Aldatma HikayeleriGenelHikayelerSeri Hikayeler

Utanç Veren İlişki 2 – SON

Hasan’ın karısı ile yaşadıklarım içimde derin bir pişmanlık oluşturmuştu. Günler geçmesine rağmen bu histen bir türlü kurtulamıyordum. Tek tesellim Hasan’ın artık başka şehirde olması nedeniyle onunla karşılaşmayacak olmamdı.

Onu her gördüğümde pişmanlık duygusu içimde yeniden alevlenecekti. Her ne kadar seksi karısı benimle sevişmeyi kendisi istemiş de olsa, karısını becerdiğim anlar gözümün önüne gelecekti her defasında…

Hasan o günden sonra beni hiç aramadı. Ta ki iki hafta sonra sabah saatlerinde ansızın yanıma gelinceye kadar… Odama girip oturdu. Asabi bir hali vardı. Aklımdan bir saniyede onlarca şey geçti. Yoksa her şeyi öğrenmiş miydi? Karısıyla seviştiğimi öğrendiyse ne yapacak, dövüşecek miyiz, çekip beni vuracak mı?

Hasan benim içimden geçenlerden habersiz, yine her zamanki haliyle makineli tüfek gibi konuşmaya başladı.

“Şefim kusura bakma ne olur. O gün nakliyeci ile hoş olmayan şeyler yaşanmış. O olayın üzerine hanım da taşınmayı kabul etmedi. Yine döndüm buralara.”

“Sevindim Hasan, hayırlı olsun.”

“Pek hayırlı değil şefim… Şantiyeye iş için başvurdum ama hem ihtiyaç yok diye hem de yakın zamanda sara nöbeti geçirdiğim için kabul etmediler. Çok masrafa girdim işe ihtiyacım var son kez yardım et bana lütfen.”

“Hasan usta iş konusu kolay. Onu çözeriz. Dur az soluklan. Niye geri döndün, eşin niye gelmedi? Eşyaları bile toplamıştınız oysa…”

“Şefim nakliyeci sorun çıkarınca karım sana karşı çok mahcup olmuş. Adama karşı beni de savunmak zorunda kalmışsın. Hanım da bu duruma çok bozulmuş. Saatlerce bağırıp çağırdı telefonda bana… Adamlar burada tartışırken, şefin adamla bizim için kavga ederken sen telefon açıp sormadın bile diye ağzıma tükürdü. Daha taşınmaya başlamadan sorunlar olunca bana güvenip de gelmedi.”

Karısını siktiğimi öğrenmemişti, tam aksine karısını koruduğum için bana minnettarlık duyuyordu. Şantiyede ekiplerin alımlarının yapıldığı bölümü telefonla arayıp dış cepheleri geciken bloklar olduğunu ve Hasan’ın girişinin yapılmasını söyledim. Sonra da döndüm,

“Hasan, sen gidip işe girişini yaptır. Sabah seni almaları için servisi de ayarlasınlar.”

“Şefim sana ne kadar teşekkür etsem azdır. Bu iyiliklerini nasıl öderim bilmiyorum. Şayet müsaitsen akşama güzel bir yemek hazırlatırım hanıma, bu gece misafirimiz olursun. Bekar adamsın, ev yemeklerini özlemişsindir.”

“Hasan usta bugün olmaz, belki başka bir gün…”

“Şefim, bu akşam gelirsen beni çok mutlu edersin. Yaptıklarının karşılığı olmaz ama… En azından ben de senin için bir şey yapmış olurum. Lütfen kırma beni…”

“Söz vermiyorum, akşama haberleşiriz.”

“İtiraz istemem şefim. Akşama bekliyorum.”

Hasan sevinerek işe girişini yaptırmaya gitti. Hasan’la karşılaşmam yetmezmiş gibi bir de akşama karısı ile beraber olacaktım. Kafamda onlarca soru işareti cirit atıyordu.

Hasan’ın karısının çarşafının altından tanıdığım en ateşli kadın çıkmış, saatlerce zevk alarak sevişmişti benimle… Sonra da işlediği günahın pişmanlığıyla beni evden kovmuş, sikilmişten beter etmişti.

Ela akşam bana nasıl davranacaktı acaba? Kocasının yanında öfkesini devam ettirecek miydi? Hareketlerinden aramızda yaşananları kocasına belli edebilir miydi? Adam işkillenebilir miydi bizden?

Kafamı dağıtmak için öğleden sonra mini buzdolabımdaki votkadan içmeye başladım. Akşama kadar ufak ufak içip şişeyi yarıladım. Soru işaretlerini kafamdan çıkarıp atmıştım artık… Ne olacaksa olsun, gittiği yere kadar gider diyordum.

Mesai bitince Hasan’ın evine gitmek üzere yola koyuldum. Evlerine vardığımda kapıyı Hasan açtı. İçeri geçip salonda oturduk. Eşi ortalıkta görünmüyordu.

“Şefim çocukları kaynanama yolladım. Sen yorgunsun kafanı şişirmesinler akşam akşam…”

“Olur mu Hasan usta, çocukları severim ben…”

“Olsun, biz rahat rahat yemeğimizi yer muhabbet ederiz. Sen dinlenmene bak, ben yemeğin, masanın durumunu öğrenip geliyorum.”

