Ensest HikayeleriGenelHikayelerSeri Hikayeler

Kaynanam (8)

Kaynanam, “Tamam bakarız!” dedikten sonra hiç konuşmadı. Ben de istediğim cevabı aldığım için onun bu sessizliğine ortak oldum. Çantasını açıp bir şeyler aramaya başladı. Derken,

“Hay Allah kahretsin!” dedi telaşla.

“Ne oldu, ne var?” dedim merakla.

“Güneş gözlüklerimi evde unuttum. Tezgahın üstündeydi, makarnayı yaparken dolap rafının üstüne koymuştum, orada kaldı!” dedi tedirgin bir sesle. Sonra da, “Bir şey olur mu?” diye sordu gözlerini açarak.

“Yok, bir şey olmaz, ben hallederim sen merak etme. Müsait bir zamanda gider alırım. Bir şey olmaz korkma!” dedim onu teselli etmeye çalışarak. Kaynanam,

“Arzu görmesin orada, mutlaka al, sonra bu gözlüklerin burada ne işi var diye sorar, başımız derde girer!” dedi vites kolundaki elimi tutarak.

“Ya tamam, niye bu kadar korkuyorsun, görsün, ne olacak, annen evi gezerken oraya koymuş deriz olur biter!” dedim.

Kaynanam aramızda bir ilişki olduğunun ortaya çıkmasından korkuyordu. Haksız değildi ama bazen abartıyordu.

“Telaş ettin. Çıkalım çıkalım diye başımın etini yedin. Al o kadar acele ettirdin de ne oldu. Yollar boş, hemen geldik, ne vardı sanki o kadar telaş edecek. Banyo bile yaptırmadın, cenabet cenabet araba sürdürüyorsun bana!” dedim tepki göstererek. Ancak kaynanam,

“Olsun, git evinde yap banyonu ne olacak. Arzu şüphelense daha mı iyi olacak?” dedi karşılığında.

“Öfff, valla sana laf anlatılmaz!” diyerek susmayı tercih ettim. Eve yaklaşmışken,

“Ben şurada ineyim, Selime’ye uğrayacağım!” dedi. Selime telefonda konuştuğu eltisi, karımın yengesiydi. İstediği yerde durdurdum arabayı. Soğuk bir sesle, “Görüşürüz!” diyerek inecekken,

“Hişş, nedir bu halin?” dedim.

“Canım sıkıldı bu gözlük işine!” dedi. Elini tutup,

“Ya tamam, ben gider alırım yarın, korkma. Tamam mı? Bak, haber bekliyorum senden!” dedim. Kaynanam elini çekip,

“Tamam tamam!” diyerek kapıyı açıp indi.

Arzu’yu bıraktığım binanın yakınında park ettim. Aradım, birkaç kez çaldıktan sonra açtı.

“Ben geldim, aşağıdayım!” deyince,

“Annem de yanında mı?” diye sordu.

“Yok, o yengene uğrayacakmış, indi!” dediğimde,

“Aa, iyi tamam, bekle biraz!” dedi ve kapadı telefonu. On dakikadan fazla gelmesini bekledim. Elinde siyah bir poşetle, çocuklarla geldi. Sonra da çocuklarla beraber eve doğru yola koyulduk.

“E anlat bakalım annemle neler yaptınız?” diye sordu. Ona gerçeği söyleyemeyeceğim için bir şeyler uydurdum.

“İyi iyi, başının etini yemedi yani!” dedi sözlerim biterken.

“Sen de ne diye uğraşıyorsun şu kadınla, bir şey yaptığı yok zavallının!” dedim.

Zavallı dediğim kadınla daha bir saat önce çatır çatır sikişmiştim halbuki. Ama Arzu annesini aralarında bilmediğim bir mesele varmış gibi çekiştirip durdu bir süre daha. Bense ses ederek onu daha da kızdırmak yerine susmayı tercih ettim…

Akşam kızları erkenden yatırdıktan sonra yanıma sokuldu Arzu. Kumandayı elimden alıp televizyonu kapattı. Yanağımdan öptükten sonra,

“Niye öyle soğuk duruyorsun?” dedi fısıltıyla.

