Oğlum Talha – 1.Bölüm
Herkese selam adım Fatma 46 yasında dul bir kadınım. İki oğlumla beraber yaşıyorum. Küçük oğlum Murat’ı askerden gelmiş ve hemen evlenip yuvadan uçmuştu. Büyük oğlum Talha 26 yaşında başarısız bir evlilikten sonra boşanmış ve yeniden benimle beraber yaşamaya başlamıştı. Erken yaşta bir evlilik yaptığım için büyük oğlum doğduğunda henüz 20 yaşındaydım. Kocam kanserden 5 yıl önce öldükten sonra, oğullarım her şeyim olmuştu. Adıyaman’ın bir ilçesine bağlı 30 haneli bir dağ köyünde yaşıyorum. Kocam öldükten tüm işler bana kalmıştı. Ufak Baş hayvancılık yapıyorduk. Buralar kışın kar yağınca yolların çoğu zaman kapalı olduğu herkesin birbirini bildiği küçük bir yerdi. Kocamın ölümünden sonra, yaşı benden büyük birkaç kişi beni istetmiş ama hem oğullarım hem de ben istemediğim için yeniden evlenmemiştim. Açıkçası Talha’nın yeniden eve dönmüş olması, benim işime yaramış, üzerimdeki iş yükünü almıştı. 46 yaşında olmama rağmen hala güzel sayılabilecek bir kadınım. Beyaz bir tenliyim. Uzun siyah saçlarıma daha aklar düşmemişti. Kısa boylu minyon bir kadın olmama rağmen, göğüslerim çok büyüktü. Kalçalarım geriye doğru çıkık ve insanların dikkatini çekecek kadar büyüklükteydi. Giymiş olduğum kapalı elbiseler altından bile belli oluyordu. Köyün muhtarı birkaç kez bana imalı gözlerle bakmıştı. Dul bir kadın olmanın zorluklarını bu tutucu yerde yaşıyordum. Bir kadın olarak benimde ihtiyaçlarım vardı ama kendimi tutuyordum.
Ocak ayındaydık. Kış bastırmış yollar kapanmıştı. İlçeye gidip gelmek artık zor oluyordu. Bu aylar için her zaman kışa hazırlıklı olurduk. Havalar erken kararıyordu. Yemeğimizi yemiştik. Çayımızı içiyorduk. Bugün oldukça yorulmuştum. Belimde hafiften bir ağrı vardı. Sırtımı hafifçe ovdum elimle.
“Ana hayırdır? Ne oldu?” Dedi oğlum.
“Bugün ağır kaldırdım oğlum. Belim ağrıyor” dedim.
“Anne merhem sürelim. Ağrını alır” dedi.
“İyi olur oğlum. Ben getireyim,” dedim ayağa kalkmaya çalıştım ama kalkamadım.
“Anne sen otur ben getireyim.” Dedi. Üzerimde uzun bir etek vardı. Altımdaysa dizlerime kadar uzun beyaz çiçek desenli donum vardı. Üzerimdeyse vücuduma tam oturan, sımsıkı saran gri tişörtüm vardı. Başımdaysa kenarları pembe iğne oyalı, genelde ev içinde başımı örttüğüm beyaz şifon eşarbım vardı. Oğlum elinde merhemle salona girdi.
“Anne sen divana uzan hem biraz sırtını ovayım hem de merhemi süreyim. Sabaha bir şey kalmaz,” dedi.
“Tamam, oğlum,” diyerek yüzüstü divana uzandım.
“Anne yastığı kafanın altına koy,” dedi. Yastığı kafamın altına koyunca, mecbur olarak yüzümü yan çevirdim. Oğlum sırtı bana dönük olarak divana oturdu. Üzerinde eşofman ve kazağı vardı. Göz göze geldik. Oğlum elleriyle tişörtümü ve altına giydiğim beyaz atletimi yukarı sıyırdı. Bende ona yardımcı olarak kulunçlarıma kadar çektim tişörtü. Talha tüpteki merhemi sıkarak, eline bolca sürdü. Sonra bana,
“Anne neresi acıyor, tam olarak bana göster” dedi. Elimle,
“İşte burası” diyerek belimin üzerine koydum. Talha elini elimin üzerine koyunca, ellerinin titrediğini fark ettim. Oğlum gösterdiğim yeri yavaş yavaş nazikçe ovmaya başladı. Merhemi belime iyice yedire yedire sürüyordu. Oğlumu iri parmakları sırtıma doğru çıkmaya başlamıştı. Merhem oldukça iyi gelmişti. Salon yanan sobadan dolayı çok sıcaktı ve bende mayışmaya başlamıştım. Gözlerimi kapatmış güzel masajın zevkini çıkarıyordum açıkçası. Oğlumun elleri kulunçlarımı ovarken,
“Anne şu tişörtü çıkarda rahatça ovayım” dedi. Gözlerimi açtım ve pozisyonumu hiç değiştirmeden güçlükle de olsa tişörtümü çıkarttım. Bu arada altına giydiğim atlette çıkmıştı. Vücudumun üst kısmında sadece beyaz sutyenim olduğu halde yatmaya devam ettim. Oğlum beni ufakken birkaç kez yarı çıplak olarak görmüştü. Oğlum olduğu içinde çekinmiyordum ama benim hakkımda farklı şeyler düşüneceğini o güne kadar hiç anlamamıştım. Neyse, oğlum tüm sırtımı güzelce ovdu. Sonra beyaz şifon eşarbımı yukarı doğru çekip, elini enseme koydu ve ovmaya başladı. Bu arada mecburen bana doğru yanaşmış ve birazda öne doğru eğilmişti. Yüzüm neredeyse kalçasını hizasındaydı. Hem sıcak hem de masaj ve merhemin etkisiyle mayışmıştım. Kendimi çok iyi hissediyordum. Oğlumun elleri çok iyi gelmişti.
“Anne nasıl iyi geldi mi?” Diye sordu.
“Ellerine sağlık oğlum, valla çok iyi geldi. Nerdeyse uyuyacağım”
“Ana yarın akşam yine yaparım. Bir şeyin kalmaz” dedi oğlum. Talha ensemi ovmaya devam ederken gözlerimi açınca, oğlumun önünün kabarmış olduğunu gördüm. Eşofmanın çadır gibi olmuştu. Gözlerimi açtığımın farkında olmayan oğlum boştaki sağ eliyle kalkık olan sikini eşofmanın üzerinden düzeltti. Sikin baş kısmı yukarı doğru eşofmanın altından belli olacak bir şekilde belli oluyordu. Şaşkınlık içindeydim. Karma karışık duygular içindeydim. Oğlum bende tahrik mi olmuştu? Ne yapacağımı bilemiyordum. Sonra kendi kendime “yok, Fatma olmaz şey sen yanlış anlıyorsun” diye aklımdan geçirdim. Kendime gelince hareket edince oğlum toparlandı. Ben yerdeki tişörtümü almak için hareket edince, Talha ayağa kalkarak hızlı adımlarla salondan dışarı çıktı. Çıkarken de,
“Anne ben ellerimi yıkayayım da geleyim” dedi. Odadan çıkarken gördüğüm manzara Talha’nın önü kabarık olan eşofmanıydı. Evet, kesindi oğlum benden tahrik olmuştu. Hemen üzerimi giyindim ve odama gittim.
Saat 22.00ye geliyordu. Talha,
“Hadi anne hazırla yatakları da yatalım. Sabah erken kalkıcam” dedi.
“Tamam, oğlum” diyerek çarşaf ve yastıkları getirmek için salondan çıktım. Soba salonda kurulu olduğu için ikimizde salonda yatıyorduk. Ben az önce uzandığım divanda Talha ise karşıdaki çekyatta yatıyordu. Bu akşam yaşananlardan sonra bu odada yatmak istemiyordum. Talha’nın yatağını hazırlamak için getirdiğim çarşafı sererken,
“Anne sen burada yatmıyor musun?” Diye sordu oğlum.