Hasan mutfağa geçti. Karısı ile bir şeyler konuşuyordu. Yerimden kalkıp salonun kapısına yaklaştım, seslerini, ne konuştuklarını dinlemeye çalıştım.

Evlendiğimizden beri ilk defa bir arkadaşımı eve davet ettim. Surat yapıp durma artık. Adama ayıp olacak. Adama ne zaman bir işim düşse bir çırpıda çözüyor.

Adam için surat yapmıyorum Hasan, misafir gelecekse önceden haber verirsin. Pat diye eve misafir mi getirilir? Yemekle uğraşırken evi toparlayamadım. Hem de telaştan daha pijamalarımı çıkaracak zaman bulamadım. Adam yemeğe mutfağa gelecek, mutfak almış başını gidiyor. Misafir böyle mi davet edilir? Sen ne zaman adam olacaksın bilmiyorum.

Aceleye geldi haklısın. Bu sefer idare et. Ben bulaşıkları yıkar sana yardım ederim. Sen de git çarşafını giyin. Adam seni böyle ev haliyle görmesin.

Duş da almam lazım. Koşuşturmaktan ter içinde kaldım.

Mutfaktan uzaklaşan ayak sesleri Ela’nın üstünü değiştirmek için yatak odasına gittiğinin habercisiydi. Ela’nın bir hayalet gibi evde dolaşması ve gizemli halleri onu çok daha çekici hale getiriyordu. Ayaklarının sesleri bile sertleşmeme yetmişti.

Kot pantolonun içine iç çamaşırı giymekten pek hoşlanmadığım için sertleşince aletim baldırıma doğru uzanıp kendini belli ediyordu. Alkolün verdiği cesaretle Hasan izin vermese bile gözlerinin önünde karısını yatırıp sikmek geliyordu içimden…

Kulaklarımı dört açmış evin içinde Ela’nın seslerini dinliyordum. Klozetten gelen su sesi, duştan gelen sesler, fön makinesinin sesi… Gelen seslerden Ela’nın her yaptığı gözümün önünde canlanıyordu.

Benim seks tanrıçam şimdi banyo yapıyor, şu anda küvetin içinde çırılçıplak… Köpükler bedeninden süzülüyor, memeleri, amcığı köpükle kaplı… Duşakabinin kapısı açıldı. O seksi, çıplak vücudunu kuruluyor havluyla… Upuzun simsiyah saçlarını fönlüyor. Ses kesildi. Giyiniyor herhalde… O beni delirten dantelli siyah file jartiyer çoraplarını mı giyecek bacaklarına? Offf…

Hasan mutfağı toparlarken Ela’nın yeniden ayak sesleri gelmeye başladı. Mutfağa gidiyordu. İçeri girer girmez Ela’nın sesi duyuldu;

Bu yerlerin hali ne böyle Hasan. Bir işi de adam gibi yapamaz mısın? Her yeri ıslatmışsın. Ben yemekleri doldururken sen de banyodan paspası getir. Çoraplarım da ıslandı, aptallıklarından bıktım senin…

Oh, çorapları ıslanmış haspamın… O ojeli ayak tırnakları ıslanmış. Önünde diz çöküp elime alsam, öpe öpe kurutabilsem o minicik seksi pamuk gibi ayacıklarını… Çorabını yavaş yavaş, öpe öpe sıyırıp çıkarsam bacaklarından…

Hay aksi, ben hayaller kurdukça, türlü türlü şeytanlık düşündükçe sikim kalkıyor. Ben Hasan kalkmış sikimi görmesin, yatışsın diye uğraşırken yarak direk gibi oluyor kotun içinde…

Kadın yavaş konuş. Adam duyacak söylediklerini, biraz sessiz ol. En azından bu gün biraz sakin davran. Fark etmemişim yerlerin ıslandığını. Hallederim şimdi.

Hasan mutfaktan çıkıp banyoya geçerken yanıma gelip;

“Şefim, seni de yalnız bıraktım kusura bakma.”

“Sorun yok Hasan usta ben iyiyim böyle. Banyo müsaitse ellerimi yıkamak istiyorum.”

“Şefim benim banyoda az işim var. Sen buyur diğer banyoya geç.”

Beni yatak odasındaki ebeveyn banyosuna götürdü. Kendisi de diğer banyoya paspası yıkamaya gitti. Ela benim buraya gireceğimi tahmin etmediği için her şeyini ortalıkta bırakarak çıkmıştı.

Askıda duran incecik siyah tül külodunu alıp kokladım. Bu tanıdık koku içimde fırtınalar kopardı. Külodunu arka cebime koyup banyodan çıkmak üzereydim ki içeriden, yatak odasından Ela’nın sinirli sesi geldi.

“Hasan sen burada mı yıkıyorsun paspası, geri zekalı herif?”

Ela ebeveyn banyosundakinin kocası olduğunu zannediyordu. O sırada Hasan evin içinden koşar adımlarla gelip,

“Banyodaki ben değilim adam içerde…” dedi.