“Ne soğuğu?” dedim elimi omzuna atarak.

“Öyle, soğuksun. Dün gece yalnız yattığına memnun kaldın herhalde?” dedi dudaklarını büzerek.

“Sen kendin istedin, gelmedin eve!” dedim yanağından öperek.

“Ama şimdi evdeyim, yanındayım. Bana böyle davranma!” dedi gülümseyip. Sonra da, “Sana sürprizim var!” diyerek kalktı yanımdan.

Gündüz annesini sikmiştim iki posta, şimdi de kendisi istiyordu. Eve gelir gelmez banyo yapıp uzanmıştım bir saatten fazla. Yorgunluğum geçmişti, Arzu için hazırdım. Bahsettiği sürprizin ne olduğunu merak ediyordum.

Birkaç dakika sonra sürprizinin ne olduğunu gördüm. Arzu üzerinde kalçalarına inen askılı tül bir gecelikle içeri girdi. Siyah tül geceliğin altında sutyen yoktu, sütle dolu şişkin memeleri kocaman birer çıkıntı yapmıştı. Altında ise minicik siyah bir külot vardı. Amını bile örtmekte yetersiz kalmıştı.

“Nerden aldın bunları?” dedim heyecanla.

Karımı bu şekilde görmek beni heyecanlandırmış, yarağımı sertleştirmişti. Arzu’nun birkaç seksi sutyen ve külotu vardı ama üstündekileri ilk defa görüyordum.

Karşıma geçip etrafında döndü. Siyah minik külotun arkası ipliydi ve götünün arasına girmişti. Tül geceliğin altında götünün sıkı yanakları görünüyordu. Ben yine,

“Nerden aldın?” diye sorunca,

“Sümeyye verdi!” dedi.

“Sümeyye mi?” dedim şaşkınca.

“Evet, çeyizinde gelmiş, kendi kullanmadığı bir sürü külot, tanga, sutyen vardı. Onların hepsini bana verdi!” dedi.

“Hadi canım!” dedim daha da şaşırarak.

“Ben bunları giymiyorum dedi, atmaya da kıyamamış. Hepsi kaliteli markalar. Kendi annesi, kaynanası, görümcesi vs. almış bunları, hepsini poşete doldurup verdi bana. O bagaja koyduğun poşette bunlar vardı işte!” dedi gülerek.

Ellerimi tül geceliğin altına sokup kalçalarını okşarken,

“Kendisi giymiyor muymuş?” diye sordum.

“Sevmiyormuş böyle giyinmeyi!” dedi Arzu saçlarımı okşayarak.

“Peki, kocası da mı istemiyormuş?” dediğimde,

“Kocası paçalı don giymesini istiyormuş, eteğinin altında külotunun izi çıkmış diye tokatlamış bir keresinde!” dedi kahkahayla.

“O yaşta kadın paçalı don giyer mi ya?” dedim gülerek.

“Herkes senin gibi medeni değil şekerim!” dedi burnumu çekerek.

Elinden tutup çekerek kucağıma oturttum. “Güzelim, benim için senden başkası mı var? Böyle seksi şeyler giyince beni delirtiyorsun, sana da yarıyor işte…” dedim gülümseyerek ve dudaklarından uzun uzun öptüm.

“Az bekle!” diyerek içeri gitti. Döndüğünde elinde bahsettiği torba vardı. Arzu torbayı tutup yanıma, koltuğun üzerine boşalttı. Bir sürü külot, sutyen, gecelik, çorap vs. döküldü torbadan.

“Bunlar ne ya?” dedim sutyen ve külotlardan birkaçını alarak. Üzerlerinde etiketleri duruyordu halen, bazıları küçük karton kutuların içindeydi.