“Yok, oğlum ben odamda yatacağım” deyince.
“Olur, mu öyle şey annem, zaten hastasın, üşüteceksin. Daha da kötü olacaksın” diye karşılık verdi.
“Yok, oğlum vallahi iyiyim ben. Merhem çok iyi geldi. Ellerine sağlık anasının kuzusu” dedim.
“Anne niye laf dinlemiyorsun sen?” Dedi biraz sesini yükseltmişti.
“Oğlum niye kızıyorsun? İyiyim dedim ya” cevapladım. “o zaman sen burada yat sıcak sıcak, ben orada yatarım” dedi. Söz dinletemeyeceğimi anlayınca ısrar etmedim daha fazla.
“Tamam, oğlum kızma”
“Anne kızmıyorum. Senin iyiliğini düşünüyorum. Hasta olacaksın şu kış günü”
“Tamam, anasını kuzusu” dedim. Yatak odamda üzerimi değiştirdim. Üzerimde pembe bir gecelik altımda yine uzun sonum vardı. Başımı yine beyaz şifon eşarbımla kapatmıştım. Salona girip Işıkları kapatıp kırmız gece lambasını açtım ve yatağıma girdim. Talha sırtı dönük,
“İyi geceler anne” dedi.
“Sana da iyi geceler oğlum” diyerek karşılık verdim. Aklımda akşam olanlar uyumaya çalışıyordum. Oğlum bir yıl evli kalmıştı. Gelin oldukça güzel bir kızdı. Anlaşamamışlar ve Çocukları olmadan boşanmışlardı. Oğluma defalarca sormuştum neden boşandınız diye ama öylece geçiştirmişti her defasında. Gelinimle konuştuğumda bana bir şey söylemedi. Sadece bana oğlumun cinsel sorunlarını olduğunu ima etti ama akşam oğlumun akşam gördüğüm şeyden sonra cinsel olarak bir sorunu yok gibi görünüyordu. Açıkçası neden gerçekten boşandıklarını asla anlamadım. Aklım karışık olarak uykuya dalmıştım. Rüyamda oğlum yere çömelmiş kısık bir sesle bana
“Anne uyanık mısın?” diye sesleniyor, bir yandan da beni dürtüyordu. Gözlerimi açıp uyku sersemliğiyle cevap bile vermeye fırsatım olmamıştı ki, Talha birden çömeldiği yerden kalkıp ayağa kalktı ve odadan dışarı çıktı. Yataktan kalkmadan olduğum yerde terse döndüm. Bu arada yatak odamın kapısının açıldığını duydum. Ardından salonun açık olan kapısından içeri vuran yatak odasının yanan gece lambasının ışığıyla kendime geldim. Oğlum benim yatak odama gitmişti. Gecenin bir yarısı oğlumun yatak odamda ne işi vardı? Bugün her şey çok garipti. Ses çıkarmadan bir süre yatakta yattım. Talha içeri girmeyince, neler yaptığını merak etmeye başlamıştım. Sessizce yatakta doğruldum ve üzerimi düzelttikten sonra, parmak uçlarımda yürüyerek yatak odama gittim. Odanın kapısı aralık kalmıştı. Fark edilmeden aralık olan kapıdan içeri bakınca, alt tarafı çıplak olan oğlumu gördüm. Ayaktaydı ve kapıya dönük olarak elbiselerimi dolabının kapağını açmış, bir şeyler arıyormuş gibi duruyordu. Neler döndüğünü anlamaya çalışırken, yatağın üzerindeki loş ışıkta tam olarak göremediğim bir şeyler gözüme çarptı. Dikkatlice baktığımda sutyenim, külotum ve eşarbımın olduğunu anladım. Nefesimi tutmuş olacakları merakla izlemeye başladım. Oğlum dolaptan bir şey daha alıp dönünce, daha da şaşırdım. Elinde sadece özel günlerde giydiğim ipek Vakko eşarbımı tutuyordu. Oğlum eşarbı yüzüne götürdü ve derin bir nefes çekti. Bu arada boştaki diğer elini önüne götürünce, loş ışıkta tam olarak belli olmayan olan sikini sıvazlamaya başladı. Sonra oğlum yatağa uzandı. Yatak kapıya paralel olduğu için, oğlumu yandan görüyordum. Yatakta uzanan oğlumun sikini ilk defa bu kadar net olarak gördüm. Uzun ve kalındı. Elini sikinin üzerinde yukarı aşağı hareket ettiriyordu. O kocaman eliyle siki tuttuğu halde ancak yarısını kapatıyordu, diğer yarısı hala görünüyordu. Hele bir başı vardı ki, tıpkı bir mantar gibi kocaman duruyordu. Bu yaşıma kadar sadede kocamınkini görmüştüm. Gördüğüm ikinci yarakta oğlumunkiydi ve babasının sikiyle kıyaslanmayacak kadar büyüktü. Oğlum uzanarak sutyenimi aldı ve burnuna götürdü, yine kokluyor, derin derin kokumu içine çekiyordu. Aynı anda da parmaklarının arasında hapsettiği sikini sıvazlamaya devam ediyordu. Siki elinin içinde bir görünüp bir kayboluyor. Abartmayayım ama nerdeyse yirmi santim vardı oğlumun yarağı. Kendime İnanamıyordum, gözlerimi kırpıştırıp tekrar bakıyordum oğluma. Oğlum sutyenimin iç kısımlarını öpüyor, yalıyordu. Ağzından inlemeyle karışık sessizce, ‘Fatma, Fatma’m, ooh, harikasın annem Harika bir kadınsın sen’ kelimeleri dökülünce, beynimden kaynar sular dökülmeye başladı. Oğlum benim yatağımda yarı çıplak oturmuş, benim mahrem eşyalarımı öpüp, kokluyor ve otuzbir çekerken beni hayal ediyordu. Ne yapacağım şimdi ben? Diye düşünürken, oğlum bu seferde yatağın üzerinde külotumu alıp yüzüne götürdü. Avcuna aldığı külotumun ön kısmını yüzüne götürerek külotumun her tarafını öpmeye başladı. Tıpkı bir kadını öpüyor gibiydi. Amımın geldiği kısma dudaklarını değdirdiğinde bende kendimi tuhaf hissetmeye başladım. Kendimi olanlara bırakmış, şaşkın halde izliyordum. Oğlumun eli sikinin üzerinde yavaş yavaş inip kalkıyordu… Sıvazlıyor hiç acele etmeden… Okşuyor boydan boya. Kendimi alamıyordum oğlumu izlemekten. Oğlum sonra her tarafını öpüp kokladığı külotumu sikinin üzerine koydu ve sonra külotumu sikine sardı. Ufak külotum oğlumun devasa büyüklükteki sikini kapatamıyordu bile. Oğlum bu seferde ipek Vakko eşarbımı tıpkı külotuma yaptığı gibi burnuna götürdü. “Annem ne güzel kokun var, doyamıyorum kokuna.” Diye söyleniyordu. Eli külotumla sarılı sikinde yukarı aşağı hareket ediyordu. Karma karışık duygular içindeydim. Yatak odama girmek “ne yapıyorsun sen” diye sormak istiyordum ama yapamadım. Oğlum “ooh annem amın sıcacık, dolduruyorum amını annem” diye konuşurken hareketsiz kaldı. Sanırım boşalıyordum. Burnuna götürdüğü Vakko eşarbımı sikinin sarıp, elini hızlı bir şekilde yukarı aşağı hareket ettirmeye başladı. Yüzünü havaya kaldırınca, ağzından derin bir “ooh” çıktı. Çok zevk aldığı belli oluyordu. Tıpkı bir heykel gibi
hareketsiz bir şekilde kaldı. Sonra Talha yataktan kalktı ve benim çamaşırlarımı yeniden dolaba koymaya başladı. Bense yeniden sessizce salona yatağıma girdim. Yüzüm duvara dönük yattım. Çok zaman geçmeden salona giren Talha’yı yatağımın başında dikilir halde gördüm. Hemen gözlerimi kapattım. Ne yapacaktı biliyordum. Elini başımın üzerinde hissettim. “Annem” diye seslendi. Dudaklarımı ısırdım ses vermemek için. Resmen eşarbımı okşuyordu. Sonra oğlum eğildi ve kulağıma “annem seni seviyorum” diyerek, az önce külotumu sutyenimi öpen dudaklarıyla yanağımı öptü. Sonra Talha yatağına yattı. Aklım karışmıştı. Öz oğlum beni mi istiyordu? İçim ürpermeye başlamıştı. Biraz korku biraz heyecan duygularıyla karmakarışık olmuştum. “ne yapacaksın Fatma” diye sordum kendi kendime. Ne yapacaktım? Ne tepki verecektim? Gerçekten bilmiyordum. Elimi giydiğim uzun donumun üzerinden amıma götürdüm. Amım ıslanmıştı. Sıcaktan mı yoksa az önce gördüklerimin etkisiyle mi ıslanmıştım? Uzun zaman olmuştu bir erkek tarafından okşanmayalı, öpülmeyeli. Bir erkeğin sıcaklığına, teninin kokusuna, hasret kalmıştım. Elimi uzun donumun içine soktum ve parmaklarımı ıslanmış olan amımım içine soktum. Amım fırın gibi yanıyordu. Amımı parmaklamaya başladım. Zevkten inlemeye başlamıştım. Oğlumun inlememi duymaması için dudaklarımı ısırmaya başladım. Gördüklerimin etkisi ve yılların verdiği seks hasretiyle boşalmam uzun sürmedi. Öylece yatakta kaldım. Ve aldığım zevkin etkisiyle derin bir uykuya daldım. Sabah uyandığımda oğlum uyanmış, uyuduğu yatak boştu. Kendimi oldukça iyi hissediyordum. Uzun zamandan sonra kendi kendime de olsa boşalmış olmanın verdiği hoş bir duygu vardı. Gece yaşananlar aklıma gelince, tebessüm ettim. Sonra yataktan kalktım ve doğruca odama gittim. Elbise dolabını açınca oğlumun döllerini boşalttığı eşarbım ilk olarak gözüme çarptı. Katlanmış olan eşarbım iki uçundan açtım. Eşarp sanki tutkalla yapışmış gibi zorlukla açıldı. Talha’nın döllerinin olduğu Orta kısmı hala nemli ve ıslaktı. Gece Belli belirsiz gördüğüm iri taşaklarındaki döllerinin keskin kokusunu alıyordum. Parmaklarımı eşarbın üzerinde gezdirmeye başlayınca oğlumun dölleri parmaklarıma bulaştı. Çok uzun olmuştu bu bit erkeğin döllerini görmeyeli, en son kocamın döllerini görmüş ve ondan sonrada ilk gördüğüm oğlumun dölleri olmuştu. O da şimdi eşarbımın üzerinde duruyordu. Aklıma oğlumun gece Kullandığı külotum geldi ama çok aramama rağmen bulamadım. Hızlıca üzerimi değiştirdim. Etrafı toparladıktan sonra güzelce kahvaltı hazırladım. Dışarıda soğuk bir hava vardı. Her yer kardan bembeyazdı. Kapıdan dışarı çıkarak oğluma seslendim. Ahırdan çıkan oğlum,
“Efendim anne.” Diye seslendi.
“hadi gel kahvaltı hazır.” Oğlum soğuktan titreyerek evden içeri girdi. Hazırlamış olduğum masaya oturdum. Benim aksime çok sakindi. Geceden beri yaşadığım olayların şaşkınlığını üzerimden atmaya çalışıyordum. Ne düşüneceğimi? Ne yapacağımı bilmiyordum. Talha acıkmış yemeğini iştahla yiyordu.
“Ana belin nasıl oldu?” sorusuyla irkildim.
“Daha iyi oğlum.”
“İhmal etmeyelim de gene sürelim o merhemden.”
“İyi gibi duruyor oğlum. Ağrım yok.”
“Yok, gene süreyim o merhemden. Bugün işim yok hepsini bitirdim. Bir kahveye inip geleyim sonra süreriz” dedi. Tamam, anlamında başımı salladım.
O gün oğlum kahvaltıdan sonra kahveye gitti. Zaten bu ufacık yerde yapacak şeyler sınırlıydı. Hele karakışta yapacak tek şey buydu. Akşam olup hava kararınca Talha eve geldi. Yine her zaman olduğu gibi yemek faslı derken, çaylarımızı dizi izlerken içiyorduk. Yemekten sonra üzerime garip bir uyuşukluk çökmüştü. Kendimdeydim ama gibi yarı uykulu bir haldeydim. Yediğim bir şey mi dokundu mu diye düşünürken, bir yandan da gözlerim kısık uzandığı çekyatta televizyonu izleyen oğlumu izliyordum. Talha,
“Anne hayırdır? Akşamdan beridir beni izliyorsun Bir şey mi var” diye sordu. İrkilerek,
“Yok, oğlum ne olsun. Bir ağırlık çöktü üzerime?”
“İyisin değil mi anne? Hadi uzan da sırtına merhem süreyim” dedi. Göz göze geldik. Birden ayağa kalktı ve yanıma gelip divana oturdu. Gözüme çarpan oğlumun, eşofmanın altından kalkmaya başlayan yarağı oldu. Kesin olan bir şey vardı, oğlum benden tahrik oluyordu. Nasıl olurdu böyle bir şey aklım almıyordu, bir oğul annesinden tahrik olurdu. Bu büyük bir günahtı. Ne tepki vermem gerekiyordu? Bilmiyordum. Belki de karşıma çekip konuşmalıydım oğlumla. Aklımda bu düşüncelerle, Talha beni omuzlarımdan tutup divana yüzüstü yatırdı. Ardından giydiğim kazağı yukarı kadar sıyırdı. Soğuk merhemi vücuduma sıkmaya başladı. Sonrada iri elleriyle merhemi sırtıma yayarak sürmeye başladı. İki eli sırtımda geziyor ve merhemi vücuduma güzelce yediriyordu. Doğruyu söylemek gerekirse oğlum çok güzel masaj yapıyordu ve bende bundan hoşlanmaya başlamıştım. Ben yine çaktırmadan oğlumu izliyordum. Daha doğrusu gözlerim oğlumun önündeydi. Talha’nın siki yine kalkmıştı.
“Anne hadi çıkar şu kazağını” kafamı güçlükle kaldırıp oğluma baktım.
“Ne bakıyorsun? Rahat süremiyorum merhemi.” Dedi. İtiraz etmedim ve atlet ve kazağı çıkardım. Oğlum beklemediğim bir şey yaparak divanın üzerine çıktı ve üzerime oturdu. Bacaklarım bacaklarının arasında, tam baldırlarımın üzerinde oturmuştu. Oğlumun kasığı benim kalçalarımla birleşmiş olduğu için kalkık olan sikini kalçalarımda hissediyordum. Şaşkın bir halde,
“Oğlum ne yapıyorsun?” diye sordum. Ellerini yeniden sırtıma koyan oğlum,
“Öyle rahat olmuyordu anne. Böyle rahatça sürebiliyorum” dedi. Oğlum ellerini sırtımın üst kısımlarını ovmak için hareket ettikçe biraz daha öne eğiliyor ve kalkık siki iyice kalçalarıma baskı yapıyordu. Oğlumun siki kazık gibi sert ve kocamandı. Yıllar sonra ilk defa bir yarak vücuduma değiyordu ve bu yarak oğlumundu. Oğlum bana kerkiniyordu ve ben tepki veremiyordum. Oğlum nihayetinde bir erkekti. Onunda ihtiyaçları vardı. Bu köy yerinde gördüğü yegâne kadın bendim. Oğlumun yaptığı yanlıştı, günahtı ama benim sessiz kalmam, tepki göstermemem, onu daha da cesaretlendiriyor muydu? Ben bu soruyu kendime sorarken, Talha birden ellerini belime doğru indirdi ve ardından yavaşça giydiğim eteğin kenarlarından içeri doğru kaydırdı. Bir karar vermem gerekiyordu, ya bu işe bir an önce son vermeli, divandan kalkmalıydım ya da ses çıkarmadan, bu olayın nereye gideceğini görmeliydim. Kalçalarımda hissettiğim kocaman sert bir yarak oğluma ait olsa da bende bir kadındım ve şimdi içinde bulunduğum ortam, kalçalarımda hissettiğim yarak, bir erkek tarafından beğenilmek benimde hoşuma mı gidiyordu yoksa? Oğlum parmaklarını yarısına kadar eteğimden içeri sokmuş, öylece bekliyordu. Sanırım vereceğim tepkiyi görmek istiyordu.
“Anne şu eteğini çıkaralım da şu bacaklarına da masaj yapayım.” Dedi. Cevap vermedim çünkü ne diyeceğimi bilmiyordum. Sessiz kaldığımı gören oğlum yavaşça eteğimi sıyırıp bacaklarımdan aşağı çekip çıkardı. Şimdi oğlumun karşısında başımda beyaz eşarbım, siyah sutyenim ve altımdaki uzun çiçekli uzun donumla yarı çıplak şekilde uzanmış yatıyordum. Üzerine oturduğu baldırlarımdan kalkan oğlum, ayak bileklerimden başlayarak masaj yapmaya başladı. Elleri yukarı doğru çıkıyordu. Donumun üzerinden önce baldırlarımı sıkıyor, okşuyordu. Oğlum ellerini kalçalarımın üzerine getirdi ve hafifçe okşamaya başladı. Çok güzeldi. Harika masaj yapıyordu. vücudumun okşanmasından zevk almaya başlamıştım, çünkü amımın sulanmaya başladığını hissediyordum. Oğlum bunu anlarsa diye korkmaya başlamıştım ki Talha kalçalarımı sert bir şekilde hamur gibi yoğurmaya başladı. Çok güzeldi. Bir erkek kalçalarımı okşuyor, uzun zamandır tatmadığım duyguları tattırıyordu. Aldığım zevkin etkisiyle dudaklarımdan “ahhh” diye inleme çıktı.
“Anne iyi misin? Acıdı mı yoksa?” diye sordu. Konuşmak istedim ama kelimeler ağzımdan çıkmıyordu. Kendimden geçmek üzereydim. Kalçalarımın üzerinde bir ağırlık hissettim. Gözlerimi açıp, güçlükle kafamı geriye çevirince oğlumun kalçalarımın üzerine oturduğunu gördüm. Yavaş yavaş gözlerim kararmaya başladı.
Gözlerimi açtığımda oda karanlıktı. Gözlerimin karanlığa alışmasından sonra, yatakta doğruldum. Oğlum sanırım odada yoktu. Yattığı divan boş görünüyordu. Üzerimde sutyenim ve giydiğim uzun donum vardı. Elimle yattığım yeri yokladım ve akşam giymiş olduğum tişörtü alıp hemencecik giyiverdim. Elimi giymiş olduğum uzun donu kontrol edince, ön kısmının ıslak olduğunu fark ettim. Parmaklarımı ıslak kısma sürdüm. Sonra ıslanmış olan parmaklarımı burnuma götürdüm. Çamaşır suyuna benzer keskin bir kokuyu içime çektim. Ne olduğu oldukça açıktı. Oğlum Talha döllerini akıtmıştı. Ürperdim. Bir korku içimi kapladı. Elimi bu sefer tıraşlı olan amıma götürdüm. Aklımda sadece bir soru vardı. Oğlum beni sikmiş miydi?