İşte tam o sırada, aynı anda ben de banyodan çıktım. Üçümüz de bir an öylece donup kaldık, üçümüzün de gözleri kocaman açıldı.

Ela yatak odasının mahremiyetine güvenerek yatağın üzerine sere serpe oturmuş, çarşafının etek kısmını baldırlarına kadar açmıştı. Islanmış çoraplarını çıkarıp yere atmış, ince siyah çoraplarını giyiyor. Jartiyer çorabının birini baldırına kadar çekmiş, diğeri ayağında henüz, siyah külodu olduğu gibi meydanda… Tanrım, bu kadın neden sürekli jartiyer çorap giyiyor, beni delirtmek, kudurtmak için mi? Ne kadar tahrik olduğumu bile bile…

Hasan yatak odasının kapısında dikilmiş, karısına banyodakinin ben olduğumu anlatmaya çalışıyor telaşla… Ben de banyonun kapısını açar açmaz Ela ile göz göze gelmişim, sergilediği manzaraya, teki çoraplı diğeri çorapsız bacaklarına, küloduna bakıyordum.

Bunca uzun uzun cümlelerle anlatıyorum ama… Aslında ağır çekim bir film sahnesi gibi her şey birkaç saniyede oluvermişti. Ben telaşla tekrar banyoya girip kapıyı kapattım. Ela kocasına sessizce,

“Adamın burada ne işi var Hasan? Burada, yatak odamızda?”

“Banyoya gideyim dedi, ben de paspası yıkıyordum o anda… İşini görsün diye buraya getirdim. Sen mutfaktaydın, buraya geleceğini bilmiyordum.”

“Senin aptallığının bir sınırı yok mu be adam! Adam donuma kadar gördü beni.”

“O öyle bir adam değil. Olan oldu artık yapacak bir şey yok.”

“Her yerimi gördü diyorum sana… Ne bacaklarım kaldı, ne külodum kaldı. Gerçekten aptal mısın, yoksa aptalı mı oynuyorsun anlamıyorum artık Hasan.”

“Saçmalama da, giyin ve çık artık buradan.”

Hasan bir kaç dakika sonra seslenip odanın müsait olduğunu çıkabileceğimi söyledi. Sessizce mutfağa kadar yürüdük. Hasan’ın öfkesi suratından okunuyordu.

Mutfaktaki yemek masasının bir tarafı duvara dayanmış diğer üç tarafına da sandalye bırakılmıştı. Hasan beni balkona doğru olan sandalyeye buyur etti. Kendisi ortada oturdu. Ela da sırtı mutfak kapısına dönük şekilde karşımdaki sandalyeye oturacaktı.

Standart Toki evleri gibiydi mutfak, daracıktı. Küçük bir masa koyduktan sonra tezgahla masanın arasından geçmek zorlaşıyordu.

Ela yemek servisi yapıyor, Hasan da üzerimden gözünü ayırmıyordu. Ela bana servis yapmak için Hasan’ın arkasından her geçtiğinde sandalye ile mutfak tezgahı arasından sıkışarak geçiyordu. Ela bir kaç kez sıkıştıktan sonra Hasan mecburen kalkıp karşımda ki sandalyede oturdu.

Hasan her ne kadar bana güvense de yatak odasında yaşananlardan sonra bana bakışı değişmiş gibiydi. Ben elimdeki telefonumla uğraşıp mümkün oldukça başka yere bakmıyordum.

Ama Ela yemek servisi için yanıma her geldiğinde siyah ince çoraplarının içindeki ayaklarına göz ucu ile bakmaktan kendimi alamıyordum. Az önce sadece o ayakları değil bütün bacaklarını, çoraplarını, külodunu bile görmüştüm. Aletim yine taş gibi olmuştu.

Çorba ve salataları dağıttıktan sonra karısı Hasan’ı salona çağırdı;

Sakin ol artık Hasan. Yoksa yine nöbet geçireceksin.

Kendi aptallığıma sinirliyim. Hızlıca işleri halledeyim derken her şeyi mahvettim. Arkadaşım karımın her yerini gördü, hem de benim yüzümden.

Ne bizim, ne adamın suçu yok, sakin ol artık. Olan olmuş. Adama gözlerini dikip durma.

Sana nasıl baktığını gördüm.

Tamam artık uzatma Hasan! Adam banyodan çıktığında bir anda neye uğradığını şaşırdı bizim gibi… Anında içeri girdi zaten…”

Haklısın galiba, adam başka ne yapabilirdi ki? Ama yine de yediremiyorum kendime.

Uzatma diyorum sana… Sen nelerini gördün, bunu dert etme. Bana da eski defterleri açtırma Hasan… Yeter artık…

İçeri gelip masaya oturdular. Hasan benim yanıma karısı da karşıma oturdu. Karısı yüzündeki peçesini çenesinin altına çekti yemek yiyebilmek için… Dudaklarında hafiften bir ruj vardı. Hasan karısının makyajına şaşırmış, yine gerilmişti. Ben gergin ortama dayanamadım daha fazla… Çorbanın yarısını içtikten sonra,

“Hasan usta, ellerinize sağlık… Yemekler çok güzel görünüyor ama benim çıkmam lazım. Kusura bakmazsanız ben kalkayım artık.”