“Yatak odasına geçtim kızı emzirmek için. O zaman söyledi bana. Arzu bir sürü çamaşır var, sen alır mısın, ben giymiyorum dedi. Ben de göster neymiş dedim. Küçük bir çantanın içine doldurmuş hepsini, sen giyersen götür bunları deyince ver dedim sevinçle. Baksana ya, hepsi marka bunların, bunlar atılır mı?” dedi çoraplardan birini alarak. Sonra da giyindi hemen önümde domalarak.

Arzu beni kışkırtmasını çok iyi biliyordu. Tül geceliğin altında götünü cömertçe sergiliyordu. Az sonra doğruldu. İnce siyah bir çoraptı giydiği. Üst kısmı dantelli çorap kalçalarına kadar geliyordu.

“Jartiyer çorabı diyorlar buna. Bu dantelli kısmı silikonluymuş, bacaktan kaymıyor. Çok rahat valla, külotlu çorap yerine giyerim bunu!” dedi ince siyah çoraplı bacağını göstererek.

“Valla, iyi ki gitmişsin bugün, baksana harika şeyler bunlar!” dedim keyifle.

Karşımda ayakta dururken çoraplı bacaklarını okşadım. İnce siyah çorabın üzerinde ellerim kayıyordu yağlanmış gibi. Minik ipli külotunun örtmekte zorlandığı amının etli dudakları çıkıntı yapmıştı. Göt yanaklarını okşadım, avuçlayıp sıktım. Arzu’nun ateşi başına vurmuştu çoktan.

“Soyunsana sen de!” dedi tül geceliği başından çıkararak.

Soyunmadan önce holün ışığını açıp salonunkini kapadım. Şimdi loş bir aydınlık oluşmuştu salonda. Arzu çekyata oturmuştu.

“Şu bugün giydiğin ayakkabılar var ya, onları giysene, daha güzel olur!” dediğimde,

“Tamam, ayakkabılıktan getir o zaman, ama altlarını sil, halı kirlenmesin!” dedi.

Koşar adım ayakkabılıktan aldım ayakkabıları, tabanlarını kağıt havlu ile sildikten sonra salona döndüm. Arzu,

“Sen giydirsene!” deyince önünde çömelip giydirdim ayakkabıları. Elinden tutup kaldırdım. Zaten uzun olan boyu bu yüksek topuklu ayakkabıları ile daha da uzamıştı.

Belinden kavrayıp kollarımın arasına aldım onu. Dudaklarına yumulurken bir yandan da götünün dolgun ve sıkı yanaklarını okşuyordum. Arzu dudaklarımı tıpkı annesinin gündüz yaptığı gibi sıkı sıkı emerken bir yandan da sağ eliyle yarağımı tutup kavramıştı. Öpüşmenin arasında,

“Çok özledim seni!” deyip duruyordu. Götündeki ellerimi memelerine attım. Uzun zamandır emzirme neticesi büyüyen etli uçlarını sıkıp okşadım.

Az sonra Arzu çekyata oturdu. Ayaklarını iki yana açarak önünde sallanan sertleşmiş yarağımı okşadı bir süre. Nazikçe sıvazlayıp taşaklarımı avuçlarken bir yandan da gözleriyle süzüyordu beni.

Uzun, pembe dilini uzattı ve yarağımın kafasını dilledi az sonra… Karımın dil darbesi beni titretirken Arzu aynısını birkaç defa daha yaptı. Hemen ardından da taşaklarımdan kafasına kadar dilini yarağımın üzerinde gezdirdi. Şişen taşaklarımı löp bir yumurta gibi ağzına alırken emiyordu. Bense aldığım keyifle uzun dalgalı saçlarını okşuyordum.

Biraz eğildim ve o yarağımı ağzına alıp iştahlı saksosuna başlarken ben de memelerini avuçladım. Arzu ıslak ve yoğun saksosuna devam ederken yarağım demirden bir sopaya dönmüştü.

Loş ışıkta beyaz yanaklarında yaptığı şişkinlikleri görüyordum. Zaman zaman boğazına kadar alıyordu yarağımı, bir süre bekledikten sonra çıkartıyor sonra yeniden aynısını yapıyordu. Sevgili karım sakso konusunda kendini geliştirmişti.

Ancak bu zevkli anlarımız Arzu’nun mutfakta çalan telefonu ile kesildi. Yarağımı çıkardı ağzından,

“Allah kahretsin çocuklar uyanacak!” dedi ve hızla parmak uçlarına basarak mutfağa koştu. Az sonra elinde telefonla yanıma geldiğinde annesiyle konuştuğunu anladım.

“Ee, sen ne dedin?” diye sorarken Solmaz annenin sesini belli belirsiz duyuyordum. Ne hakkında konuştuklarını anlayamadım ama Arzu çok kızmıştı.

“Ağzına sıçtığımın orospusu!” diye küfür ederken parmak uçlarına basa basa arka odaya geçip kapıyı kapattı. Yanımda konuşmak istememişti. Birkaç dakika sonra yanıma geldi,

“Şunu sessize alayım!” dedi ve telefonu televizyonun önüne koydu.

“Ne oldu, konu ne?” diye sorunca,

“Boş ver, bizim aramızda!” dedi ve yeniden çekyata oturdu.

Bir kaç dakikalık arada yarağım inişe geçmişti. Arzu usta elleriyle yeniden kavradığı yarağımı nazikçe okşayıp sıvazladıktan sonra ağzına aldı. Hünerli dil darbeleri, emmeleri ve yalamaları ile yarağım az önceki gibi sertleşmişti kısa sürede. Derken Arzu,

“Sen de yapsana!” dedi yarağımı ağzından çıkarıp dudağının kenarından akan sıvıları sildikten sonra.

“Uzan şöyle!” deyince sırtını çekyata yasladı.

Önünde dizlerimin üzerine çöktüm. Arzu uzun bacaklarını iyice aralarken minik külotunu kenarındaki ince lastiklerinden tutup çıkardım. Şimdi taze ve tıraşlı amı karşımdaydı.

Amının üzerinde, dudaklarında ve kasıklarında ıslaklık vardı, Arzu çoktan zevke gelmişti. Dilimi uzatıp etli dudaklarını emmeye başladığımda, “Ihhhh!” diye derin bir iç geçirdi. Hemen sonra dudaklarını emerken,

“Orhannnn!” diye kedi miyavlar gibi söyledi adımı. Annesininki ile benzerlik gösteriyordu Arzu’nun bu hareketi.

Kalçalarından tutup kendime çekerken amı tam istediğim gibi ağzımın önüne gelmişti. Karımın sıcak ve ıslak amını iştahla emmeye başladım. Arzu zevkle inlemeye başlamış, nefes alış verişi sıklaşmıştı. Elleri saçlarımda geziniyordu.

Amının dudaklarını emiyor, ısırıyordum. Bızırına değdirdiğim dilim ise onu yerinde zıplatıyordu adeta. Dillemelerim ve emmelerimle iyice şişen amının pembe dudakları ağzımın içinde titriyordu.

Arzu’nun iniltileri çoğalırken sessize aldığı telefonu televizyonun önünde titreşmeye başladı. Telefonun ekranı loş salonu aydınlatıyordu.

“Kim bu şimdi?” dedim sinirle. Ancak Arzu benden daha çok sinirlenmişti,

“Annemdir, siktir et!” dedi fısıltıyla. Telefonun ekranı yeniden kararırken ben amını emmeye kaldığım yerden devam ettim.

Ancak sonunda Arzu bir an önce amına girmem için söylenmeye başladı. Ben de daha fazla devam etme taraftarı değildim zaten. Ayakta boşalacak hale gelmiştim, üstelik dizlerim de çıplak parkenin üzerinde durmaktan ağrımıştı. Ayağa kalkarken Arzu da doğrulup kalktı. Bir süre öpüştükten sonra,

“Hadi sik artık!” diye inledi.

“Tamam, geç şöyle!” dedim ve domalmasını istedim. Ancak Arzu,

“Yatağa gidelim, burada istemiyorum!” deyince,

“İyi tamam!” dedim. Karı koca el ele yatak odasına geçtik. Kızlar beşiklerinde mışıl mışıl uyuyordu. Holün ışığı yatak odasını da salon gibi loş bir aydınlığa bürümüştü. Arzu ayakkabılarını çıkartmak isteyince,

“Çıkarma, öyle uzan, daha seksi oluyor böyle!” dediğimde,

“Tamam!” dedi gülümseyerek.

Sırtüstü uzandı yatağa ve bacaklarını açtı iyice. Amını ovalarken bacaklarının arasına girdim, üzerine uzandım. Yarağımı amının üzerine sürterken memelerini emmeye başladım.

Sikmeden önce biraz daha azdırmak, kıvama getirmek istiyordum karımı. Arzu’nun elleri saçlarımda, belimde gezinirken,

“Hadi Orhan!” dedi fısıldayarak. Geriye çekilip dizlerimin üzerinde doğruldum.
Yarağımı sıvazlarken,

“Prezervatif takma!” dedi aynı fısıltılı sesiyle.

Arzu yeniden hamile kalmak istiyordu, ben buna hazır değildim, ama karımın iradesi bu konuda benimkinden daha baskındı. Yeniden eğildim üzerine ve yarağımın kafasını tutup amına soktum yavaşça.

Arzu, “Immm!” diye zevkle inleyip dudaklarını emerken amında ağır ağır gidip gelmeye başladım. Kollarını sırtıma attı önce, sonra da uzun siyah çoraplı bacaklarını kaldırıp geriye attı.

Karımın ideal pozisyonu sağlamasının ardından hızlıca sikmeye başladım. Yüzümü saçlarına gömüyor, dudaklarını öpüyor, emiyordum. Altımdaki sütlü memeleri löpür löpür sallanırken yatağımızdan da gıcırtılar geliyordu.

Arzu şevkle inliyor, daha hızlı sikmem için söyleniyordu. Ancak Arzu’nun aksine yatağın gıcırtıları komşuların bizi duymasına sebep olabileceğinden kendimi tutmaya çalışıyordum.

Yarağım boydan boya girip çıkıyordu karımın taze, genç amına. Annesininkine göre daha dar kalan amı, en az onunki kadar ıslak, sıcak ve kaygandı. Pompaladıkça çıkan ‘Şop şop şop!’ seslerine ıslak ve yoğun sikiş sesleri karışıyordu. Karımın gittikçe açılıp genişleyen amı ses vermeye başlamıştı.

Karımın havaya diktiği uzun bacakları yarak darbelerimle sallanıyordu. Siyah topuklu ayakkabılarının tabanları yukarıdaydı. Siyah çorap çok yakışmış, ayakkabıları ile daha da seksi olmuştu.

Amına yüklendikçe sallanan bacakları beni daha da azdırıyordu. Bir hızlanıp bir yavaşlayarak amında gidip gelirken kulağına fısıltıyla,

“Götten de yapalım mı?” diye sordum. Arzu sırtımda gezdirdiği ellerini götüme atarken,

“Olmaz!” dedi sıcak nefesi ile yüzümü yalayarak.

“Niye, kaç zamandır istiyorum vermiyorsun, kocanım ben senin!” dedim.

Arzu cevap vermek yerine inlemeyi tercih ederken ben yine aynı sözleri tekrarladım. Bu kez,

“Hamile kalayım önce!” dedi.

Bu cevabının ardından daha da yüklendim amına, sert sert sokup çıkardım yarağımı. Arzu’nun tıpkı annesi gibi nefesi kesilecekmiş gibi oldu. İkisi de bundan hoşlanıyordu.

“Hamileyken hiç yapmazsın, yalan söyleme bana!” deyince,

“Yapacam!” dedi iniltiyi andıran bir sesle.

“Yalan söyleme, vermezsen zorla sikecem götünü!” dedim karşılığında. Arzu,

“Ahhhh!” diye inleyip dudaklarını emerken, “Valla yapacam!” dedi gözleri kapalı halde.

“Ben şimdi istiyorum, senin hamile kalmanı bekleyemem!” dedim. Arzu sözlerime cevap vermeyip kendini sikişin zevkine bıraktı.

Boşalmaya yaklaşıyordum artık. Pompaladıkça yaylı yatağın sesleri artmış, yatak başı da ara sıra duvara vurur olmuştu. Bu sesler beni frenliyor ama karımın iniltileri ise ters bir etki yaratıp gaza daha çok basmama sebep oluyordu.

Artık belimi oynatarak amına girip çıkmayı bırakıp götümü kaldırıp indirerek yükleniyordum. Bu da hem yatağın seslerini artırıyor hem de ‘Şop şop şop!’ diye çıkan sikiş seslerimizi çoğaltıyordu.

Ama bu sesler Arzu’nun umurunda değildi, o deli gibi sikilmek ve sonucunda hamile kalmak istiyordu.

Sikişmemiz son sürat ilerliyor ama sona da yaklaşıyordu artık. Arzu bacaklarını daha da geriye attı bir ara benden durmamı isteyerek. Sivri topuklu ayakkabılarını tuttuktan sonra da,

“Hadi!” diyerek yeniden pompalamamı istedi.

Götü bu halde dikilmişti havaya doğru. Şınav çeker gibi yükleniyor, sikiyordum. Yaylı yatak ikimizi de havaya zıplatırken çıldırmışçasına abanıyordum karımın amına.

Yatağın başı duvara vurup duruyor, yayları da gıcırtılı seslerini çoğaltıyordu. Büyük kızımın çıkan seslerden rahatsız olup mızıldadığını duyduk ikimiz de. O nedenle bir süre yarağım amında bekledim. Arzu susmasını beklerken,

“Hişşş hişşşş!” diyerek onu uykusunda sakinleştirip yatmasına çabaladı bir zaman. Sonunda kızımız uykusuna kaldığı yerden devam ederken ben de karımın amında çalışmaya devam ettim.

Ancak bu çalışmam fazla uzun sürmedi. Kendimi kaybetmiş halde sarsıla sarsıla boşalmaya başladım. Ayak uçlarım ve ellerimin üzerindeki vücudum kalkıp indikçe döllerim de yarağımdan amına akıyordu.

Arzu iniltiler, hızlı nefes alışverişler eşliğinde boşalmama iştirak ediyor, ayakkabılarını tutmaya devam ediyordu.

Bugünkü üçüncü boşalmamın neticesinde kendimi külçe gibi bıraktım karımın üzerine. Arzu boynumu ve yanaklarımı öperken,

“Seni çok seviyorum!” deyip duruyordu.

Bacaklarını indirip uzattı yatağa. Amından çıkıp yanına uzandığımda benden yastık istedi. Uzattığım yastığı alıp belinin altına koyduktan sonra bacaklarını kaldırdı biraz ve sonra da ellerini açarak duasını etmeye başladı. Üçüncü çocuğumuzun olması için dua ediyordu, gözlerini kapatmış dudaklarını kırpıştırıp duruyordu.

Bense sessiz kalıp kendime gelmeye çalıştım bu süre boyunca. Arzu’nun duası sonunda bittiğinde başını göğsüme koydu. Saçlarını okşarken,

“Ben ciddiyim götten verme konusunda!” dedim. Arzu elini göğsümde gezdirerek,

“Tamam Orhan, dedim sana işte, uzatma!”

“Hamile kalınca götten mi vereceksin?”

“Evet!” dedi göğsümü öptükten sonra.

“Öfff, sen hamile kalana kadar bekleyemem ben, azgınlığım başıma vurdu benim, kaç zamandır istiyorum vermiyorsun, hamile kalınca hiç vermezsin, beni oyalıyorsun aklın sıra!” dedim tepkiyle…

“Ya istediğin şey normal bir şey değil, ona rağmen ben kabul ediyorum, biraz sabret!” dedi iç geçirip.

Bu sırada küçük kızımız mızıldanmaya başlamıştı. Arzu beşiğine uzanıp onu yatırmaya çalışırken ben de kalkıp banyoya geçtim. Sıcak suyun altına girdim, hızlı bir duş alıp kurulandım.

Yatak odasına döndüğümde Arzu ayakkabıları ve çorapları çıkarmış, yatak örtüsünü de üstüne çekmiş yatıyordu.

“Sen yıkanmıyor musun?” diye sordum.

“Yok, sabah yıkanırım. İnternette okudum, hamile kalmak istiyorsanız ilişkiden sonra hemen yıkanmayın yazıyordu. Bugün yaş gününe gelen bir hoca da öyle söyledi!” deyince, Uykum yoktu, o nedenle,

“Ben içeri geçiyorum!” dedim. Arzu,

“İyi tamam, ben yatıyorum!” diyerek sırtını dönünce ben de salona geçtim. Yerde duran kıyafetlerimi giyindim. Saat daha yeni 22:00 olmuştu.

Televizyon izlerken Arzu’nun sessizde duran telefonu yine çalmaya daha doğrusu titreşmeye başladı. Arayan annesiydi. Mecburen ben açtım, Arzu’nun yerine benim sesimi duymak kaynanamı şaşırtırken,

“Ne oldu?” diye sordum.

“Arzu nerede?”

“Yattı, bir şey mi var?” dedim merakla.

“Yok, konuşacaktım sadece…” dedi.

“İyi, o yoksa benimle konuş!” dedim karşılık olarak. Ancak kaynanam benim sesimi duymaktan rahatsız olmuş gibi,

“Kalsın!” dedi soğuk bir sesle.

“Senin derdin ne?”

“Derdim falan yok!”

“Ee, ne bu halin o zaman?” dedim. Kaynanam cevap vermeyince yine aynı soruyu sordum.

“Boş ver Orhan, seninle ilgisi yok!” dedi ve başka bir şey demeden pat diye kapadı telefonu.

Bu hareketine çok gıcık oldum. Kendi telefonumla aradım, ama birkaç kez çaldıktan sonra meşgule attı. Sonrasındaysa telefonunu kapattı, aramalarım sonuçsuz kaldı. Ev telefonu vardı, ama telefon makinesi bir süredir bozuk olduğu için çalışmıyordu.

Kaynanamla Arzu arasında bir mesele vardı ve bana söylemiyorlardı. Ancak ne olduğunu çok merak ediyordum. Yatak odasına geçtim. Arzu henüz uykuya dalmamıştı.

“Ne oldu?” diye sordu.

“Canım sıkıldı, biraz kahveye takılacam arkadaşların yanına!” dedim. Arada bazı akşamlar kahveye giderdim, Arzu gitmemi istemiyor olsa da gitme demezdi. Yine öyle oldu.

“İyi tamam, çok gecikme. Anahtarını al, kapıyı da kilitle!” dedi ve sırtını döndü.

Giyinip çıktım. Arkadaşların yanına kahveye gitmeyecektim elbette. Gideceğim yer kaynanamın eviydi. Aralarındaki meselenin ne olduğunu çok merak ediyordum…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu