladı. “Ohhh. Erkeğim…” diye inledim. Amım oğlumun sikini santim santim içine alıyordu. Bende “Ahhhh…oğlum, sik ananı… sik kadınını…” sözü çıktı. Oğlum gülümsedi ve “Anam benim… aşkım, sen benim her şeyimsin…sen asla bırakmayacağım” dedi. İçime yavaş yavaş girdi. Oğlumun sikini güzelce sarmıştı amım. Damarlarına kadar her santimini hissediyordum. Kasıklarımız birleştiğinde, O kocaman yarağın tamamıyla içimde olduğunu anladım. Bir kere almıştım hepsini içime. Bir süre öylece durdu bekledi. Sonra ileri geri girip çıkmaya başladı içime. Amım sulandıkça hızını arttırıyordu. Ohhhh, ne harika bir duyguydu sikilmek, oğlum içime ritmik hareketlerle girip çıkarken sutyenimin içinden çıkarıp serbest bıraktığı göğüslerimi hoyratça yoğuruyor, uçlarımı emiyor, bazense dudaklarımız birleşiyor öpüşüyorduk. Zevk aldığımın belirtisi olarak amım artık iyice sulanmış, sularım kasıklarımı ıslatmış ve oğlum sikini amıma sonuna kadar soktukça birbirine değen kasıklarımızdan çıkan “şlap…şlap…” sesleri odayı doldurur olmuştu. Oğlum birden bacaklarımı omzuna koyunca amcığım kabak gibi ortaya çıkmış, oğlum gittikçe daha da hızlı şekilde amıma girip çıkmaya başlamıştı. Amıma aldığım her yarak darbesi aldığım zevki katlıyor, dudaklarımı kanatacak kadar ısırıyordum. Güçlü bir aygırın altında iki büklüm olmuş , heybetli bedeninin altında eziliyor, bulutlar üzerinde uçuyordum. Oğlumun yarağı durmaksızın amımda gidip gelirken Dayanacak halim kalmamıştı ki birden kasılmaya başladım, boşalıyordum. Oğlumun çıplak bedenine sıkıca sarıldım. Dudaklarım oğlumun boynunda, öpüyor kokluyordum. Oğlumu damgalamak benim olduğunu bilsinler istiyordum. Birden boynunu emmeye başladım. Kafasını boynuma gömen oğlumda benim yaptığımı yaparak boynumu emmeye başladı. Aldığım zevk gittikçe katlanırken, hala oğlumun sert sikiyle pompalamaya devam ediyordu. Titremelerim devam ediyordu ki, oğlum fısıltıyla, “Geliyorum” dedi. Bende “gel erkeğim boşal annenin amına, döllerin yaksın içimi, susuzluğumu gider” dedim. Oğlum seri bir şekilde hızlandı ve en son sert bir hareketle amıma sikini gömdü. Şiddetli bir şekilde kasılmaya başladı. Harika bir şey bu. Döller tazyikli bir şekilde içime boşalırken, siki de içimde takılmış saat gibi atıyordu. Damarlarını. Oğlum üzerime yığılıp kaldı. Bende onu sarmaladım. “Annem, aşkım benim” dedi. Bende “Oğlum, erkeğim” diyerek karşılık verdim. Belki yaşadıklarımız birçok insan için yanlıştı ama hiç pişmanlık duymadım oğlumla seviştiğim için. Oğluma “harikaydın.” Dedim. “Kadınımmm” dedi. Bende “Kocacığım erkeğim” diyerek dudaklarına yumuldum. Bir yandan öpüşüyor bir yandan birbirimize iltifatlar yağdırmaya devam ediyorduk. “Beni bırakmayacaksın değil mi?” dedim. “Asla.” dedi.