“Olur mu şefim daha yemeğe daha başlamadık bile.” Ela atıldı bu kez,

“Lütfen, onca hazırlığı sizin için yaptım. Biraz aksilikler oldu ama, ev halidir, normal şeyler bunlar…”

Hasan’ın yanında ilk defa benimle konuşmuştu. Hasan karısının benimle konuşmasına dahi tahammül edemiyordu. Masadan hışımla kalkıp salona geçerken karısının da gelmesini işaret etti.

Salondan bir anda sesler yükseldi yine,

Yemekte peçeni açacağını bildiğin halde neden makyaj yaptın?

Masada olmamı sen istedin, ayrıca beni ne zaman makyajsız gördün ki sen?

Elin adamına kendini mi beğendireceksin be kadın? Çabuk sil o dudaklarını…

O sırada salondan önce bir patırtı sonra da Ela’nın çığlık sesi geldi.

Telaşla kalkıp yanlarına gittim. Kocası sara nöbeti geçirmeye başlamıştı. Bayılıp yere düşerken kafasını da cam sehpaya çarpmıştı. Boğazına kaçan dilini çıkardım. İkimiz de Hasan’ı kendine getirebilmek için uğraşıyorduk.

Ela’ya ambulansı aramasını söyledim, kanamasını durduramıyorduk. Kısa sürede acil servisten gelip Hasan’ı sedyeye aldılar. Ela, Hasan ile birlikte ambulansa binmek istedi ama ambulansa hasta yakını almadıklarını söylediler.

Mecburen Ela ile birlikte benim arabaya atladık, ambulansın arkasına takılıp hastaneye gittik.

Hasan’ı travma ünitesine aldılar. Bir süre sonra doktoru durumunun iyi olduğunu, bir iki saate kadar eve götürebileceğimizi ve uzun olmamak şartı ile hastayı görebileceğimizi söyledi.

Karısı içeri girip Hasan’a bakıp çıktı. Koridorda koltuğa oturmuş beklerken gelip yanıma oturdu. Bizden başka kimse yoktu ortalıkta… Başını uzatıp iki yana bakındı, sonra da elini uzatıp elimi tuttu.

Sevindirik oldum bir anda… O benimle sınırsızca sevişen kadın geri gelmişti. Elleri sıcacıktı, ateş gibi yanıyordu adeta… Sürmeli gece siyahı gözbebeklerini dikti bana, peçesinin altında gülümsediğini anladım, göz kenarları kısılmıştı.

“Durumu iyi, kendine gelmiş. Kendi yaptıklarına kendi sinirleniyor, sonra da kıskançlık krizine girip bu hale geliyor işte. Şimdi de özür dilemek için seni görmek istiyor.”

Tanrım, seksi ve boğuk ses tonu bile yatakta benimle sevişir gibiydi kadının…

İstemeyerek elini bırakıp kalkmak zorunda kaldım, içeri girdim. Daha içeri girer girmez başladı yine Hasan;

“Şefim seni misafir etmeyi bile beceremedim. Hakkını helal et.”

“Sırası değil bunların şimdi Hasan usta. Sen iyi ol da, gerisinin bir önemi yok. Birazdan taburcu edecekler seni… Sizi eve bırakmak için dışarda bekliyorum.”

Hasan’ı taburcu ederken odadan tekerlekli sandalye ile çıkardılar. Doktor Hasan’a ve bize yapmamız gerekenleri anlattı;

“Hasta kafasını vurduğu için gece ani travma gelişme riski var. Bu gece kuvvetli ilaçlar verdik, çünkü uyutulması gerekiyor. Hasta uyurken yanında nöbetleşe beklemelisiniz. Herhangi bir anormallik, kusma gibi durumlar gelişirse acilen hastaneye gelmesi lazım” dedi.

Doktorun yazdığı ilacı alıp evlerine doğru yola çıktık. Hasan öne, karısı da arkaya oturdu. Yolda Hasan kendi ile dalga geçip bize şakalar yapıyordu. Ortamdaki gerginlik dağılmış yerini şakalaşmalara bırakmıştı.

“Hasan usta, kafayı vurunca düzeldin galiba… Sinirin geçmiş bakıyorum.” dedim.

“Bana da öyle geliyor şefim.”

Eve kadar olan uzun yol boyunca sohbet ve şakalaşmalar devam ederken kırmızı ışıkta durduk. Beklerken arka cebimdeki Ela’nın külodunu sol elimle kapı ile koltuğun arasından arkaya doğru uzattım.

Ela uzattığım şeyi görmüştü. Arabanın arka koltuğunda ortaya doğru kayarak elini uzattı. Elimi tutarak, parmaklarımı okşayıp sıkarak külodunu aldı. Sonra bana;

“Bu koltukta sorun mu var?” diye sordu. Koltukta sorun yoktu ama niyetini anlamıştım. Benim arkamdaki koltuğa doğru kaymak istiyordu.

“Evet Ela hanım, döşemenin yayı kırılmış. Yan tarafa geç istersen…” diye cevap verdim.

Sürücü koltuğunun tam arkasında yerini aldı. Kocası da her şeyden, çarşaflı peçeli karısının benimle fingirdemelerinden habersiz, bir oradan bir buradan konular açıyor, anlatıp duruyordu. Karısı ile onu dinliyormuş gibi yapıp arada bir cevap verip gülüyorduk. Sonra ilaç etkisini göstermeye başladı, sesi kesildi. Ön koltukta, oturduğu yerde uyukluyordu.

Elimi aradan yine arka tarafa uzatmış Hasan’ın karısının bacaklarında dokunabildiğim kadar yerlerini okşuyordum. Ela da benim ona ulaşabilmem için arka koltukta kendini yayabildiği kadar yaymış, bacaklarını aralamıştı. Dikiz aynasından görebildiğim kadarı ile çarşafının içinde kımıldayıp duruyordu. Sonra elime bir şeyler tutuşturdu.

İnanamıyordum gözlerime, altındaki zevk suyundan ıslanmış külodunu çıkarmış, avucumun içine koymuştu. Hapşırmış gibi yapıp burnumu silmek için külodunu avucumun içinde burnuma götürdüm. Dilimle ıslaklığının tadına baktım. Amcığının ekşimsi tadını vücudumun her noktası tanımıştı.

Külodunu cebime koydum. Sikim yine kazık gibi olmuştu. Ela kocasının yanında elini uzatmış kalçalarıma dokunuyordu. Birbirimize dokunabilmek için can atıyorduk. Hasan’ın derin uyuduğunu görünce iyice delirdi.

Öne doğru eğilip kucağıma götürdü elini, pantolonumun üstünden sikimi okşamaya başladı. Taş gibi olmuştu yarağım, fermuarımı açıp rahatlatmak istedim, sıcak eli içeri daldı, sikimi avuçladı. Neredeyse kaza yaptıracaktı bana çılgın kadın…

Neyse ki az sonra evlerine gelmiştik. Toparlandık. Hasan’ı arabadan indirdik. Karısıyla beraber koltuk altına girip Hasan’ı eve götürmeye başladık. Dış kapıyı açtı Ela, asansöre bindik.

Asansör yukarı çıkana kadar geçen kısacık zaman diliminde Hasan’ın arkasında kalan elimle Ela’nın kalçalarını sıkmaya başladım. İncecik çarşafından her yerini hissediyordum. Kalçaların arasına elimi sokup külotsuz amcığına dokundum. Amının ıslaklığını hissedene kadar bastırdım.

“Iııhhh…” diye inleme sesleri gelmeye başladı kadından… Ela’nın çıkardığı inlemeler amının okşanmasından mı yoksa Hasan’ı taşırken zorlanmasından mı anlaşılmıyordu. Asansör durunca elimi çektim, çıkıp kapının önüne kadar eşlik ettim. Vedalaşıp kapıdan ayrıldım.

Arabanın içinde oturup beklemeye başladım. Hasan uyuduktan sonra karısı beni kesinlikle içeri alacaktır diye düşünüyordum. Gözüm Hasan’ın yatak odasının lambasındaydı. Yarım saat kadar sonra odanın lambası söndü.

Bir an önce eve girip Ela’ya kavuşmak istiyordum. Kasıklarım sancıdan patlamak üzereydi ve bir an önce onun daracık amcığına girmek, boşalmak isteyen sikim hala sertliğinden bir şey kaybetmemişti. Fakat ya Hasan eve girince kendine geldiyse, ya henüz uyumadıysa diye de endişeleniyor, uyuması için dua ediyordum.

Kısa bir süre sonra odanın penceresinde bir gölge belirdi. Perdeyi hafifçe aralamıştı ama penceredeki Hasan mı, yoksa karısı mıydı anlaşılmıyordu. Sonra gölge kayboldu ve ardından odasının lambası yandı. Perdenin arkasındaki gölge yine belirdi. Perdeyi aralamış aşağı bakıyordu.

Odanın ışığı arkadan vurduğu için penceredekinin Ela olduğunu seçebiliyordum. Telefonun ışığı ile ona doğru işaret verdim. Beni görünce komşularının fark etmemesi için önce etrafa baktı sonrada bana gelmemi işaret etti.

Dördüncü katta asansörden çıktığımda Ela kapıyı açmış beni bekliyordu. Ben girince hemen kapıyı kapattı. Hemen oracıkta sımsıkı birbirimize sarılıp öpüşmeye başladık. Sonra da zorlukla birbirimizden ayrılıp Hasan’ın yanına gittik. Kocasının yanına, yatağa oturdu.

“Durumu nasıl?”

“Uyuyor. Onu kontrol ediyordum. Çok derin bir uykuda şu an…”

“Hadi kalk canım. Salona geçelim, seni çok fena istiyorum.”

“Hayır, geçmeyelim. Burada, kocamın yanında yapmak istiyorum. Sen onun yanında kalçama dokunduğunda çıldırdım sanki… Çok tahrik etti beni… Yıllardır bana çektirdiklerinin acısını çıkarıcam ondan bu gece…”

Kemerimi açıp aletimi çıkardı. Etli dudaklarının arasında sikim zevkten uçmak üzereydi. Gözlerini gözlerime dikti aşağıdan, dakikalarca diliyle dudaklarıyla okşadı sikimi… Sonunda sikimi tutup çekiştirdi.,

“Bunu içimde istiyorum” diyerek kocasının yanına yatağa çıktı.

Benimle sikişmekten çok kocasını boynuzlamanın sevinç ve heyecanını yaşıyor gibiydi. Yatağın üzerinde kara çarşafını yukarıya kadar sıyırdı. Yüzünü kocasına doğru dönmüştü. Yatağa uzandı sonra…

“Banyodan çıkıp beni yarı çıplak görmenden hiç utanmadım biliyor musun? Daha çok tahrik oldum aslında… Çoraplı bacaklarıma, küloduma öyle bir bakışın vardı ki… Aklıma o gün yaşadıklarımız geldi. Gerçi hiç aklımdan çıkmadı ya…”

“Neyi merak ettim biliyor musun? İkiniz tartışırken kocana eski defterleri açtırma dedin ya… Sen daha nelerini gördün dedin. Anlatsana, kocan nelerini gördü senin?”

Külodunu yana çekip amcığını kalçalarının arasından yumruk gibi dışarı çıkardı. Elimi uzatıp kalçalarını, karnını, uçları sertleşmiş diri memelerini, kabarık ve kaymak gibi tertemiz amını okşamaya başladım.

Ela da yanı başında hareketsiz yatan kocasına bakarak konuşmaya başladı.

“Sen benim çoraplı bacaklarımı gördün diye sinirlendi ya kocam… Cemaatin şeyhi kızken bana tecavüz etti. Cemaat bizi evlendirirken Hasan bunu biliyordu. Benim çaresizliğimden istifade edip bu sünepe ile evlendirdiler. Bir de utanmadan her sene yıllık izninde çıkıp oraya gidiyor, kadın erkek ayrı ayrı yerlerde kalıyoruz.”

“Ne yapıyorsunuz peki?”

“Herif kadın müritlerinin içerisinden gözüne kestirdiklerini kandırıp gizli bir odaya götürüyor. Erkek olduğundan önce perde arkasından sohbet ediyor. Sonra masadaki şerbeti içmemizi istiyor. Şerbeti içen kadın bayıldıktan sonra ırzına geçiyor. Uyandığımda orada daimi kalan bir kaç kadın yanı başımdaydı. Bana dualar edip benim çok mübarek bir kadın olduğumu telkin ediyorlardı bana…”

“Vayy… Şeytanın bile aklına gelmez. Adamdaki fanteziye bak…”

“Evet, öyle… Çırılçıplaktım. Bacaklarımdan aşağıya bembeyaz döller akıyordu. Bana yüz yıllar önce ölmüş bir büyüğün beni zevcesi olarak kabul ettiğini anlatıyorlardı. Benim yerimde olmak herkese nasip olmuyormuş. Başıma gelenlerin oyun olduğunu söyleyip sorun çıkarınca da buna yamadılar beni…”

“Sakladın mı kocandan olan biteni?”

“Ne saklaması? Daha ilk görüşmemizde her şeyi anlattım Hasan’a, yardım etmesini istedim. Bu geri zekalı pezevenk onlardan taraf oldu, anlattıklarıma hiç inanmadı. Benim mübarek bir kadın olduğuma inanıyor. Şeyhinin beni becerdiğine inanmıyor, inansa bile adama sesini çıkarmıyor. Ama yabancı bir erkeğin benim dudaklarımı görmesini kıskanıyor.”

Bacaklarını ayırdım, arasına eğilip amını yalamaya başladım. Baygın gibi yatan kocasının elini tuttu,

“Ohhh… Hasan’ım, şefin karının mübarek amcığını yalayıp bitiriyor kocacım… Çok zevk veriyor karına…” dedi.

Dilimi Ela’nın amının dudaklarında, klitorisinde, hatta götünün pembe deliğinde uzun uzun dolaştırıyor, küçük bir yarak gibi deliklerinden içeriye sokup çıkarıyordum. Her klitorisini okşadığımda minik zevk sarsılmaları yaşadığını, kalçalarının etlerinin kasıldığını hissediyordum. Sürekli inliyordu.

“Ohhh… Çok güzel… Yala canım… Yala… Dilin bitiriyor beni… Hasan kalk bak, Şefin karını sikmek üzere… Uyan da bak, taş gibi siki var şefinin…”

“Evet Hasan…” dedim ben de… Doğrulup Ela’nın amından akan zevk sularından ıslanan ağzımı elimin tersiyle sildim. Ela’yı kaldırıp kocasına doğru domalttım. Sikimin başını o kurabiye gibi şişip kabarmış, ıslak amcığına dayadım.

“Evet Hasan, güzel karını sikmek üzereyim. Çok şehvetli karın var Hasan… Hem çok güzel, hem çok seksi karın var Hasan… Çoraplı bacaklarını, köfte gibi dudaklarını gördüm diye çok kıskandığın karını sikiyorum senin…”

Islak amına sikimi sokarken Ela kasılmaya başlamıştı. Kocasının yanında sikilmenin yarattığı şehvet hissiyle ilk orgazmını yaşıyordu. Taş gibi sert, ama pamuk gibi beyaz kalçalarını yoğura yoğura içinde gidip geliyordum.

Kocasının yanında karısını sikmek beni de en az Ela kadar heyecanlandırmıştı. Dakikalar boyunca o ıslak amcıkta gidip geldim. Kasıklarımı kalçalarında şaklata şaklata sikip durdum karısını…

Ben karısının amcığına yarrağı gömdükçe yatak sarsılıyor, yanımızda yatıp uyuyan Hasan’ın bedeni yattığı yerde oynayıp duruyordu sarsıntıdan…

Ela yeniden orgazm kasılmalarına başlayınca ben de daracık vajinasıyla sikime yaptığı harika orgazm masajına dayanamadım artık, boşalmaya başladım.

Sonunda bittik. Ela başını kocasının göğsüne koyup uzandı. Amından süzülen dölleri parmaklıyordu.

Elini ağzına götürdü önce, sonra yeniden parmaklarını döllere bulayıp kocasının dudaklarına sürtmeye başladı. Ela’nın yanına uzanmak için yer açmasını istedim. Ela benim ve kocasının arasında yerini alıp bana yer açtı.

Sikimle oynuyor, yarı inik aletimi yeniden kaldırmaya çalışıyordu. Aşağı doğru kayıp bacaklarımın arasında uzanmaya başladı. Kocasının elini getirip sikime sürtüyordu.

“Bak Hasan, şefinin sikine dokun. Bu ıslaklık karının amının suları…” dedi. “Karını siktiler Hasan… Şefin bu siki karının amcığına koydu kocacım… Karına zevk verdi. Şeyhin beni sikerken baygındım, bir şey anlamadım ama, bu kez çok zevk aldım Hasan…”

Çarşafını sıyırıp memelerini çıkardı. Kocasının derin uykusundan cesaret almıştı. Memeleriyle, diliyle, kalçalarıyla, amcığıyla sikimi okşayıp sertleşmesini bekliyordu.

Sertleşmem fazla sürmedi zaten… Öyle acayip bir sahneydi ki… Sikimin hizasında iki yanıma dizlerini koyup yükseldi. Sertleşen sikimi pamuk gibi sıcacık elleriyle tutup amına dayadı. Başını bir kaç kez am dudaklarının arasına sürttürdü, klitorisini okşattırdı.

“Ohhh… Çok güzel…” diye inledi. “Dayanamıyorum artık…” dedikten sonra bir hamlede üstüne oturuverdi sikimin…

Dudaklarını ısırıyordu, kömür karası gözlerinin bebekleri kaymış, göz kapakları yarı kısılmıştı şehvetle… Bir an öylece kaldı. Kasıklarımız birbirine yapışmıştı. Elimi uzatıp iri memelerini avuçlayıp sıktım.

“Ahhh…” diye inledi. Dilinin ucuyla dudaklarını yaladı. “Çok… Çok büyük zevk alıyorum şu anda…” Sonra da oturup kalkmaya, üstümde zıplamaya başladı.

“Yine günaha girdin Ela… Bittikten sonra beni şeytanlıkla, kanına girmekle suçlamayacaksın yine değil mi?” dedim. Bir yandan da ince belini iki elimle tutuyor, sikimin üstünde zıplayıp duran azgın kısrağın ritmine uymaya çalışıyordum.

“Ohhh… Elimde değil. Seni çok istiyorum. Senin verdiğin zevki, sikinin içime girip çıkmasını özledim. Yarın tövbe ederim, af dilerim. Ama bu gece değil. Bu gece seninim…” diye inleyerek işine devam etti.

“Yatak odanızda senin bacaklarını gördüm diye kızan kocan şu anda seni sikerken görse ne yapar acaba?”

“Keşke görse… Keşke şimdi uyanık olsaydı. Bizi sevişirken, aletin içime girip çıkarken, bana zevk verirken izleseydi… Belki şeyhine ses çıkarmadığı gibi sana da ses çıkarmaz, beni hep sikmene izin verir, belli mi olur?” dedi.

Kocasına bakıyordu sikimin üstünde yaylanırken… Kocasının yanında sikilişini izlemesinin fantezisini kuruyordu kafasında… Yatak odalarının kutsal mahremiyetinde, kocasının yatağında iki erkek yan yana uzanmıştı. Erkeklerden biriyle kıyasıya sikişiyor, diğerinden de intikam alıyordu.

Yorulunca üzerimden inip kocasının üzerinde domaldı. Arkasına geçtim. Amına sikimi sokarken elini uzatıp sikimi kavradı, amında ıslatıp götüne dayadı.

Ben de arzusunu geri çevirmedim. Islak göt deliğine bastırdım, santim santim yarağı gömdüm. Kalçaları kasıklarıma yapıştığında gidip gelmeye başladım. Daracık götünden sikilirken sesli sesli inliyordu. Ardından tekrar ıslak amcığına geçirdim.

Yanına gelmemi istedi. İstemeye istemeye içinden çıktım, dediğini yaptım. Sikimi tutup ağzına götürdü, gövdesindeki başındaki beyaz köpükler halindeki kendi zevk sularını ağzında topladı.

“Hadi…” dedi sonra, dolu ağzındakileri akıtmamaya çalışarak… “Sikmeye devam et. Kocamın yanında sik beni…”

Ben yeniden arkasına geçip götüne sokmaya başladım. Kocasının yanaklarını hafifçe sıkarak dudaklarını araladığı kocasının ağzına, ağzında biriktirdiklerini akıttı. Ağzının içindeki sıvılar bitince de

“Sevgili karından ve sevgili şefinden sana hediye…” diye ekledi.

Of, böyle tahrik edici bir olay yaşamamıştım hayatımda… Daha fazla dayanamadım.

“Geliyorum Ela… Geliyorumm…” diye inledim.

“Boşal…” diye hırladı o da… “İçime boşal… Döllerini hissedeyim içimde…”

Kocasının kucağındaki seksi karısının götüne boşalıyordum. İki elimle kalçalarını tutmuş, şaplatarak vurdura vurdura siktiğim kadının içine döllerimi boşalttım. Azgın kadın ben deliğinde boşalırken amını parmaklıyordu. Benimle beraber bir kez daha orgazm oldu.

İşim bitince kalkıp üstümü giyinmeye başladım.

Ela’nın işi bitmemişti henüz… Biraz ıkınıp götünün deliğine akıttığım spermlerimi dışarı çıkarttı, çarşafa damlamalarına izin vermeden parmaklarıyla toparlayıp kocasının ağzına götürdü.

“Al Hasan… Karını siken erkeğin döllerini ye kocacım…” diyerek dudaklarının arasından sırt üstü yatan kocasının ağzına sürüyor, o da uykusunda istemsizce yutkunup midesine indiriyordu. Gülerek,

“Çılgınsın sen Ela…” dedim.

Sırt üstü yatağa uzanmıştı şimdi… Kocasının yanında çırılçıplak yatıyordu. Ağzının kenarında, dudaklarında benim spermlerim parlıyordu kocasının… Elini kaldırıp elimi tuttu,

“Bunu hak etti pezevenk, aldırma sen…” dedi. “Sana teşekkür edeceğine kıskançlık krizine girip geceyi mahvetti aptal… Bu da ikimiz adına benim teşekkürüm olsun sana… Her şey için… Bana yaşattığın zevkler için…”

“O zevk bana ait…” dedim. “Senin gibi seksi ve çılgın bir kadınla sevişmemiştim hiç…”

“Ben de senin gibi bir erkekle sevişmedim hiç… Senin verdiğin zevki ilk kez yaşıyorum. Hayatımdaki en güzel şeysin. Sen ve senin sikin…”

Kendini erkeklerden tecrit ederek yaşayan kara çarşaflı kapalı Ela’dan eser yoktu. Kocasının yanında çırılçıplak yatan, yabancı bir erkekle çılgınca sevişmekten kaçınmayan, arzularının esiri olmuş, içinde uyuyan şehveti serbest bırakmış çok seksi ve güzel bir kadın haline gelmişti. Ona da söyledim bunu,

“İnanamıyorum. Seni ilk tanıdığımda benimle göz göze gelmekten çekinirdin, elimi tutmazdın.”

“Ya şimdi?” diye sordu, şeytanca bir gülümseme vardı dudaklarında…

“Şimdi benimle sikişiyorsun. Sikimi her deliğine alıyorsun, ağzından yarak, sik düşürmüyorsun. Emmeli gömmeli, sikmeli sokmalı konuşuyorsun hiç çekinmeden… Yatakta yaptığın sikişi değme orospu yapmaz. Delirtiyorsun beni… Deli gibi tahrik ediyorsun.”

“Hmmm…” diye gerindi yatakta, yaşadığı zevklerin mahmurluğuyla… “Memnun değil misin yoksa yeni Ela’dan?”

“Deli misin? Senden memnun olmayacak erkek taş olur.” Yattığı yerden uzanıp gömleğimden tuttu, kendine doğru çekiştirdi beni,

“Oh, sakın o erkek taş olmasın. Ama siki taş gibi olsun, zevk versin bana…”

Eğilip dudaklarından öptüm. Uzun uzun öpüştük. Etli dudaklarını kemire kemire emdim. Sonunda kendini kurtardı benden, göğsüme iki elini dayayıp itti,

“Hadi git artık… Yoksa bırakmam seni, sabahlara kadar benimle sevişmek zorunda kalacaksın. İçimdeki ateşi harlayıp durma…”

Saatler çoktan gece yarısını geçmişti. Karı kocayı baş başa bıraktım.

Hala derin uyuyan kocasının yanında çırılçıplak yatıyordu Ela…

Kıyasıya sikilmiş, doyasıya kadar sevişmiş, şehveti dibine kadar yaşamış, yorgun…

Bir aile dramının içindeki intikam silahı ben olmuştum.

Ama ne yalan söyleyeyim… Bu durumdan hiç de şikayetçi değildim doğrusu…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu