Emine Teyze
Bilgisayarda tuşlara basarken, parmaklarım resmen tuşları kıracak gibi vuruyordu. Üniversiteye girdiğimden beri çok çalışıyordum. Ortamlara da giriyordum ama genel olarak hep dersler ile uğraşmaktan bir yerden sonra insanın kafası çok yoruluyor. Benimki de bir hayli yorulmuştu. Kafam çok dalgındı ve bir şekilde onu rahatlatmam gerekiyordu. Hemen internetten bir porno sitesi açtım ve dersi bir kenara bırakıp, benimkini çıkarıp asılmaya başladım. O sırada dışarıda konuşan çocukların seslerini duydum. Harıl harıl bir şeyler anlatıyorlardı. Hemen camdan baktım ve buraya geldiğimden beri özellikle kalçalarına hasta olduğum birini gördüm. Emine teyze… Emine teyze, türbanlı, 45’li yaşlarda kısa boylu, tombul, iri gögüslü, koca kalçalı klasik bir tip anadolu kadınıydı. Normal bir kadındı belki. Pek çok insana göre… Ancak bana göre tam bir afetti. Bir anda gözüm pornoya kaydı ve onun gibi, toplu bir kadın bulmaya çalıştım. Bir tane buldum. Başında, baş örtüsü olduğunu hayal ederek asılmaya başladım ve deli gibi boşaldım. İnanılmaz bir duyguydu. Onu, gördüğüm zaman asla böyle bir hissiyatım olmasını beklemiyordum ancak burada merdivenleri temizlerken görmüştüm. Eğildiği zaman, ortaya çıkan kalçaları, kalın örtülü pardesüsünün altından bile belli oluyordu. Havaların da sıcaklaması ile beraber kadınlar daha açık giyinmeye başlamıştı ama Emine teyze açık giyinmiyordu. Belki de bu özelliği beni cezbeden özelliği olmuştu. Emine teyze, Adem abinin karısıydı. Adem abi, apartman görevlisiydi ve onu ne zaman görsem selam verirdim. Evin durmadan dağınık olmasından dolayı bir temizlikçiye ihtiyacımız vardı. Çünkü haftaya babamlar ziyarete geleceklerdi. Arkadaşımla da konuşup, birini çağırmaya karar verdik. Çünkü bu bizim altından kalkabileceğimiz bir iş değildi. Ya dersleri, ya ortamı boşlamak gerekiyordu. Zamanımız yoksa, paramız var dedik ve birini aramaya başladık. O sırada Adem abinin oğlu, Okan’ı gördüm. Okan, benim yaşlarımda biriydi.
“Nasılsın Okan, herşey yolunda mı?” dedim.
“İyidir nasıl olayım, sen nasılsın?” dedi.
“İyiyim teşekkür ederim, sana bir şey soracağım.”
“Tabi, sor.” diye yanıt verdi.
“Bizim evin temizliğe ihtiyacı var ama biliyorsun herkese güven olmuyor. Varsa çevrende böyle biri, çağırmak istiyorum. Berbere de haber vereceğim birazdan sana da söylemek istedim.” dedim.
“Yok yok hiç berbere gitme. Benim annem temizlik işi yapıyor, şu anda da bir firmada çalışıyor zaten. Apartmanı da temizliyor da bir sorayım eğer zamanı varsa kabul eder.” dedi.
“Tamam parayı falan konuşuruz o sorun değil.” dedim.
“Tamamdır, benim gitmem lazım. Kendine dikkat et.” dedi ve yürümeye devam etti.
Aradan 2-3 gün geçti.Evde tek otururken akşam 8 gibi zil çaldı. Adem amca çöpleri almak için kapıyı çalmıştı.
“Çöp var mı?” dedi.
“Yok abi sağol.” dedim.
“Bu arada Emine teyzene söyledim. Seninle konuşmak için yanına gelecek o da üst katların çöplerini alıyor şimdi.” dedi.
“Tamam abi sağolasın.”
“Hadi Allah’a emenat ol.” dedi ve aşağı da doğru yürümeye başladı.
“Tamam abi sağol, bekliyorum.” dedim ve kapıyı kapattım.
Üstümü başımı toparlayıp evi biraz temizledim. 10 dakika sonra zil çaldı kapıyı açtım Emine teyze güler yüzle karşımda duruyordu.
“İyi akşamlar oğlum adem amcan söylemiştir iş için konuşmaya geldim” dedi.
Emine teyzeyi içeri davet ettim.
Üzerinde lacivert bir bluz koyu lacivert bir etek vardı. Genel olarak böyle giyinirdi, ama nedense bana açık giyinmesinden daha çok tahrik edici geliyordu bu şekilde giyinmesi. Nedenini bir türlü çözemiyordum ancak gerçekten beni çok derinden etkiliyordu bu şekilde Emine teyze.
Salona geçince; “Evin halini gördün emine teyze.” dedim.
Emine teyze güler yüzlü bir kadındı. “Gördüm oğlum gençsiniz bilirim benim oğlanda dağınık.” dedi. Gülüştük. Cana yakın bir kadındı.
“Emine teyze, evin durumu bu. Düzenli bir şekilde temizlenmesi lazım çünkü bizimkiler ziyarete geliyor. Her zaman gelmiyorlar ama işte bazen sürpriz ziyaret yapabiliyorlar. Bizim ne yazık ki zamanımız olmuyor temizlemeye. Ben seni sadece ihtiyaç olduğunda değil de düzenli olarak çağırmak istiyorum çünkü sana da bir düzen olsun, ikimizin de işi görülsün istiyorum.” dedim.
“Tamam oğlum sorun değil. Zaten benim boşluğum var, bakınıyordum nerede çalışayım diye. Başka bir yerden daha sormuşlar ama oraya gitmek hemen hemen yarım saat alıyor. Burası olması benim için de avantaj olur. Aynı apartmandayız hem.” dedi.
“Tamamdır o zaman Emine teyze, ne kadar ödemem gerekiyor sen bana söyle, ben hallederim.” dedim.
“Normalde günlüğe 100 alıyorum ama sen öğrencisin. Bir de bu evi düzenli temizlemek lazım. Haftada 2 gün geleyim, haftalığına senden 150 alayım olur mu?” dedi.
“Olur teyze, çok sevinirim.” dedim.
“Cumartesi ve çarşambaları boşsan gelirim.” dedi.
“Tamam teyze zaten genelde evde olmuyoruz biliyorsun.” dedim.
Anlaştığımıza sevinmiştim. Gerçekten evin durumu berbattı ve uygun bir fiyata bu işi halletmiştim.
“Tamam o zaman oğlum hadi Allah’a emenat ol. Çarşamba günü görüşürüz.” dedi. Ben de onu kapıya kadar yolcu ettikten sonra içeri geçtim. Yapmam gereken ödevlerim vardı. Onları yapmaya koyuldum.
Çarşamba günü Mert ile okuldan eve gelince şok olduk. Ev tertemizdi üstüne üstelik Emine teyze bize yemek vs yapmıştı.Mert yemeği görünce ellerine sağlık valla Emine teyze ne zamandır boğazımızdan ev yemeği geçmiyordu diyerek yemeklere saldırdı. Haklıydı. Emine teyze işini bitirmiş hadi size afiyet olsun diyerek evden ayrıldı.
Bu şekilde günler geçerken, evin temizliği ve güzel ev yemeklerinin keyfini çıkarıyorduk. Emine teyze, hangi malzemeye ihtiyacı varsa bize söylüyor. Biz de alıyorduk o da yemek yapıyordu. Bir gece, gerçekten deli gibi eğlendik. Arkadaşların da gelmesi ile ev gerçekten rezil bir hal almıştı. Sabah kalktığım zaman gözümü zor açtım. Ev arkadaşım Mert ile deli gibi eğlenmiştik ama evin de hali hal değildi. Aklımdan sadece tuvalete gitmek geçiyordu. O kadar sıkışmıştım ki. Dün gece deli gibi içtiğimiz biraların sonucuydu bu.
Kalkar kalkmaz tuvalete doğru giderken salonda Emine teyzeyi gördüm.
“Bu ne pislik oğlum yazık değil mi ne derdiniz var bu kadar içiyorsunuz dağıtıyorsunuz” diyordu.
“Emine teyze kusura bakma işte… Biliyorsun… Arkadaşlar vardı…” dedim hafifçe gülümsemeye çalışarak. O sırada Emine teyzenin bakışlarının benim kasıklarıma doğru indiğini gördüm ve kendime geldim. Aletim tamamen kalkıktı ve üzerimde sadece bir boxer vardı! O anda panikle hemen tuvalete koştum. Emine teyze beni o şekilde görmüştü acayip utanmıştım tuvaletimi yaptıktan sonra odamda yatağa geçtim. O an gözümün önüne emine teyze geldi. teyze dediğim bir kadına karşı resmen şehvet duyuyordum. O anda kalkık olmasının sebebi o değildi belki ama şu anda onu düşünerek kaldırmıştım. Odaya girmeden önce baktığım zaman yere eğilmiş ve muhteşem kalçalarını resmen bana göz banyosu yaptırmak için sunmuştu. O görüntüyü aklımdan çıkarmayarak mastürbasyon yapmaya başladım.
Deli gibi boşalmaya başladığım anda kendimden geçiyordum. Gözlerim kararmıştı resmen. O kadar güzeldi ki. Onu hayal etmek, özellikle o basma eteği ve türbanı ile resmen hayallerimi süsleyen bir kadındı. Acaba içine hangi renk çamaşırlar giyiyordu? Bunların hayali ile uykuya dalmıştım.
Emine teyze de o sırada diğer odada idi. Resmen yaptığım manyaklıktı. Ancak bununla çok eğleniyordum.
O gün odamdan hiç çıkmamıştım. Emine teyze de temizlik yapıp, güzel yemekler bıraktıktan sonra çıkmıştı. Bir sonraki çarşamba gününe kadar onu görmeyecektim. Tabi mahallede karşılaşmaz isek. Gerçekten de o anda bana nasıl baktığını hatırlamaya çalışıyordum ama kendini munis bir Anadolu kadınıydı. Öyle durumlar ile nasıl alakası olabilirdi ki?
Bir sonraki çarşambaya kadar gerçekten de onu hiç görmedim. Zaten genel olarak yoğun olduğum için denk gelme şansım gayet düşüktü. Mert ile beraber işlerimizi hallediyor, okulla ilgili uğraşlarımızla meşgul oluyorduk. Çarşamba günü geldiği zaman, ben okuldan dönerken onun evde olup olmadığından emin değildim. Belki o günkü olaydan sonra bir daha gelmek istemez diye düşündüm.
Eve girdiğim zaman çalışan elektrik süpürgesinin sesini duymuştum. Demek ki gelmişti. O günden sonra bana küskün olacağını düşünmüştüm ya da hiç gelmek istemeyeceğini. Sonuçta, namusuna düşkün, Anadolu kadınıydı…
Eve girdikten sonra onu gördüm. Yine hafifçe eğilmişti. Ancak havalar daha sıcak olduğu ve evde klima olmadığı için sanırım biraz daha rahat giyinmişti. Üzerinde bir tane tişört vardı ancak kumaşından sütyen askıları görünüyordu. Hafifçe eğilmiş, güzel kalçaları meydana çıkmıştı. O sırada mor eteğinden iç çamaşırının izlerini görme şansını yakaladım. Makine çalıştığı için benim geldiğimi duymamıştı büyük ihtimalle. Daha da ileri eğildiği anda kalçaları tam anlamı ile gözlerimin önündeydi.
Hafifçe ileri adım attım ve “Kolay gelsin Emine teyze.” dedim ve o anda hopladı. Gerçekten de işine dalmıştı ve korkmuştu anlaşılan.
“Oğlum beni korkuttun. Sinsi gibi ne yaklaşıyorsun.” dedi gülerek.
Ben de gülümsedim ve “Yok Emine teyze kusura bakma, girdim baktım temizlik yapıyorsun ses de yaptım ama makine çalışıyordu.” dedim.
“Doğru, ben de temizlik yapıyorum hadi geç bakalım da toz olmasın buraları hızlıca almam lazım.” dedi.
Ben de hızlı adımlar ile odama geçtim ve üzerimi değiştirmeye başladım. Geçenki olaydan sonra açıkçası yüzüm yoktu ona karşı ancak bir yandan da bu olanların hepsi beni deli gibi tahrik ediyordu. Aslında bir yandan da aklımı kaybettiğimi düşünmeye başlamıştım. Derslerime odaklanmam gerekirken, aslında günde bir kere boşalıp bu konuları unutmam gerekirken artık günde 2 hatta 3 defa yaptığım gibi oluyordu. Mastürbasyon yaparken, asla ama asla güzel fiziği olan porno yıldızlarını değil. Aksine, her yerde bulunabilen bir kadın olan Emine teyzeyi hayal ediyordum. Ancak benim için onu çekici kılan, fiziği değildi. Olduğu durumdu. Çocukları olan, evli, munis bir Anadolu kadınıydı ve böyle bir kadınla beraber olma fikri bana çok güzel geliyordu. Televizyonda gördüğüm bazı olaylardan sonra özellikle köylerde böyle ilişkilerin çok sık olduğunu öğrenmeye başlamıştım. Ondan dolayı kafamın bir kenarında hep böyle bir merak vardı ancak ilk defa bana bu kadar yakındı.
Hızlıca kafamdan bunları atmaya çalışıp dersimin başına geçtim. Yapmam gereken işler için çok kısıtlı zamanım vardı. Sınavlara kadar iyi çalışmam lazımdı.
Konsantre olmuş bir şekilde ders çalışırken kapı tıklandı. Sonrasında hafifçe aralandı ve Emine teyze hafifçe başını uzattı içeri doğru.
“Oğlum çay yaptım, istersen gel iç. Ya da buraya getireyim sen bilirsin.” dedi.
Şaşırmıştım, böyle bir şeyi ilk defa teklif ediyordu. Genelde temizlik bitiminde yemekleri hazırlar, hemen giderdi. Şimdi ona hizmetçi gibi davranmak çok kırıcı olurdu. Aslında çayı getirse çok daha iyi olurdu benim için ancak ona böyle davranmak istemiyordum. Zaten bunalmıştım biraz da kafam rahatlasın diye içeri gidecektim.
“Yok Emine teyze olur mu öyle şey. Ben gelirim.” dedim ve kitaplarımı kapatıp onun yanına gittim. Koltuğa oturdum, o da yan koltukta oturup çay içip, yanında bisküvi yiyordu.
“Kusura bakma teyze derslerden başımı kaldıramadım, hal hatır soramadım. Nasılsın? Herşey yolunda mı? Evde bir sorun yaşamıyorsun değil mi?” diye sordum.
“Yok oğlum ne demek, sizin ders çalışmanız lazım. Okan da öyle bak şimdi. Ders çalışın da okulunuzu okuyun. Yoksa ekmek yok artık. Zor yani herşey.” dedi.
“Yok be teyze, emin ol okulla alakası yok.” dedim çayımdan bir yudum alarak. “Artık okuyana daha zor iş veriyorlar. Bir çok yere bak mesela iş veren ilkokul mezunu, tüccar. Çalışanlar üniversite mezunu. Düşün yani.”
“Orası öyle de oğlum işte sermaye yoksa, şans yoksa, tanıdık yoksa nasıl yapacaksınız bu işleri. En iyisi okulunu oku. Bilgili ol. Neyin ne olacağı belli olmaz. Öğretmen olursunuz belki. Ben Okan’a da onu söylüyorum. Bizim bir akrabanın kızı mesela, mühendis olmuş ama iş bulamadı. Daha sonra öğretmen oldu.” dedi.
“Doğru diyorsun teyze, artık herkes devlet memuru olmak istiyor zaten. Yoksa dediğin gibi iş bulamazsan en kötü öğretmen olursun.” dedim.
“Kızlarla falan çok oyalanmayın bak içki içiyorsunuz. Alem yapıyorsunuz. Dersi boşlama.” dedi. O sırada bisküviyi almak için eğildiği sırada göğüs çatalı gözükmüştü. Gerçekten de devasa göğüsleri vardı. Çok güzellerdi. İçine giydiği büyük sütyen de onu daha çekici yapmıştı benim gözümde. Gerçekten de harika görünüyordu bu şekilde. Muhteşem büyük kalçaları ile birleşince bu kadın harika bir detaydı. Herkes bunu bu şekilde göremezdi. Belki Adem abi, bu kadını yeterince iyi tatmin edemiyordu ya da kiloları olduğu için fazla beğenmiyordu ancak bu kadın benim altımda olsa hakkını verirdim. Gerçekten de iyi bir şekilde yapardım.
“Yok ben abla, dersi hiç boşlamıyorum. Kız işleri zaten kolay.” dedim ve gülmeye başladım.
O da güldü ve “Vay be, demek ki şimdi de abla oldum. Ne oldu gençleştim mi?” dedi gülerek.
“Zaten gençsin abla, neren yaşlı? Rahatsız olduysan teyze derim.” dedim.
“Yok oğlum neden rahatsız olayım. Abartıyorsun sen de ama, yaşlandık biz artık .Siz gençler için uğraşıyoruz.” dedi.
Bana oğlum demesi hem rahatsız ediyor, hem de bir yandan da hoşuma gidiyordu. Onu annem gibi düşünmek, o anda da altımda inlediğini hayal etmek gerçekten de güzeldi.
“Yok abla ne yaşlısı, bir sürü kadın var hepsi birbirinin kopyası olmuş gerçekten, sen en azından gerçeksin. Bazen öyle kadınlar görüyorum ki sanırsın badana boya çekmiş kendisine öyle çıkmış. Yani afedersin öpsen elin yüzün boya olur tiner kokusundan ölür gidersin.” dedim. O anda deli gibi gülmeye başladı.
“Allah iyiliğini versin… Evet öyleler bazıları. Kokonalar işte. Dikkat edin onlara da. Okan’a da söylüyorum hep…” dedi.
“Yok abla onlarla sorunum yok zaten ben onlardan sıkıldım gerçek bir kadın arıyorum.” dedim gözlerine imalı bir şekilde bakarak.
O anda gülümsedi ve “Gerçek kadın ne ki oğlum onlar oyuncak kadın mı?” dedim.
“Yok be abla… Gerçek kadın işte. Kadın gibi kadın yani. Bunlar daha çoluk çocuk. Bakma sen, etrafta herkes bunları güzel sanıyor ama güzellik tam olarak öyle bir şey değil.” dedim.
“Evet oğlum, gerçek kadınlık bilmez çoğu. Abov. Saat geçiyor. Ben kalkayım da camları sileyim.” dedi ve kalktı.
Bu kısa sohbetimiz çok hoşuma gitmişti. Gerçekten de bana karşı kırgın ya da kızgın olmadığını gördüğüme çok sevinmiştim. Bana oğlum demesi kafamı karıştırmıştı ama olsun. Sadece bana sağladığı göz banyosu yeterdi. Göğüslerini hafifçe görmek bile bana bugün yeteri kadar malzeme çıkarmıştı zaten.
Günler geçerken artık bayram zamanı gelmişti. Bayramda ailem ziyarete geleceği için normalden bir gün önce temizliğe gelmesini rica ettim Emine teyzeden. Sağolsun beni kırmadı. Aynı zamanda bayramda biraz da olsa derslerden uzak kalacak olmak, kafa dinleyecek olmak beni çok rahatlatacaktı.
Emine teyze, temizliğe geldiği zaman ben odamdaydım. Ona kapıyı açtığım zaman yine üzerinde klasik kıyafetleri vardı. Lacivert bir pardesü, altında beyaz bir tişört ve altında sarı renkte bir eteği vardı. Eteği sanki normale göre biraz daha dardı ama buna tam olarak emin değildim. Bazen aklım bana oyunlar oynuyordu. Fazla porno izlemekten beynimin bulandığı da oluyordu. O yüzden hareketleri tam olarak nasıl yorumladığımı bilmem gerekiyordu. Gerçekle, sahte tavırları ayırt etmek zorundaydım ancak içimdekileri daha fazla saklayamamaktan korkuyordum. Çünkü yanı başımda son derece çekici, resmen içine boşalmak, hamile bırakmaktan memnun olacağım bir kadın vardı. Her defasında onun çıplak halini hayal edip nasıl bir şey olacağını düşünüyordum. Bunun için delirmek üzereydim resmen. Benim öyle bir karım olsa bir gün bile bırakmazdım ama onun hayatında seksin çok yeri olduğunu sanmıyordum.
Temizlik yaparken camları sildiğini fark ettiğim anda kafamı hafifçe salona doğru çıkardım. Onun büyük göğüslerinin cama doğru yapışması, orada farklı bir şekil alması beni resmen deli ediyordu. Öyle bir görüntü, herhangi bir erkeği delirtmeye bile yeterdi. Nedendir bilmiyorum ama büyük göğüs ve kalçalara karşı hep bir zaafım vardı ama Emine teyzeden sonra işler çok daha başka bir hale gelmişti.
Özellikle camları silerken, ince tişörtünün altından büyük sütyeni belli oluyordu. Gerçekten de dev gibi göğüsleri vardı. Onun uçlarını hayal edemiyordum bile. O sırada sertleşmeye başladığımı fark ettim ve banyoya doğru yürümeye başladım. Giderken baktım ama Emine teyze bana bakmamıştı bile, işine çok yoğunlaşmış durumdaydı. Aslında böyle olması benim açımdan daha iyiydi, en son yaptığımız muhabbetten sonra zaten ilk olan olayı pek de sallamadığını anlamıştım. Çocuklu bir kadın için iyi bile yakınlaşma kurmuştu benimle. Ancak onu altıma aldığım anı düşündükçe, erkekliğime kan gitmesine engel olamıyordum.
Banyoya gittiğim zaman hemen pantolonumu indirip, iç çamaşırımı sıyırdım. Aynanın oradan hemen elimi sabunlayıp Emine teyzeyi düşünmeye başladım. Acaba hiç boğazına kadar almış mıydı? Yutmayı seviyor muydu? Fantazisi var mıydı? Nelerden hoşlanıyordu? Hepsini ve daha fazlasını çok merak ediyordum. Ancak daha da önemlisi acaba beni arzulamış mıydı? Genç birini istemiş miydi hiç? Çünkü kendisi gibi kadınlara benim gibi gençler asla ama asla bakmazlardı. Bunu çok iyi biliyordum çünkü çevremdeki herkes, genelde 20-24 yaş arasında, belki daha da genç bir kız istiyorlardı. Hepsinin kafasında fit, squat yapmış kalçalara sahip kızlar vardı. Pornolardan dolayı izledikleri kadınları deli gibi arzuluyorlardı. Ancak ben daha çok Emine teyzenin tipinde, evli ve çocuklu kadınları arzuluyordum. Onları bir şekilde kıvama getirmek, benim için dayanılmaz bir zevkti.
O anda deli gibi bir şekilde duvara doğru boşaldım. Beyaz döllerim, duvar fayansından yavaşça akarken resmen beynim donmuştu. Alnımda soğuk bir buz vardı sanki. Böyle anlarda deli gibi titrerken, hiçbir şey umurumda olmuyordu. Hayatım boyunca uyuşturucu türü hiçbir şeye bulaşmadım ancak bu his, gerçekten bağımlılık yapıcıydı. Böyle bir hissi, öyle bir kadının içindeyken yaşamanın ne kadar güzel ve derin olacağını hayal ederken daha da deliriyordum. Kendimden geçiyordum.
O anda telefonumun çalması ile hemen kendimi toparladım ve odama gittim. Arayan dayımdı. Bayramlaşmak için aramıştı, ben de onunla konuşurken, duvarda akan döllerim aklıma geldi. O anda başımdan aşağı kaynar sular boşalmıştı sanki. Ancak Emine teyze zaten camları siliyordu doğal olarak böyle bir sorun olmazdı. Gidip de oraya bakacak hali yoktu.
Telefon konuşmasını bitirdiğim sırada içeriden bir elektrik süpürgesi sesi duyunca ben de yavaştan banyoya gitmeye karar verdim. Banyoya girdiğim zaman döllerimin duvarda olmadığını gördüm. Hemen yanında da sarı temizlik bezi ve de fıs fıs duruyordu.
Görmüştü.
Hatta görmekle kalmamış, temizlemişti. Ne kadar rezil bir durumda olduğumu o anda fark ettim. Acaba fark etmiş miydi? Nasıl böyle bir yanlışı yapardım bilemiyorum. Ancak yerleri süpürürken, önümde eğildiği zaman kalçaları eteğine yapışmıştı. Gerçekten de güzel görünüyorlardı. Etli, dolgun bir götü vardı. Yanından geçerken gözüm ona takıldı. Hiç beklemediğim bir anda geriye doğru geldi ve kalçaları elime çarptı.
“Ayyy pardon oğlum.” dedi. Sesi, gürleyen elektrik süpürgesinin sesinin aksine zor duyulmuştu. Hemen bana döndü. Elektrik süpürgesini kapattı.
“Senin olduğunu fark etmedim.” dedi.
“Sorun değil Emine abla, teşekkür ederim bayram günü geldin. Sana da bir bayram hediyesi veremedim.” dedim.
“Yok be oğlum esas hediyeyi bizim size vermemiz lazım ama anla işe hayat şartları.” dedi.
“Yok be abla merak etme o yönden sorun yok.” dedim.
“Köye gidecektik zaten, bana erken söylediğin iyi oldu. Sen de bayramda zorluk çekeceksin.” dedi gülerek.
“Neden ki abla, niye zorluk çekeyim?” dedim hafifçe gülümseyerek. Neyi kasıt ettiğini anlayamamıştım.
“Ailen geliyor ya oğlum. Sizinkiler gelince burada kız işleri falan zora girer.” dedi.
“Yok be abla ne kızı… İşimiz gücümüz ders.” dedim.
“Hadi canım hadi, bilmez miyim.” dedi.
“Abla zaten ben o tarz kızları çok beğenmiyorum. Gelenleri diyorsan eğer onlar benim arkadaşın manitaları. Benim işim olmaz. Benim için fazla amatör onlar.” dedim.
O anda gülmeye başladı. Aslında gururuma dokunmuştu. Neden böyle dedim diye gülüyordu ki?
“İlahi oğlum, sanki yaşın başın 50 olmuş gibi konuşuyorsun.” dedi.
“Yok be abla bildiğin gibi değil. Şimdi o tarz kızlarla uğraşırken gerçekten kendimi kreş işletiyor gibi hissediyorum. Oysa ki kadın dediğin öyle olmaz.” dedim.
“Nasıl olurmuş kadın?” dedi. Gülmeye devam ediyordu. O anda beni aşağıladığını, yaşımdan dolayı hakir gördüğünü hissediyordum. Kendince, kadınlar hakkında bir şey bilmediğimi düşünüyor olmalıydı. Ancak yanıldığı çok nokta vardı.
“Ben daha çok tecrübeli, oturmasını kalkmasını bilen kadınlardan hoşlanıyorum.” dedim.
“Aman sen de…” dedi gülmeye devam ederken.
“Abla sen öyle düşünmüyorsun ama kadınlık bilmez çoğu.” dedim.
“Orası doğru bak bilmezler…” dedi.
“Banyoyu temizlemişsin, eline sağlık.” dedim.
“Sağol oğlum.” dedi ve o anda yüzüne ciddi bir tavır takındı. Haklıydım, ne olduğunu fark etmiş, görmüştü.
“Abla kusura bakma bizim de ihtiyaçlarımız oluyor biliyorsun. Hem ben sana dürüst davranıyorum. Kendim gibi insanlar bulmam zor oluyor. Oturmasını kalkmasını bilen, tecrübeli, kadın gibi kadınların tamamı bana uzak. Ben de başımın çaresine bakıyorum.” dedim.
O anda bana bakmadı ve makineyi çalıştırmaya başladı. Yüzü kızarmıştı. Sanırım sınırı bu kadardı. Daha fazlasını konuşmak istemiyordu. Ancak o anda yine önümde domaldığı anda kalçaları tüm güzelliği ile meydana çıktı. Bu görüntünün keyfini çıkardığımı mutlaka biliyor olmalıydı. Yine de ilk başlardaki mesafeli tavrı yerine esprili de olsa bu konuları benimle konuşmaya başlaması hoşuma gitmeye başlamıştı. Bir şekilde bu kadını elde etmenin yolunu bulmam lazımdı. Emine teyzeyi altımda inlerken her hayal ettiğimde erkekliğimin sertleşmeye başladığını, kanın ona doğru aktığını hissedebiliyordum.
Çok güzel kadındı gerçekten, kendine ait bir güzelliği vardı…
Emine teyze yemek yapmaya başlamıştı. Gelen güzel korkulardan bunu anlamak hiç de zor değildi. Ben de odamdan çıktım. Üzerimde sort ve tişörtüm vardi. Yavaşça mutfağa doğru yöneldim. Emine teyze, ocağın başında yemeği yavaş yavaş yapıyordu. Güzel kalçaları bana dönüktü ve oldukça güzel görünüyorlardi. Onlara bir kere dokunmuştum ve hazır da araya bayram girecek olmasından dolayı bir kere daha dokunmayı çok istiyordum. Kendime 31 çekerken, hayal edecek malzeme bulmam gerekiyordu. O kadar güzel görünen, dolgun kalçalar şu ana kadar görmemiştim. Gördüklerim ise hep porno filmlerinde yer almıştı. Ancak böyle bir şah eserin kanlı canlı bir şekilde tam karşımda durması, sadece bana birazcık uzak olması o kadar delirtiyordu ki beni… Bunu anlatmamın imkanı yoktu.
Yavasca mutfağa girdim ve girerken “Eline sağlık Emine teyze. Enfes kokuyor.” dedim. Aynı anda yavaşça başım ona doğru yaklaşmıştı. Ancak onun kokusunu alamadım. Sanırım parfüm kullanmiyordu.
“Yapıyorum oğlum az kaldı sonra biter zaten.” dedi.
Bana bakmamıştı bile ama ben arkasından yavaşça içeri geçmek için hamle yaptım. Aslında yeterli yer vardı ama hafifçe sortumun üzerinden ona dokunmak istiyordum. Geçerken de inceden değen erkekliğim sanki ışık hızı ile sertlesmisti. Beni hissettiğine kesinlikle emindim çünkü kaslarının kasildigini ve vucudunun daha dik bir duruma geldiğini o anda gördüm. Resmen kan beynime hücum etmiş, kalbim hizlanmisti. Öyle güzel bir histi ki. Sanırım dünyanın en tepesinden atlasam aşağıya doğru, bu kadar deli gibi atmazdı. Böyle bir heyecanı çok az yerde yaşamıştım.
O anda elimin tersi ile de hafifçe dokundum. Hala bir tepki vermemişti. Vücudu kasilmisti ama kendisinden bir tepki gelmemesi beni sasirtmisti. O anda biraz daha cüretkar davranıp parmağımın ucunu eteğinin üzerinden o güzel kalçalarına degdirmeye başladım. O anda vücudumun elektriklenmesini tarif bile edemem. Erkekliğim o kadar sert olmuştu ki resmen çadır oluştu sortumun üzerinde. Ona doğru da bastırıyordum. Fark etmemesi imkansızdı.
Ve beklediğim gibi bir şekilde tepki de verdi. Elindeki tahta kaşık, yapmakta olduğu yemeğin tenceresinin içine düştü.
Kaynar suyun içine elini de daldirmak istemiyordu ama o anda hareket edemezdi. Ben tam arkasında, nefesim onun türbanından ensesine giderken erkekliğim dimdik bir şekilde duruyordum.
Resmen saniyeler, dakikalara dönmüş, zaman durmuştu. O anda geri çekilmeye çalıştı ve “Oğlum bir dur geçeyim sıkışık oldu burası…” dedi. Ancak yaptığı hamle, kalçalarıni bana daha çok bastirmisti. Artık kan resmen beynime değil erkekliğime gidiyordu. Kendimi kaybetmiştim, yarı baygın yarı uyanık bir haldeydim sanki. Geri çekilmedim ve bir elimle onun eteğinin kenarından tuttum ve kendimi bastırdım.
“Ne yapıyorsun oğlum çekil!” dedi. Çok bagirmadi ancak sesi yükseldi ve beni daha çok itmeye calisti. Ama ben direndim. Hala oradaydım ve erkekliğim onun o güzel, dolgun kalçalarınin arasına girmişti tüm bu hengame içerisinde.
Ben cekilmedigim için o da daha fazla bastırdı. Ama bir anda hiç beklemediğim bir şey yaptı ve dirseği ile tersten doğru karnıma doğru vurdu. O anda kendimi hafifçe istem dışı one doğru eğmek zorunda kaldım. Yukarı doğru kaldırdığı kolundan dolayı eli de burnuma ve dudaklarımın kenarına geldi. Şokun etkisinden çıkmam uzun sürdü, ağzıma gelen kan tadı, o metalik tat hemen beni uyandirmisti. Uyandığım anda güçlü bir şekilde Emine teyzenin üzerine doğru cullandim. Gerçekten de güçlü bir kadındı. Kendini bir şekilde geriye çekmeyi başardı.
“Imdaaat!” diye bağırdığı anda beynimden aşağı kaynar sular dokuldu. Hiç düşünmeden ona bir tane tokat attım. Sol yanaginin biraz gerisine gelmişti. O şokla geriye doğru savruldu ve dengesini kaybetti. Yere düştüğü anda hemen üzerine cullandim ve ağzını kapattım. Ama debelenmeye devam ediyordu.
“Sessiz ol! Sessiz olursan bu is hızlı biter!” dedim. Sesimi olabildiğince az çıkarmaya çalışıyordum. Etraftakiler gürültüyü duymasın diye uğraşıyordum. Eğer biri duyarsa hem de bayram arifesinde isim biterdi. Emine teyze bir türlü debelenmeyi bırakmadı. Ben de bir tane daha vurmam gerektiğini düşündüm ama görünen bir yere vuramazdim. Başı da tehlikeli olurdu. Biraz geri çekildim ve karnına doğru bir tane yumruk attım. O anda nefesi kesilir gibi oldu.
Bir anlık zamanım vardı ben de hızlı davranmak zorundaydım. Nefes almaya çalışırken göğüs kısmının biraz daha altına bir kere daha vurdum. O anda başı biraz daha öne geldi ve gözleri fal taşı gibi açıldı. Nefesinin kesik kesik geldiğini fark etmiştim. Kalbi deli gibi hızlanmış olmalıydı, benimki de öyleydi.
“Emine teyze! Sessiz ol… Bitsin gitsin… Kendini bırak…” dedim. Tek umduğum şey bana daha az direnmesi ve bu durumu kabullenmesiydi. Çünkü ben de yorulmaya başlamıştım ve kendisi de tabiri caiz ise ayı gibi bir kadındı. Gücü kuvveti yerindeydi. Ancak özellikle karın tarafına vurulduğunda nefesi kesildiği için debelenmeyi o anlık kesmişti. Ağzını elimle kapattıktan sonra iyice üzerine çullandım. Deli gibi sertleşen erkekliğim onun karnına doğru baskı yapıyordu. Diğer elimle belinden tuttum ve az da olsa kalçalarına dokunuyordum. Tam olarak altımdaydı. Bacaklarımdan kuvvet alarak bacaklarını ikiye ayırmaya çalıştım.
Emine teyzenin gözleri büyüdü ve başını hızlıca iki yana sallamaya başladı. Mırın kırın sesler çıkarıyordu çünkü ağzını kapatmıştım.
“Bak… Ağzını açacağım. Bağırmayacaksın. Tamam mı? Yoksa kötü olur… Beraber olduğumuzu söylerim herkese. Üzerini başını yırtarım! Beni duydun mu? Emine teyze, bak beni anlıyor musun? Dışarı çıkamazsın o halde, bana saldırdı bile desen artık iffettin gider. Mahallede dedikodu malzemesi olursun…” dedim.
Gözleri, gözlerime kilitlenmiş durumdaydı. Bana bakarak başını aşağı yukarı salladı. Onaylamıştı. İlk defa onaylamıştı. Ancak beni tam olarak anladığından emin olmak zorundaydım.
“Bak Emine teyze, elimi şimdi yavaşça çekiyorum. Sakın bağırma, karşı koyma. Konuşarak halledeceğiz herşeyi.” dedim ve elimi yavaşça çekmeye başladım. Gerçekten de sesini çıkarmamıştı. Sanki şok olmuş gibiydi. Hızlıca nefes alıyor. Sadece, gözlerimin içine bakıyordu.
“Emine teyze sakin olmanı istiyorum… Tamam mı…” dedim. Ben de nefes nefeseydim. O da nefes nefese kalmıştı. Başını aşağı yukarı salladı. Konuşmuyordu. Ya da konuşamıyordu. Tam olarak emin olamıyordum. Gerçekten de bu yaptığıma ben de bir anlam veremiyordum.
“Emine teyze… Seni çok beğeniyorum. Sen de bana bakıyordun. Gördüm. İlla ki aklından geçmiştir. Burada gizli kalacak herşey…”
Tam konuşurken birden kendini geri çekti. Benimle arasına mesafe koymak istiyordu galiba. Ben de ondan hızlı davrandım ve onun bacaklarından tutup yine çektim. Tekrar altımdaydı. Bu sefer, gerçekten kendi isteği ile altıma yatmış gibi duruyordu. Başı tam olarak yerde, vücudu yere dümdüz bir şekilde uzanmıştı. Türbanı başından hafifçe sıyrılmış, saçlarının bir kısmı görünüyordu.
“Sakin ol!” dedim ve o anda suratına bir tane tokat attım. Ses resmen yankılanmıştı. Yanağına gelmişti. İz olmasından korkuyordum ancak bana başka bir çare bırakmamıştı.O anda gözlerinden bir damla yaş aktığını da görmüştüm. Böyle olmasını istemezdim. Ancak beni en son noktaya kadar zorlamıştı.
Ancak bir şekilde olmuştu. Tek yapmam gereken devamını getirmekti.
Emine teyze, altımdaydı.
Emine teyzenin yüzü bembeyaz olmuştu. Bu yaptığım tam bir çılgınlıktı. Yaptığıma inanmakta bile güçlük çekiyordum ancak artık olmuştu. Bir anlık deli cesareti ile gerçekleştirmiştim. Belki daha sonra pişman olacaktım ancak şu anda hiç değildim. Kan resmen kalbimden, vücuduma deli gibi pompalanıyordu. Son tokatla beraber, onun bir şekilde yola gelmesini sağlamıştım. Sesini kesmiş, hızlı hızlı nefes alıyordu. O anda ne diyeceğimi ben de bilmiyordum. Sadece, onun tam üzerindeydim. Bacaklarımın iç tarafından yavaşça güç alarak onun bacaklarını açmaya çalıştığım anda kendini kastı. Onun gözlerine baktım. Bana aynı şekilde bakıyordu, yüzü bembeyazdı.
Yine elimi kaldırdığım anda hemen kendi elini kendini korumak istercesine engel oluşturmak için kaldırdı. Vurmamdan gerçekten de korkmuştu.
“Dur vurma! Vurma!” dedi, nefes nefese kalmış bir haldeydi.
O anda gerçekten acıdım kadına. Ona hiç bu gözle bakacağımı hayal etmezdim. Teyze dediğim için, gerçekten de hoşuma gitmişti. Onun böyle saf ve masum hali, aynı zamanda ne kadar yaramaz olabileceğini çokça düşünür olmuştum.
“Yapma! Tamam… Bir şey yapmıyorum tamam… Bağırmayacağım…” dedi.
Nefes alışverişimi yavaşlatmaya çalışarak gözlerinin içine baktım. Türbanı biraz daha geri gitmiş ve saçları daha fazla gözüküyordu. Hızlıca nefes aldığı için göğsü inip kalkıyor, zaten güzel olan göğüsleri daha çok gözüme batıyordu. Sütyeni, giysinin altından gözüktüğü için böyle daha da hoş olmuştu.
İşin garibi o noktadan sonra ne yapacağımı bilemedim. Sadece eğilip, dudaklarımı hep öpmek istediğim o dudaklara değdirdim. Hiçbir tepki vermiyordu. Hatta dudakları titriyordu. Benden korkmuştu. Tabi ki korkacaktı, kadına tokat atmıştım. Dudaklarım değdiği andan itibaren ben de vücudumu biraz daha rahat bıraktım ve onun üzerine ağırlığımı daha fazla verdim. Aynı anda bacaklarımı biraz daha içeri doğru ittirdim ve onun bacaklarını açmak için zorladım. Ancak eteği oldukça gerginleşmişti ve bu noktadan sonra üzerinde bir şey varken bunu yapmak zor olacaktı.
Elim yavaşça eteğine indiği sırada kendini geri çekti ve elimden tuttu. Anında vurmak aklıma geldi, yine kaçacağını düşündüm ama o benden hızlı davrandı.
“Dur dur… Öyle olmaz… Günah…” dedi.
“Günahı sevabı mı kaldı Emine teyze, bunun bir şekilde inmesi lazım…” dedim ve yavaşça boynunu öpmeye başladım. Aynı anda erkekliğim onun göbeğine doğru baskı yapıyordu. Beni hissettiğine yüzde yüz olarak emindim.
Nefes alışverişi değişiyordu. Zevk mi alıyordu yoksa sakinleşiyor muydu tam olarak anlayamadım. Ancak bir şekilde bana boyun eğmesi benim için iyiye işaretti.
“Öyle yapma… Dur… Başka türlü yap…” dedi
“Ne başka türlü yapayım? Bunun başka türlüsü mü olur?” dedim. Kendini benim altımdan kurtarmaya çalışıyordu ama bundan sonra imkanı yoktu. Bir şekilde ya olacaktı, ya olacaktı. Emine teyze benimdi. Benim olacaktı.
“O zaman ben yapayım ama o şekilde olmaz…”
“Hayır… Sen benimsin, hem senin de hoşuna gidecek bak görürsün.” dedim ve bacağını açmak için hamle yaptım. O sırada hemen kendini biraz daha geri çekti ve kafasını duvara hafifçe çarptı. Daha gidecek bir yeri kalmamıştı. Mecburen altımda öyle yatacaktı. Benimle daha fazla mücadele etmesinin bir anlamı yoktu aslında. Zaten tokadı yemişti. Bu saatten sonra umurumda bile olmazdı. Ben de hemen elimle eteğini sertçe çekmeye başladım. Umurumda değildi, onu uyarmıştım. Üzeri başı yırtık bir şekilde buradan çıksa ben biterdim, o da biterdi. Bu karşılıklı bir durumdu ve çocuklu, evli bir kadın bunu göze alamazdı.
“Yapma yapma yırtılacak…” dedi ve hemen elini elimin üzerine attı. Beni çekiştirirken bunu bir işe yaramayacağını fark etti ve eli benim karnıma geldi. Beni geri ittireceğini düşündüğüm için hızlıca ona doğru bir hamle yaptım. Ancak o anda parmakları, erkekliğime kumaşın üzerinden dokundu. O haldeyken onun dokunuşuyla resmen havalara uçmuştum. Gözlerimin içine bakıyor ve parmakları ile yavaşça dokunmaya devam ediyordu.
“Ohhh… Emine teyze…” dedim ve eğilip dudaklarından öpmeye başladım. Bana karşılık vermiyordu ama parmakları erkekliğimi okşamaya başlamıştı. Kumaşın üzerinden bile olsa rahatlıkla onun o güzel, dolma parmaklarını hissediyordum. Güçlü ve kuvvetli bir kadındı. Bu durum başta bana zorluk çıkarsa da sonrasında büyük bir avantaj olacaktı demek ki.
Yavaşça dilimi çıkardım ve dudaklarına değmeye başladım. Ağzı kapalıydı ama zorla da olsa aralamak zorundaydım onu. Gerçekten delirecektim. O kadar zevkliydi ki. Ancak şu anda boşalmak istemiyordum. Kendimi tutmaya çalışarak yavaşça kendimi ileri geri hareket ettirmeye başladım. Giysimin üzerinden Emine teyzeye kendime mastürbasyon yaptırıyordum. Normalde ilk geldiği gün aklıma bile gelmeyecek bir durumdu. Aslında direk olarak zorla da olsa ona sahip olmak vardı aklımda. Ancak bana böyle dokunması, hiç ondan beklediğim bir hareket değildi. Mutfağa doğru yürürken belki aklımda binlerce senaryo vardı ancak hiçbiri bu duruma yakın bile sayılmazdı. Onun bana karşı böyle bir hamle yapacağını düşünmedim. Belki tamamen teslim olur da kendi içinde bana karşı duyguları vardır, bana karşı harekete geçer diye düşünmüştüm. Ancak şu anda yapmaya çalıştığı şeyi hiç aklıma bile getirmemiştim.
O anda deli gibi sürtünmeye başladım. O da bacaklarını rahat bırakmıştı ve etek biraz daha geriye doğru çekildi. Süt beyazı bacakları meydana çıktığı sırada biraz geriye çekildim ve ona şöyle bir baktım. Gerçekten de güzel bir kadındı aslında. Tabi ki güzellik, nereden baktığınıza göre çok değişen bir konuydu. Onu hayallerimde böyle düşünmemiştim ancak çıplak kaldığı zaman düşündüğümden daha çekici bile olabilirdi. Yavaşça elimle hamle yapıp türbanını çıkarmaya başladım. Aynı anda da eğilip öpmeye devam ettim. Bana karşı gelmesini istemiyordum. O sırada parmaklarının daha çok baskı yapmaya başladığını hissettim. şortumun üzerinden ellemesine rağmen delirmiştim. Şortum yırtılacaktı sanki. Erkekliğim içeriden çıkmak için yırtınıyordu. Sanki şortumu parçalayacaktı. Zincirlerini kırmak isteyen bir pitbull gibiydi o anda. Türbanını çıkardığım zaman o güzel yüzünü ilk defa böylesine görme şansım oldu.
“Ahhhh… Emine teyze… Çok güzel… Devam et…” dedim.
Onun da nefesi tekrardan hızlanmıştı. Zevk alıyordu. Bundan yüzde yüz emindim. Gözlerini kapatmıştı. Bunu gördüğüm anda bir anda öpmeye başladım. Aşırı tutkuluyduk. Yavaşça onun dudaklarının hareket etmeye başladığını fark ettiğim zaman dilimle dudaklarını ayırmaya çalıştım. Dilimi, ağzının içine ittirirken direnmemesi çok hoşuma gitmişti. Kalçalarına doğru ellerim giderken zevkten ölüyordum. Eteğinin üzerinden de olsa böyle okşamak, onları hissetmek paha biçilemezdi. Parmaklarım etine batarken, yavaşça kavradım. Çok güzellerdi. Dolgun kalçalarını böyle ellemek… Hayalini kurduğum kalçalar şu anda elimdeydi. Tam olarak avucumun içindeydi.
O anda titremeye başladım. Şortumun içine boşalırken deli gibi öpüşmeye başladık. Şaşırmıştım. Dilini ağzımın içinde hissettiğim zaman daha da sertçe surtunmeye başladım. Boşalmam ilk defa bu kadar uzun sürmüştü. Hayatım boyunca böyle bir şey yaşamamıştım. Gerçekten müthişti ve de bağımlılık yapıcı bir olaydı. Porno izlemekten ve kendi kendine dokunmaktan çok farklıydı.
Üzerinden kalktığım zaman, Emine teyze de kalktı ve üzerini başını düzeltmeye başladı.
“Bundan kimseye bahsetme… Laf söz olur önüne geçemeyiz.” dedi.
“Merak etme bir tanem benim. Sen boşaldin mi Emine?” dedim.
“Hayır.” dedi. Hala mahçup gibi bir hali vardı. Aslında böyle olması gerçekten insanı azdiriyordu.
“Bir daha bana öyle deme…” dedi hemen arkasından.
“Ne deneyeyim?” diye sordum.
“Direk ismimi söyleme. Saygılı ol bana.” dedi. O anda dudaklarında gülümseme yakaladım.
“Tamam Emine teyze, bir dahakine söz seni bosaltacagim sen hiç merak etme.” dedim.
“Konuşma öyle şeyler… Yemek yanacak çekil…” dedi ve yemeği yapmaya koyuldu.
Sortum deli gibi ıslanmıştı. Ama benimle konuşması çok iyi bir isaretti. Emine teyze artık benimdi. Buna kesinlikle emindim.
Bayramdan sonra herşey daha sakin olmaya başlamıştı. Olanlardan sonra Emine teyzeyi daha görmemiştim. Ailesi ile beraber köye gittiklerini biliyordum. Ancak ne zaman geleceklerini bilmiyordum ancak çok merak ediyordum.
Olanlardan sonra defalarca yalnız kaldığım zaman masturbasyon yapmıştım. Hep onu hayal ediyordum, o güzel kalçalarına dokunan parmaklarıma baktığım zaman bile şaşkın bir halim vardı. Nasıl ve ne şekilde o cesareti alıp da yaptım ben de tam olarak bilmiyordum ama bir şekilde yapmıştım. Devamını getirmek istiyordum ama o günden sonra ona nasıl yaklaşmam gerektiği üzerine çok kafa yordum. Bir türlü yüzde yüz olarak emin olamiyordum. Çünkü netice itibari ile onu zorlamistim. Belki isteyerek belki de istemeden beni oksamisti ama o durumdan kendini kurtarmak için yaptığını her geçen günde daha iyi bir şekilde anliyordum.
Odamda otururken dışarıdan gelen konuşma sesleri duydum. Kadınlar kendi aralarında konuşuyorlardı ama Emine teyzenin sesi olduğuna emin olduğum bir ses daha duyunca hemen pencerenin kenarından, görünmeden bakmaya başladım. Karşı apartmandan ya da başka bir yerden baktığım gözüksün istemiyordum. Yoksa çıkacak dedikodunun hiçbir şekilde önüne gecemezdik. Aralarında konuşup, bayramın nasıl geçtiğini anlatıyorlardi ki Emine teyze pazara kadar gideceğini söyledi. O anda hızlıca üzerimi giyindim. Bir şekilde ona yetişmem lazımdı. Hızlıca üzerime bir sort ve tişört giyip hızlıca dışarı çıktım. Pazara doğru yürürken kalbim deli gibi atıyordu. O günden sonra ilk defa onu görecektim.
Pazar yerine kadar yürüdüm ama Emine teyze ortada yoktu. Etrafı biraz gezmeyi düşündüm ama o zaman ona denk gelme şansım daha da düşerdi. Biraz pazar yerini gören bir yere ihtiyacım vardı. Biraz uzaktan bakıp nerede olabileceğini kestirmeye çalıştım. O anda onu gördüm. O muhteşem, büyük kalçaları ile oradaydı. Bir tane pazar arabasını sürüklüyor ve patates alıyordu. Beyaz bir bluzun altına gri bir etek giymişti ama bu uzaklıktan bile sutyeninin izini gorebiliyordum. Öyle bir giysiyi dışarıda nasıl giymişti hayret etmiştim.
Ona doğru yürümeye başladığım zaman kalbimin atışı hızlandı. Öyle bir atıyordu ki her an yerinden çıkacak gibiydi. Ona ilk dokunduğum andaki heyecan hiç bitmiyordu. Zamanla azalır zannetmiştim ama aksine giderek daha fazla olmaya başlamıştı. Sadece şu his bile bana uzun zamandır hiç hissetmediğim kadar yaşadığımı hissettirmisti.
Yaklaşırken arkasından sürüklediği pazar arabasına dikkat ettim. Bir şekilde onun kenarından geçip o güzel kalçalara dokunmam gerekiyordu. Artık bazı konularda daha rahat olduğumu fark etmiştim. En son olaydan sonra böyle kalabalık bir ortamda sesini cikaramazdi. Yine de bir önlem daha almam gerekiyordu. Sadece böyle bir şeye güvenemezdim. Neticede bağırsa bir anda beni linç ederdi kalabalık. Yine de o anki kalbimin atışı, yaşadığım heyecan daha ağır basmıştı. Hatta onu yürürken, arkadan gördüğüm zaman erkekliğimin sertleşmeye başladığını hissedebiliyordum.
Giderek aramızdaki mesafe azalırken artık kalbim neredeyse yerinden çıkacaktı. Beni görmesini sağlamak zorundaydım o yüzden pazar arabasına dokunmam lazımdı. Dengesi bozulunca illa ki geriye bakacakti.
Hızımı biraz daha arttırdım ve ayağımın tam ucunu tekerleğe degdirdim. Hafifçe havalandı pazar arabası. Omzundan geriye hafifçe başını çevirdi. Beni gördüğü zaman anında önüne dönüp, yürüme hızını arttırdı ama ben daha hızlı yürüyordum. Zaten o kısa bacakları ile bu kalabalıkta gidebileceği bir yer de yoktu. Yine de arkasında yürürken o güzel kalçaları sallandikca kan resmen erkekliğime hücum ediyordu.
Biraz daha yanaşıp beni duyabileceği şekilde yanına sokuldum.
“Emine teyze, nasılsın yardım edeyim mi malzemelere?” dedim. Durdu ve yüzüme baktı, gözlerinde korku vardı. Etrafta birçok kişi vardı ve büyük bir bölümü mahalleden insanlardı. Göz kırptım hızlıca. Anlamasını sağlamam gerekiyordu.
“Yok oğlum ben bunu kendim çekiyorum zaten ağır değil. Allah razı olsun.” dedi.
Yürümeye başladığında ben de yürümeye başladım. Etrafıma bakındım ama sima olarak benim tanıdığım kimseyi göremedim. Muhakkak ki onun tanıdığı ve onu tanıyan insanlar vardı.
Yavaşça elimi uzattım, ayni anda etrafa dikkatlice bakarak parmaklarımı o güzel kalçalara degdirmeye başladım. Vücudumun her yerine elektrik dagiliyordu sanki. O kadar başka bir histi ki bu. Onun o güzel kalçalarıni kaç defa gözümü kapattığımda canlandırmaya çalıştım hatırlamıyorum.
Hızını daha fazla arttırmaya çalıştı ama pazar arabası bir yere daha takıldı ve tokezledi. Geriye dönüp bana baktı, ben de ona. Sadece birkaç saniye gözlerime baktı ama ben geri adım atmadım. Tam o bakarken kalçasına elimi uzattım ve o güzel dolgun eti avucladim. Bir anda ileri doğru atıldı. Yerinden sicramisti. Ama korktuğum gibi bagirmadi ve ortalığı birbirine katmadi. O da korkuyordu. Tek korkum, bana tamamen karşı koyup burada linç ettirmesiydi ama bunu yapmamıştı. İleride fikrini değiştirmesi ihtimaline karşı daha net ve somut deliller yaratmam gerekiyordu ki elimden kayıp gitmesin.
Kenardan döndüğü sırada pazar arabasının bir tarafından tuttum.
“Emine teyze ben de o yoldan gidiyorum zaten. Gel yardım edeyim.” dedim.
Yüzü bembeyazdi. Etrafa bakıyordu. O anda onun da kalbinin deli gibi attığını hissedebiliyordum. Parmakları, arabanın demirindeyken gevşedi ve “Peki oğlum sana zahmet olmayacaksa…” dedi.
“Ne zahmeti teyze… Zevkle…” dedim göz kırparak. O anda kimse bize bakmiyordu ama o etrafı gözleriyle resmen tariyordu. Tabi ki bu yaşta bir kadının adının çıkması çok riskli bir olaydı.
Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Arabayı ben çekmeye başladığımda ellerini bıraktı ve yürümeye başladı. Kalabalıktan ayrıldığımız anda yavaşça diğer elimle kalçasına yeniden dokundum. Gerçekten verdiği his müthişti.
“Emine teyze temizliğe ne zaman geliyorsun?” diye sordum.
“Gelmeyeceğim artık…” dedi. Etrafta kimse bizi duyamazdi o yüzden rahatça konuşuyordu. Sinirli olmalıydı ama bunu yansitmamaya çalışıyordu. Sonuçta yine mahalleye yakindik.
“Gel bence Emine teyze… Evin temizlenmesi lazım…” dedim.
“Yok… Gerek yok…” dedi.
“Herkese söylerim… Sen bilirsin… Hem gelirsen ben de seni mutlu edeceğim merak etme…” dedim.
“Saçma sapan konuşma… O gün olanlar bir hataydı. Çocuksun sen daha olabilir… Ama bu devam edemez… Çok günah…” dedi. Böyle demesi komikti çünkü günah olmasa sanki kucağıma atlayacakmis gibi söyledi. Yine de böyle kaçamak cevaplar vermesi hoşuma gidiyordu. Erkekliğim bayağı sert olmuştu.
“Emine teyze… Sen beni dinle… Çocuk falan diyorsun ama o gün okşuyordun…” dedim sırıtarak. “Beni burada bekle. Bir yere ayrılma yoksa o gün seninle yattigimizi söylerim herkese.” dedim. Pazar arabası ile kuyumcuya girdiğim zaman, camdan dışarı baktığımda Emine teyze gerçekten de beni bekliyordu. Dediğimi yapması hoşuma gitmişti. Kuyumcudan çıktığım zaman etrafa baktım ve kimsenin bizi görmediğine emin olduğum bir anda onun elini tutup avucunu açtım. İçine aldığım hediyeyi koyup avucunu kapattım. Avucunu açıp baktığında şaşırmıştı. Bunu gözlerinden anlayabiliyordum.
“Beğendin mi Emine teyze…” dedim sırıtarak.
“Güzel de oğlum…” dedi ve gözlerime baktı. “Ben bunu takamam ki, ne diyeceğim insanlara?” dedi.
Harika bir haberdi bu. Kabul etmiş bir şekilde insanlara açıklama yoluna bakıyordu.
“Hallederiz onu Emine teyze, daha fazla kazanıyorum dersin. Mesaiye gidiyorum diye bizim evi fazladan temizlersin.” dedim sırıtarak. Sesini çıkarmadı.
“Eve gidelim artık yemek yapmam lazım.” dedi.
Yolda giderken mahalleye girmeden önce, bir kere de kalçalarıni avucladim. Bu sefer dönüp bakmadı bana. Yürümeye devam etti.
Olmuştu bu is…
Emine teyze artık elimdeydi.
Evde otururken zaman neredeyse geçmek bilmiyordu. Emine teyze bugün temizliğe gelecekti. Kalbimin hızı bir türlü yavaslamiyordu. O anda o kadar çok masturbasyon yapmak istiyordum ki bunu anlatamam. Ancak yine de yapmak istemedim. Emine teyzenin gelmesini beklemem lazımdı. O geldiğinde sert olmam lazımdı.
Sertlesme ile ilgili sorunum yoktu ama pazarda ona dokunduğum andan beri o kadar çok bosalmistim ki bir kere erkekliğim yanmıştı acidan. Onun gelmesi benim için iyi olacaktı. Çünkü gerçek bir beden, gerçek bir sıcaklık çok farklı hissettiriyordu. Hele de Emine teyze gibi bir afet, bambaşka bir durumdu.
Kapı çaldığında hemen yerimden fırladım. Boxer ve tişört ile kapıya gittim. En son olaydan sonra kendimi gizlememe gerek yoktu. Delikten baktım, yanında kimse yoktu. Kapıyı açtım. O anda sertleşmeye başladığımı hissediyordum.
“Hosgeldin teyze gel içeri geç…” dedim gülümseyerek. Bir şey demedi ve içeri geçti. Üzerinde beyaz bir bluz ve altında kırmızı bir etek vardı. Biraz da dar gibiydi. Bilerek yapıyordu orospu. Beni tahrik etmek onun da hoşuna gitmişti. Yüzü gülmuyordu ama somurtmuyordu da. Bu benim için iyiye isaretti. İçeri geçti ve ayakkabılarını çıkarmak için eğildigi anda kumaş kocaman kalçalarıni sarmaladı. Harika gözüküyordu. Kapıyı kapatıp hemen yanından geçerken degdirdim. O anda kafasını çevirip baktı. Ben de salona devam ettim. Artık utanmam falan kalmamıştı.
“Hediyeni takıyor musun?” dedim.
“Daha göstermedim. Haftaya aldım derim.” dedi. Temizlik malzemelerini alıp salona geldiğinde ben de boxer ile oturuyordum. Koltukta otururken onun domalir gibi egildigini gördükçe erkekligime kan gidiyordu.
Gülümsedim. O sırada halıyı elektrik süpürgesi ile temizlemeye başladığı anda ayağa kalktım. Kaldığım zaman fark ettigim şey erkekliğimin resmen çadır kurduğu oldu. Yaklaştım ve yavaşça elimin tersi ile kalçalarına dokundum. O anda irkildi ve bana baktı. Ben de durdum. Ama yerimi değiştirmedim. Elektrikli süpürgenin sesi yüzünden o anda oraya geldiğimi görmemiş ve şaşırmıştı.
Kendimi hafifçe ileri doğru ittirdigim zaman sertleşmiş erkekliğim o güzel kalçalara doğru baskı yapmaya başladı. O anda hareket etmeyi bıraktı. Sabit duruyordu. Ona surtunmeye başlamayı düşündüm ama o anda hemen kalktı ve biraz daha ileri gidip diğer tarafı temizlemeye başladı. Ben de yeniden arkasından ilerledim ve yanından geçerken yine erkekliğim ile dokundum o güzel kalçalarına. Kaşar bana naz yapıyordu.
“Daha alırım sana hoşuna gittiyse…” dedim ve elimi yavaşça kalçalarında dolaştırmaya başladım. Giydiği iç çamaşırı normal bir iç çamaşırıydı.
Inanılmazdı. Hiçbir tepki vermemişti. Okşayıp yavaşça Koltuğa otururken boxerimdan çadır kurmuş erkekliğim kendini belli ediyordu. Semsert olmustu. Istemsiz olarak gözleri ona kaydı.
“Beğendim… Güzeldi…” dedi ve tekrardan yere bakıp temizlik yapmaya devam etti.
O anda onu söyle bir süzdüm. Yere egilince göğüsleri aşağı doğru hafifçe sarkiyordu ama giydiği sutyen onları tutuyordu. Bayağı büyük olmalıydı.
“Gelsene sana bir şey söyleyeceğim…” dedim.
“Tamam söyle oğlum buradayım…” dedi.
“Hayır fisildamam lazım o yüzden yanıma gel…” dedim sırıtarak. Bana oğlum demesi de çok hoşuma gitmişti. Onu böyle bir şekilde elde etmek çok harika olacaktı.
“Offf bak temizlik yapmam lazım sonra anlarlar…” dedi. Orospuya bak diye düşündüm içimden artık durumu kabullenmiş hatta kendisi gizlemeye çalışıyordu.
“Tamam Emine teyze sen gel kısa söyleyeceğim şey…” dedim.
Elektrikli süpürgeyi bıraktı ve nazlanarak yanıma geldi. Tam Koltuğa oturmaya yeltendigi anda onu tutup kucağıma doğru çektim ve bir anda kucağıma oturmuş oldu.
“Ah… Oğlum ne yapıyorsun…” dedi ama o anda hemen onu belinden ve bacaklarından tutup kendime doğru bastırdım. Resmen kucağıma mihlanmis bir durumdaydı.
“Şşşşşt… Emine teyze… O son olanlardan sonra seni çok düşündüm…” dedim. Nefes alışlarının hizlandigini hissedebiliyordum. Cevap vermiyordu. Ama böyle olacağını biliyordum zaten. Onu bu şekilde elde etmenin daha zevkli olacağını hissediyordum.
Kalçalarıni okşamaya başladığım zaman ne kadar farklı hissettiğimi tekrar anladım. O kadar büyük ve güzellerdi ki. Aynı zamanda daracık olacak olması çok hoşuma gidiyordu.
“Emine teyze…” diye fısıldadım. Yanıt vermedi ama nefes alışverişleri çok daha hizlanmisti.
“Hiç arkadan verdin mi…” dedim. Aynı anda kalçalarıni deli gibi okşarken ellerimi çekip onu kucağıma çektim. Sertleşmiş erkekliğim o güzel kalçaların arasına girmişti. Beni kesinlikle hissediyordu.
“Hadi söyle… Yaptın mı…”
Son fisildamam ise yaramisti.
“Ah… Hayır… Günah…”
“Emine teyze…” diye fısıldadım o anda parmaklarım yavaşça kasıklarına dogru giderken bacaklarına dokundum. “Bırak bu günah işlerini falan şimdi. Çok zevk aliyormussun hem de böyle bir götle ne zevk alırsın biliyor musun…” dedim ve onu kendime biraz daha bastırdım. Sesini cikarmiyordu. Böyle uslu bir ceylana benziyordu. Parmaklarım eteğini siyirmaya başladığı anda ayağa kalkmaya çalıştı ama engel oldum.
“Dur… Emine teyze bunun inmesi lazım artık…” dedim.
“Dur şu temizliği yapayım… Sonra…” dedi ama yine de kalkmasına izin vermedim. Onu kendime çektim ve koltuga doğru düşmesini sağladım. Üzerine doğru uzandığım anda kocaman memeleri göğsümün altında eziliyordu. Gerçekten de harika bir vücudu vardı… Tam benlikti… O anda bacaklarını açmaya çalışınca yeniden direndi ve ellerini kasiklarima doğru getirdi. O anda resmen altımda iri bir hayvan vardı sanki ve ben onu zapt ediyordum. Harika bir histi. Altımda hareket ederken ben de hareket ettim ve parmakları boxerimin içine doğru kaydı. Yanlışlıkla yapmıştı ama o anda hemen geri çekmedi. Ben çekeceğini sandım. O ise parmakları ile erkekliğimi sardı.
“Ahhh… Emine teyze…”
Yavaşça elleri ileri geri yaparken erkekliğimin sıvısı parmaklarına bulasiyordu. Ben de kalçalarına doğru ellerimi götürdüm ve o harika kalçaları avuclamaya başladım.
“Devam et… Ohh… Çok güzel…”
O anda gözlerini kapatmıştı.
“Emine teyze gözlerime bak…” dedim. Gözlerini açar açmaz ona kilitlendim.
Gözlerime bakarken aynı anda o güçlü kolları ile bana masturbasyon yapıyordu. Belimi geri çekip ona kolaylık sağladım ve daha fazla alan sundum. O kadar güzel yapıyordu ki…
“Ahhh… Emine teyze… Çok güzel… Seni seviyorum..”
Son söylediğim söz ile birlikte bir anda duraksadi ve gözleri fal taşı gibi açıldı. Ben belimi ileri geri, sanki onun elini sikiyormuşum gibi hareket ettirdiğim zaman hemen geri işinin başına döndü. O anda dudakları” O” şeklini almıştı. Onun da zevk aldığına emindim.
“Geliyorum…. Ahhhh…” derken kalçalarına tüm gücümle abandim ve sanki içine boşalır gibi avucunu sonuna kadar zorlayıp titreyerek üzerine bosaldim. Bluzu ve eteğinin bir kısmı benim dollerim ile ıslanmıştı. Ben kendime gelince hemen kalktım. O da kalkıp üzerini sildi bezle.
“Harikaydın… Bugünü çok bekledim… Teşekkür ederim Emine teyze…” dedim.
Içeriden geldi. Koltuğa oturdu. Derin derin nefes alıyordu.
“O son söylediğin şey var ya…” dedi.
“Hangi söylediğim?” dedim.
“Bosver… Ben temizlik yapayım…” dedi.
Hemen kolundan tuttum. “Hayır söyle… Ne söylemiştim hangisini sordun?” dedi.
“Beni sevdiğini… Ciddi miydin onda….” dedi.
O anda eğildim ve dudaklarına bir öpücük kondurdum. Hiç bunu beklemiyordu.
“Tabi ki… Emine teyze.. Bu çok özel bir sevgi…”
O anda gördüm. Dudaklarında gülümseme vardı.
Emine teyze onu öptüğüm için mutlu olmuştu…
Olanlara gerçekten inanamıyordum. Artık Emine teyze resmen elime geçmişti. Ne dersem yapacaktı, ne dersem hem de. Özellikle arkadan hala bakire olduğunu öğrenmek beni başka bir şekilde mutlu etmişti. Mert eve geldiğinde yemek de hazırdı.
“Vay be… Emine teyzenin gelmesi iyi oldu. Baksana hergün ev yemekleri yiyoruz.” dedi.
“Tabi iyi oldu…” dedim koltuğa uzanarak. Ona da göz kırptım.
“Ne diyorsun oğlum? Başka bir şey mi ima ediyorsun?” dedi bana.
“Sağlam karı değil mi… Emine teyze yani….” dedim.
“Ne bileyim… Normal bir kadın işte. İşinde gücünde…” dedi.
“Sana bir şey söyleyeceğim ama aramızda kalacak tamam mı…” diye sordum.
“Tamam…” dedi ve iyice yanıma yanaştı. Gözleri merakla bana bakıyordu.
“Onu dostum yaptım.” dedim sırıtarak.
“Ne dostu?” dedi kaşlarını kaldırarak. Demek istediğimi tam olarak anlamamıştı.
“Bugün… Geldiğinde beni boşalttı. Bana 31 çekti.” dedim.
O anda gülmeye başladı ve geriye yaslandı.
“Tabi amk… Evli barklı kadın. Sakso da çekti mi bari…” dedi alaycı bir şekilde.
“Gerçekten lan… Daha saksoya düşemedik ama onu da yapacağım. Karı bana vermeye meyilli. Ona hediye aldım.” dedim.
“Hadi oradan oğlum bir git işine ya… Bana da mı oyun yapıyorsun.” dedi gülerek.
“Valla diyorum amk yemin mi edeyim.” dedim.
O anda duraksadı.
“Sen ciddi misin?” diye sordu.
“Evet amk sabahtan beri ne diyoruz…” dedim.
“Siktir amk. Öyle bir şey varsa dile benden ne dilersen… Yalancıyı sikmiyorlar ya…” dedi.
“İddiasına var mısın?” dedim bir parmağımı ona uzatarak.
“Varım amk…” dedi gülerek. “Evli kadınla, hem de öyle bir kadınla… Yeme beni amk…” dedi ve o da elini uzattı.
“1000 lira…” dedim.
“Hayır.” dedi. “100.000 olsun. Nasıl olsa enayi malı.” dedi gülerek.
“Çocukluk yapma işte. Sen haklıysan cebine 1000 lira girecek ama ben haklıysam 1000 lira benim cebime girecek. Onunla da ona altın kolye falan alacağım. Kadın böyle şeylere bayılıyor.” dedim.
“Tamam amk… Bu eve getirdin karıyı ve sana 31 çekti öyle mi?” dedi.
“Evet.” dedim.
“Tamam amk… Onu yapan bunu da yapar. Sakso çekerse sana 1000 lira vereceğim. Kamerayı da ben ayarlarım. Bir arkadaşımdan kalem kamera almıştım zamanında. Bir yerlerde olacaktı. Güzel alet sapıklık yapıyordum okulda.” dedi.
“Vay amk ne sapıkmışssın.” dedim.
“Ne sandın…” dedi ve kendi odasına gitti. Geri geldiğinde elinde normal bir kalem gibi gözüken bir kamera vardı. Gizli kamera olduğu hiç belli olmuyordu.
“Nerede yaptınız?” dedi.
“Bu koltuğun üzerinde.” dedim oturduğumuz koltuğu göstererek.
“İyi amk attırma bari koltuğa.” dedi. Kamerayı da elime tutuşturup nasıl kullanacağımı öğretti.
“Bak, tam buraya koyarsan tüm koltuğu görür. Kaydı da yapar. Sonra da izleriz. Eğer sen ona sakso çektir. 1000 lira benden çalışır.” dedi.
“Tamam amk…” dedim ve kamerayı şarja koydum.
Üç gün geçtikten sonra Emine teyze yine geldi. Bu sefer üzerinde mavi bir triko, altında da siyah bir etek vardı. Ama giydiği iç çamaşırının tüm hatları belli oluyordu.
“Nasılsın bugün…” dedim, o sırada temizlik yapıyordu kalçalarını hafifçe okşamaya başladım. O günden sonra hiçbir şeyden çekingem kalmamıştı.
“İyiyim… Biraz yorgun gibiyim.” dedi.
Kamerayı, tam koltuğu görecek şekilde ayarlamıştım. Tam da aradığım fırsattı. Artık bana karşı daha sakin ve uysal davranıyordu. Daha kolay tava gelmesi hoşuma gitmişti. Onu böyle uysal hale getirmek için bayağı uğraşmam gerekmişti ama emeklerimin karşılığını yavaş yavaş alıyordum. Yeniden ona hediye almayı kafamda biraz sorun etmiştim ama Mert’in vereceği 1000 lira ile birlikte ona hediye almak o kadar da sorun olmayacaktı. Tek sorun, ona sakso çektirmekti. Eli artık bana dokunmaya alışmıştı ama dudakları başka bir olaydı. Önce onu öpüşmeye ikna etmem, alıştırmam lazımdı.
“Gel biraz soluklan…” dedim ve ellerinden tutup onu koltuğa getirdim. Başta biraz nazlandı ama bir şekilde kucağıma çektim. Göğüslerini, kıyafeti üzerinden okşarken ne kadar büyük olduklarının farkına varıyordum.
“Ne tarz çamaşırlar giyiyorsun böyle… Çok kalın… Hissedemiyorum seni.” dedim.
“Ne bileyim… Normal şeyler işte…” dedi.
“Hangi renk giydin bugün…” dedim ve yavaşça trikosunu kaldırmaya başladım. Tam göbek deliğini görüyordum ki hemen elimi tutup üzerini başını düzeltti.
“Yapma öyle…” dedi.
“Hangi renk giyiyorsun…” dedim ve kalçasına bir tane şaplak attım. O anda nefesi kesildi ve iyice onu kucağıma çektim. Aygır gibi kadındı ama onu böyle tava getirdiğim için kendimle gurur duyuyordum.
“Beyaz işte…” dedi.
“Ne tatlısın öyle… Şu güzel dudaklara bak…. Ne tatlıdır onlar…” dedim ve başını tutup kendime doğru çevirdim. Dudaklarım, dudaklarına değdiği anda biraz irkildi ama yavaşça öpmeye devam ettim. Kucağımda daha rahat olduğunu hissedebiliyordum. Birkaç dakika boyunca dudaklarını hiç açmamıştı ama iyice kucağıma yayıldığını, kaslarının gevşediğini hissedebiliyordum.
Sonunda ağzını açtı ve bana karşılık vermeye başladı. O anda onu kendime çevirdim ve bacaklarını açtım. Eteği tam olarak açılmaya uygun değildi o yüzden tam olarak üzerime oturamadı ama kalçalarını iki elimle tutarken böyle öpüşmek bile beni deli ediyordu.Elleri boynumdaydı. Bir elim kalçasından ayrıldı ve onun elini tutup kasıklarıma doğru götürdüm. Pantolonumdan içeri eli girdiğinde kendimden geçecektim. Yavaşça kulağına doğru “Ne güzel dudakların var… Çok tatlı…” diye fısıldadım.
Yüzü kızarmıştı.
“Benim karım olsan o güzel dudakları bir dakika bile yalnız bırakmazdım.” dedim.
“Abartma…” dedi kıkırdayarak. Gülmesi hoşuma gitmişti.
“Ne abartma…” dedim gözlerinin içine ciddi bir şekilde bakarak.
“Her dakika öpecek halin yok.” dedi.
“Ben öpmekten bahsetmedim…” dedim ve yavaşça onu dizlerimden aşağı indirdim. Aynı anda omuzlarından bastırdım. Karşımda diz çöktüğü anda o anki görüntüsü bile beni boşaltmaya yeterdi. Ama kendime hakim olmam gerekiyordu. Harika bir görüntüsü vardı. Siyah başörtüsünden tutup başını kaldırdım ve gözlerinin içine baktım.
“Tadıma bakmanı istiyorum… Seveceğine eminim…” dedim.
O anda kalkmaya çalıştı ama omuzlarından bastırıp onu orada tuttum. Eğilip dudaklarına yapıştım ve öpmeye başladım. Bana karşılık verirken gözleri kapanmıştı. O da beni istiyordu. Harika bir gelişmeydi bu.
“Hadi bebeğim… Beni kırma… Hadi Emine teyze… ” dedim tahrik edici bir tonda.
“Ne istiyorsun…” dedi.
“Yala beni…” dedim.
“Bilmem…” dedi.
“Daha önce hiç yapmadın mı?” diye sordum.
“Denedim ama yapamadım. Ben bilmem öyle şeyleri oğlum.” dedi.
“Yaparsın Emine teyze… Merak etme… Dondurma yalar gibi… Hadi, kırma beni…” dedim.
O sırada gözüm kalem kameraya takıldı. Umarım kayıtta bir sorun olmaz diye düşündüm.
Aynı anda başından tutup kendime doğru çektim.
“Hadi çıkar üzerimi…” dedim. Elleri hızlıca kemerimi çözerken artık çıldırmak üzereydim. Gerçekten hayatımda hiç bu kadar erotik bir an yaşamamıştım. Bu kadının, böyle dizlerinin üzerinde bana itaat etmesi gerçekten de harikaydı. Boxerımı da çıkardığı zaman sertleşmiş erkekliğim karşısındaydı.
“Aç ağzını….” dedim. Hala utangaçtı.
Ağzını açtığı anda başını kendime doğru çektim ve yavaşça dudaklarından içeri erkekliğimin başı kayarken zevkin doruklarındaydım. O kadar güzeldi ki… Tıpkı ana rahmi gibi, sıcak ve ıslaktı.
“Ah… Harikasın Emine teyze… Süpersin…” dedim ve başını tutup kendime daha fazla bastırmaya çalıştım ama kendini geri çekti. Alışması gerekiyordu. Ben daha demeden elleriyle erkekliğimi sardı ve bana mastürbasyon yapmaya başladı.
“Ohhhh…”
İnliyordum, artık kamera da iddia da umurumda değildi.
“Harikasın Emine teyze…” derken artık aletimin yarısına kadarı ağzına girmişti bile. O anda ona bir daha baktım. Gözlerini kapatmışken bir kere açıp bana baktı ve o görüntüsü beni mest etti. Eliyle benim erkekliğimi tutarken, ağzının yarısına kadar içerideydim. Gözleri kocaman açılmıştı. Daha fazla dayanamadım.
“AHHHHH! Geliyorum… OHhh…..” diye inlerken bir anda başını tamamen kendime bastırdım ve o da öksürmeye ve kendini geri çekmeye başladı.
Ben titreyerek koltuğa yığıldığım sırada yarı baygın bir hale gelmiştim resmen birkaç saniye içinde. O sırada Emine teyzeye baktım. Eliyle ağzını tutup, sehpanın üzerindeki bardağı aldı ve içine tükürdü. Bardak saydamdı ve camın arkasında onun salyaları ile karışmış beyaz dölümü görüyordum. Harika bir görüntüydü.
“Seni seviyorum… Seviyorum… Emine teyzem benim…” dedim.
O anda dudaklarında oluşan o hafif gülümseme benim için sonsuz değerdeydi.
En son kameraya baktım.
Kayıt almıştım.
Emine teyzeye sakso çektirmiştim.
İddiayı kazandım.
Mert’in gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Ekrana bakarken göz bebeklerinin büyüdüğünü görebiliyordum. O kadar harika bir durumdu ki bu. Bir anda ellerine dikkat ettim, istem dışı bir şekilde elleri erkekliğine gitmişti. Pantolonunun üzerinden kendini okşuyordu.
“Kanka… Bu harika ya… Offf…” dedi.
İç geçirirken ben de ona baktım, gerçekten ben de şaşkındım. Bu kadar olayın bir anda ve hızlıca gelişmesi hem de Emine teyze gibi bir kadınla… Beni oldukça şaşırtmıştı.
“Ahhh… Deli olacağım şimdi…” dedi ve cebinden telefonunu çıkardı. Şarj aletinin üzerinden kabloyu çıkardı ve onu bilgisayara bağladı. Diğer ucunu da telefonuna.
“Ne yapıyorsun?” dedim.
“Telefonuma atacağım oğlum… 31 çekeceğim bununla… Şuna baksana şöyle bir porno var mı şu alemde…” dedi ve dosyayı telefonuna kopyalamaya başladı.
“Hediye almam lazım kadına, para var değil mi gerçekten sende?” dedim.
“Tabi ki kanka ayıp ediyorsun şimdi bak. Ben sözümden döner miyim… Parayı gidip çekelim şimdi sana direk vereyim sen de hediye al. Bak böyle kadın yakaladın elinden kaçırma sakın. Çok şaşırdım…” dedi.
“Ne sandım amk sen arkadaşını tanımamışsın.” dedim sırıtarak. Gerçekten de bu benim için bir zaferdi. Hem de ne zafer. Böyle bir kadını elde etmek, çevremde kimsenin yapacabileceği bir şey değildi. Fazla böbürlenmek istemiyordum ama zaferimle gurur duymak da benim en büyük hakkımdı bence.
“Offf… Sadece off diyorum şuna baksana… Soyunmuyor ama keşke soyunsa… Ne kadın be…” dedi.
Bu kadar etkilenmesi beni şaşırtmıştı. Çünkü genel olarak benim yaşımdaki gençler böyle kadınlardan değil, daha çok fit ve squat yapmış kadınlardan etkilenirdi. Ancak Emine teyzenin tuhaf bir seksiliği de yok değildi. Gerçekten de işini bilen bir kadındı ve bu videoda da bunu açık bir şekilde görebiliyordum. Aslında amatör bir ruhu vardı ve bu onu çok daha seksi kılıyordu. Evli, çocuklu ve namuslu bir kadının bir öyle bir orospu ruhuna sahip olması… Ya da onu benim ona çevirmem… O kadar seksi bir şeyi hayatımda çok az görmüştüm.
“Gel kanka, parayı çekelim de sen de kadını memnun et. Bak bu kadın altın falan aldığın sürece altına yatar… Daha video çek ama…” dedi.
“Çekerim merak etme… Sen paradan haber ver. Hediye al demesi kolay amk her seferinde nasıl para ayarlarız?” dedim.
“Kanka dert etme bizimkilerden isteriz. Sen hazine bulmuşsun amk…” dedi ve ceketini giydi. Ben de giyindim ve gidip ATM den parayı çektik.
Aradan üç geçmişti ve ben ona bir tane takım aldım. Güzel, altın bir takımdı ve üzerinde taşlar vardı. Bir tane kolye ve küpeler ile beraber oldukça şık görünüyordu. Güzel, kırmızı bir kutusu vardı.
Emine teyze geldiğinde üzerinde mor bir bluz vardı ve altında giydiği sütyeninin izleri belli oluyordu. Artık bana karşı daha rahattı. Altına giydiği krem rengi eteğinin üzerindeki çizgilerden iç çamaşırı belli oluyordu. Onun güzel, büyük kalçaları beni deli ediyordu. Gerçekten de etkileyici bir kadındı.
Kapıyı kapattıktan sonra dudaklarından öptüm ve ona sarıldım. Parlak, sarı başörtüsünden tuttuğum başını kendime doğru bastırdım ve onun da beni öptüğünü hissettim.
“Nasılsın… Görmeyeli özledim seni…” dedim.
Utanarak yanakları kızardı ve yüzünü aşağı doğru eğdi.
“Sen beni özlemedin mi yoksa?” dedim.
“Özledim…” dedi ve içeri geçti.
Temizliğe başlamıştı. Bu sefer üzerimde pantolon ve tişört vardı. Soyunmak zaten kolaydı.
“Emine teyze… Sen işlerini bitir. Sana bir sürprizim var.” dedim.
“Ne sürprizi?” diye sordu.
“Görürsün. Sen temizliği bugün biraz hızlı bitirmeye çalış da bize zaman kalsın.” dedim.
Gülümsediğini gördüm ve tekrar yanakları kızardı. Onun böyle olması çok hoşuma gidiyordu. Aslında sevgi verildiği zaman her canlı bir şekilde mutlu oluyordu. Bu kadın da fedakarlık yapmış bir kadındı. Onun bu yönünü takdir ediyordum. Namuslu bir anadolu kadınıydı… Bu yönü de onu çok seksi yapıyordu. Ona boyun eğdirmek her zamankinden daha da zevkli hale geliyordu.
Camları sildikten sonra yemek kokuları gelmeye başladı. Anlamıştım ki işleri bitmek üzereydi. Ben de ödevimi bitiriyordum.
İçeri gittim ve baktım. Yemeği karıştırıyordu.
“Bitti mi işin…” dedim.
“Evet… On dakikaya tamamdır.” dedi. Gözlerime baktığında resmen gözlerinin içi gülüyordu. Bu sefer ona dokunmam sadece benim zorlamam ile olmayacaktı ama aklımda başka bir şey daha vardı. Hemen gidip kalem kamerayı sehpanın üzerine koydum ve daha önceki gibi koltuğu güzel bir açıdan gördüğüne emin olduktan sonra oturdum. Beş dakika sonra Emine teyze geldi ve onu kucağıma çektiğim andan itibaren öpüşmeye başladık. Kalçalarını okşarken eteğini hafifçe kaldırdım. Başta elimi çekmeye çalışsa da ısrarlarım sonucu o da rıza göstermişti. Bu sefer rahatça çıkacak bir etek giymişti, acaba bilerek mi böyle giyinmişti.
Onu koltuğa yatırıp yavaşça öperek boynuna oradan da bluzunun oraya geldim. Göbeğinden yukarı doğru bluzunu kaldırdığım sırada elimden tuttu. Gözlerine baktım.
“Emine teyze… Çok güzelsin… Bekle… Hareket etme…” dedim ve hemen içeri koştum.
Hediyeyi aldım ve kutuyu onun göreceği şekilde açtım. Gözelerinin içi gülüyordu.
“Beğendin mi?” dedim.
“Çok güzel… Benim mi bu…” dedi.
“Tabi ki de senin güzellik meleğim benim… Hak ediyorsun… Fazlasını hak ediyorsun… Ve alacaksın da merak etme…” dedim.
Boynuna kolyeyi taktım ve aynada kendine bakmasını söyledim. Çok mutlu olmuştu. Geldiğinde onu yeniden koltuğa yatırdım. Bu sefer fazla nazlanmıyordu. Bluzunu çıkarmaya çalıştığım sırada gözleri kapalıydı. Kollarını kaldırmasını söylediğim sırada usulca itaat etti. O güzel göğüslerini ilk defa beyaz, düz sütyeninin üzerinden görüyordum. Sütyen neredeyse patlamak üzereydi. O kadar güzeldi ki. Yavaşça kopçalarını açtım ve uçlarını yalamaya, ısırmaya başladım. Sertleşen uçları, onun da zevk aldığını gösteriyordu.
Ellerim kalçalarında gezerken eteğini kaldırdım ve yandan fermuarını açtım. Bacaklarından aşağı iterken yine biraz nazlandı ama öpücüklerim işe yarıyordu.
Kilodu çok güzeldi, büyüktü ve beyazdı. Normal bir külot giymişti ama üzerinde çok seksi duruyordu. Yavaşça onu ters çevirip domalttım. Hala üzerinde türbanı vardı. Böyle çok seksiydi. Eli bir an türbanına gitti, çıkarmak istedi ama ben izin vermedim.
“Böyle çok güzelsin…” dedim ve kilodunu çekmeye başladım. O sırada ellerimden tuttu.
“Hazır değilim… Hazırlanıp geleyim…” dedi. Demek ki bunun olacağını düşünmemişti. Gülümsedim.
“Hareket etme. Böyle kalacaksın. Geliyorum…” dedim ve koşarak içeri gidip traş bıçağı ve köpük aldım.
Külodunu çıkarıp onu sırt üstü yatırdım. Bacaklarını açtım ve kokladım. Kadınlığı… Harika kokuyordu. Emine teyze gözünü kapatmış, utanmıştı.
“Yapma oğlum… Kirli orası…” dedi.
“Fark etmez… Böyle harika… Kocan hiç yapmadı mı?” dedim ve o sırada başını hayır anlamında salladı. Yavaşça köpüğü sürüp, kıllarını kesmeye başladım. Kestiğim kılları gazete kağıdının üzerine koydum. Sadece beş dakika içinde bebek gibi olmuştu. Pürüzsüz cildi benden birkaç cm uzakta duruyordu sadece. Dilim kadınlığına değdiği anda çığlık attı. Hemen kendi eliyle ağzını kapattı. Çok zevk almıştı. Sulanmasından bunu anlıyordum.
Yavaşça dilimi içine doğru ittirip bacaklarını açabildiğim kadar açtım. Neredeyse yırtılacaktı bacakları. Dilimle sikiyordum resmen Emine teyzeyi. Dilim içine girerken bir parmağım da yavaşça içine girdi. O anda titremeye başladı. O boşalırken ben de onun zevk sularını içiyordum.
Bayıldıktan sonra başını titreterek kaldırdı. Bana bakıyordu ve yüzü gülüyordu.
“Çok tatlısın Emine teyze… Çok lezzetlisin… Hep seni tatmak istiyorum…” dedim.
Bir şey demedi ama yanakları kızarmıştı.
Boşalmıştı ve bu sefer onu zorlamamıştım.
Emine teyze benimdi…
Olanlardan sonra artık Emine teyzeye sahip olacağıma kesin gözüyle bakıyordum. Beni çok uğraştırmıştı ama böyle bir kadına sahip olmanın ne demek olduğunu zaten hayal bile edemezdim. Ona sahip olduğum anı hayal ederek kaç kere boşaldığımı hatırlamıyordum. Mert, görüntüleri gördüğü zaman ister istemez heyecanlanmıştı ama beklediğim tepkiyi vermemişti. Zaten Emine teyzeyi çıplak görmek aslında pek çok erkek için ideal değildi. Aslında kilolu bir kadındı, klasik bir anadolu kadınıydı. Ancak benim için bu haliyle bile çok daha seksiydi.
Eve giderken bakkala uğradım ve kendime iki tane bira ve fıstık aldım. Kafa dağıtmak istiyordum. İki gün sonra geldiğinde bu sefer onu altımda inlerken görmek istiyordum. Hem de bu anı görmek için elimden ne gelirse yapmaya da hazırdım. Bunu düşünmek bile sertleşmeme yetmişti ki merdivenleri çıkmak bu yüzden zor bir hal almıştı. Eve gidince kesinlikle 31 çekmeliydim. Kapıyı açtığım anda evde bir ses duydum ve duraksadım. Mert evdeydi ama duyduğum sesten emin olamadım. Kadın sesi gibiydi ama tam emin olamadım. O sırada “Ihhh….” diye bir inleme sesi geldiğinde net olarak anladım. Apartmana ses gitmesin diye sessizce kapıyı kapatıp kilitledim. Koridordan baktım ama salonda kimse yoktu. Mert’in odasının kapısı aralıklı bir şekilde açıktı.
‘Vay çakal vay… Eve kız atmış…’ diye düşündüm.
Evden powerbanki alıp çıkmaya karar verdim. Arkadaşımı rahatsız etmeye hiç niyetim yoktu. Normalde birbirimize böyle durumları söylerdik ama sanırım dersim erken bittiği için geleceğimi hesap etmemiş ve ya söylemeye gerek duymamıştı. Olsun… Arkadaşımdı sonuçta… Fark etmezdi. Esk**en olsa kızı bana da ayarlar diye umut ederdim ancak artık gözüm sadece Emine teyzeyi görüyordu. Esk**en beri altımıza aldığımız o 18lik çıtır kızları umursamıyordum.
Yavaşça kendi odama doğru yürümeye başladım. Odamdan hızlıca powerbank ve şarj kablomu alıp aşağıda parkta oturabilirdim. Zaten çok uzun süreceğini zannetmiyordum.
Tam odama girmek üzereyken kapı eşiğinden onları gördüm.
‘Vay amk göte bak… Ne sağlam karı bulmuş…’ diye içimden geçirirken gördüğüm manzara anında erkekliğime kan gitmesine neden olmuştu. Mert kızı altına almış, yüzü koyun şekilde yatağa yatırıp adeta mıhlamıştı. Kalçalarının arasından girip çıkan erkekliğine gözüm ilişti, çok uzun değildi ancak oldukça kalın görünüyordu. Kız, siyah dantelli bir tanga giymişti ve Mert onu kenara çekmiş onun kalçalarından tutup hızlıca sikiyordu. O anda fark ettim ki aslında kızın götünü sikiyor olabilirdi. Çünkü oldukça üst tarafta kalıyordu. Kasıkları, kalçaları ile buluştuğunda derin bir inleme sesi geliyordu. Ama seste bir gariplik vardı. Tam olarak tarif edemiyordum ama öyle bir his olmuştu.
“Şşş… Sessiz ol… Çok bağırıyorsun… Ahh… Hoşuma gidiyor ama… Burada yakalanmayalım…” dedi Mert.
O anda beynimden vurulmama neden olan sesi duydum.
“Tamam… Ohhh… Çok sertsin ne yapayım….”
Bu sesi tanıyordum. Hem de oldukça yakından tanıyordum. Ancak yine de emin olamamıştım. Yavaşça çömeldim ve içeri daha fazla bakmaya çalıştım. O anda kalbim hızla atmaya başladı. Böyle bir şeyi hayal bile edemezdim.
Mert’in altında bulunan bir kız değildi. Erkekti. Okan’dı. Onu tanıyordum. Siyah dantelli tanga ve sütyen giymişti. Vücudu oldukça tüysüzdü. O ana kadar bunu kesinlikle fark etmemiştim ama oldukça tüysüzdü hem de. O yüzden onu başta kız sanmıştım. Hem de kalçası… Oldukça güzel görünüyordu. Özellikle o dantelli tanga ile birlikte kesinlikle bu açıdan görmesem bir kadına ait olduğunu düşüneceğim türden olurdu.
“Ohh… Sertim tabi… Orospum benim… Çok darsın…” diye inledi Mert de o anda tamamen içine soktuğunda taşakları Okan’ın kalçalarına çarpmıştı. Çıkan ses odada yankılanmıştı.
Gördüklerim beni başta şok etse de, erkekliğim semsert olmuştu. Tam da bulunduğum yerde görülme riskim vardı o yüzden hemen kendimi koltuğun arkasına saklayıp sessizce onları izlemeye başladım. Demek ki Mert, Emine teyze ile bu yüzden ilgilenmişti. Normalde bizim yaşımızdakilerin ilgilenmeyeceği bir kadın olduğu için şaşırmıştım ama oğlunu siktiğini o ana kadar bilmem imkansızdı.
Mert, Okan’ın saçlarını tutup iyice onu yatağa yapıştırdı. Daha da sert bir şekilde Okan’ı sikmeye başladı. O sırada Okan sağ elini bacak arasına götürdüğü sırada Mert, Okan’ın kalçasına sert bir tokat attı.
“Kocan dokunacak sana sadece… Kendine dokunma…” dedi.
Okan kadınsı bir ses tonu takınarak inledi. “Ahh… Tamam kocacım… Ohh….” derken Mert elini Okan’ın bacak arasına götürürken Okan biraz daha belini kaldırıp iyice domaldı. Onun elinin girmesi için yer açtığı sırada Mert’in elinin Okan’ın erkekliğine gittiğini gördüm. O anda da Okan’ın sikini ilk defa gördüğümü fark ettim. Oldukça küçüktü. Hayatımda ilk defa bu kadar küçük bir erkeklik görüyordum. Mert, Okan’ın sikini kavrayıp ona 31 çekmeye başlarken, bir yandan da onu sikmeye devam ediyordu.
“Ahhhh!” Okan iyice kendini kaptırıp biraz fazla bağırmıştı.
“Şşşşttt sessiz ol… Orospum benim… Ohh…. Sessiz ol… Harikasın…” derken Okan boşalmaya başladı. Mert de onu daha da tempolu bir şekilde sikerken kalçalarından iyice kavradı. Ama Okan boşalırken aynı anda onun sikini tutup iyice kavramıştı.
Okan boşalıp yatağa yığılmıştı ama Mert onu sikmeyi bırakmıyordu. Bağırışlar ve iniltiler iyice artmıştı. Terlediklerini ve vücutlarının parıldadığını buradan bile görebiliyordum. Gerçekten de Okan buradan harika görünüyordu, ben bile şu anda sertleştiysem çok kadınsı görünüyor demekti bu. Özellikle giydiği dantelli siyah takım bambaşka bir hava katmıştı.
Mert daha da hızlandığı sırada bir anda içinden çıktı ve Okan ı tutup yataktan indirdi. Omuzlarından ittirdi ve Okan bir anda Mert’in önünde dizlerinin üzerine çöktü. Bir şey söylemesine gerke yoktu. Okan hemen ağzını açtı ve Mert’in sikini ağzına aldı. Dudaklarından Mert’in kalın erkekliği girerken ben de boşalmak üzereydim. Pantolonumun üzerinden kendimi okşamaya başlamıştım. Sütyenin içini bir şeyler ile doldurmuş ve etrafından biraz da bastırmıştı. Buradan bakınca çok küçük göğüsleri olan bir kıza benziyordu.
Mert, Okan’ın başından tutup iyice kendine çekti ve Okan’ın boğazına zorlamaya başladı. Gözleri kapanmış, geriye doğru yaslanmıştı. Dehşet bir zevk aldığı her halinden belliydi. O anda bacakları titremeye başladı ve Okan’ı daha da kendine bastırdı. Okan’a yutturacaktı, Okan bunu istesin ve ya istemesin onun seçimine bırakmıyordu. Gerçekten de ona karısı gibi davranıyordu. Okan kendini iyice ileri atınca daha da eğildi ve kalçalarının arasına girmiş olan tangası daha da dikkatimi çekti. Bu şekilde gerçekten de oldukça seksi olmuştu. Hiç böyle bir olayı tahmin edemezdim. Özellikle böyle bir muhafazakar bir ailenin çocuğunun… Ancak en çok da kendi arkadaşımın böyle bir şey yapabileceğini düşünemezdim.
Okan, Mert’in döllerini yutarken ben de kendimi okşayarak boşalıyordum. Başım dönmeye başladığında titrerken dengemi kaybetmemeye çalıştım. Yakalanıp Mert’i zor durumda bırakmak istemiyordum.
Ben boşalırken Mert de Okan’ın ağzına boşaldı ve yatağa doğru bayıldı. Gözlerinin kaydığını görebilecek kadar kendimi tutabilmiştim.
Sessizce evden çıkmak için Okan’ın yatağa tırmanıp Mert ile öpüşmeye başlamasını bekledim. Öpüşmelerini izlemek isterdim ancak bu durum artık daha riskliydi. Çünkü ev çok sessiz olacaktı. İnlemeler varken beni duyamazlardı ancak şimdi işin rengi değişmişti.
Sessizce evden çıktığımda terimi sildim. Terlemiştim.
Hayatım çok hızlı bir şekilde değişiyordu.
Hem de çok hızlı bir şekilde.…
Aradan geçen 3 gün boyunca Mert’e hiçbir şey belli etmemiştim. Bu durumu kendime kabullendirmek bile imkansızdı çünkü Mert gerçek anlamda gaylerden nefret eden bir insandı. Hatta sınıfımızda hafiften biraz kırık bir çocuk için demediğini bırakmamıştı. Onu ibne diyerek aşağılamıştı. Ancak şimdi kendisi öyleydi… O kadar enteresandı ki… Aynı zamanda onu gördüğüm zaman neden sertleştiğimi de anlamamıştım. Ben gay değildim sonuçta. Daha önce hiçbir şekilde bir erkek için böyle düşünmemiştim… Kafam allak bullak durumdaydı.
Ancak kafayı toparlamak için iyi bir zamandı. Bugün, Emine teyzenin temizlik günüydü. O kadar sabırsızdım ki… Son gelişinden beri bayağı yol kat etmiştik. Aynı zamanda oğlunun bir gay olduğunu öğrenmek… Onu gözümde biraz daha farklı biri yapmıştı. Normalde bu olanlar başıma bir iş açar mı diye çok düşünmüştüm ama artık onun da bir sırrı bende saklıydı. Mert’i ateşe atmak istemezdim ama oğlunun bu durumunu öğrense kesinlikle saklamak isterdi. Sonuçta burada oturuyorlardı ve kocası da burada tanınan biriydi. Bunların hiçbirini riske atmak isteyeceğini sanmıyordum.
Emine teyze her zamanki gibi tam vaktinde gelmişti. Üzerinde çiçek desenli, kırmızı bir baş örtüsü, açık mavi bir eteği ve beyaz bir kazağı vardı. Kazağından sütyen izlerini görememiştim bu sefer. Havaların soğudu her zamanki gibi hissediliyordu.
“Hoşgeldin Emine teyzem…” dedim onun ardından kapıyı kapatırken.
“Hoşbulduk…” dedi. Bana karşı gülümsüyordu. Hemen eğilip dudaklarına bir buse kondurdum. Dudakları hareket etmemişti. Hala bir miktar utangaçlığı vardı. Bu kadında bu olayı seviyordum ama nedense. En son görüşmemizde onun kadınlığını yalamıştım. Bundan daha özel bir yakınlaşma olamazdı. Tamamen çırılçıplak görmüştüm ama şimdi karşımda utanıyordu.
Ev işlerini yaparken hafifçe ona yaklaştım. Kalçasını okşarken cilveleşiyordu benimle. Onun bu oynak halleri çok hoşuma gidiyordu. Gidip kendime ve ona bir kahve yaptım. Kahveleri alıp salona doğru yürüdüğüm sırada elektrik süpürgesi ile yerleri süpürüyordu. Hafiften eğilmiş, o muazzam kalçaları ortaya çıkmıştı.
“Emine teyze gel iki dakika soluklan, kahve yaptım bizim için.” dedim. Bana baktı ve başını salladı. Yanıma oturduğu sırada kolumu omzuna attım ve onu hafiften kucağıma doğru çektim. Böyle cüsseli bir kadını idare etmek kendimi gerçek bir erkek gibi hissettiriyordu. Daha önce hep minyon kızları beğenirdim, hatta sınıfımda biraz uzun boylu bir kızla konuşmaktan da tam bu sebeple biraz çekinmiştim. Ama artık isterse iki metre boyunda olsun hiçbir kadın bana korkutucu gelmiyordu. Hepsini alt alta koyup sikebilecek durumda hissediyordum kendimi.
“Neler yaptın bu hafta…” dedim dudaklarına hafifçe bir öpücük kondurarak.
“Hiç işte… Normal şeyler…” dedi yüzü kızararak.
“Gel yanımda… Utanma benden… Erkeğinim senin, sahibinim….” dedim. Cevap vermedi ama yüzü resmen kızarmaktan domates gibi olmuştu. Aslında bu hali komikti.
Özellikle geçen haftadan bahsetmemiştik. Ama ben konuyu açmakla ilgili bayağı ısrarcıydım.
“Geçen hafta çok keyif almıştın…” dedim ona hınzırca gülümseyerek.
“Evet… Güzeldi… Yani… Sen güzel yaptın…” dedi. Gözlerime bakmakta bile zorlanıyordu. Allah’ım bu kadın beni deli ediyordu. Normalde bu kadar uzak, muhafazakar bir kadın nasıl olur da böyle tatlı olabilirdi… Her an beni şaşırtmayı başarıyordu.
“Sen daha güzeldin… Uzadı mı…” dedim.
“Ne uzadı mı?” dedi. Ya saftı ya da anlamamış gibi yapıyordu.
“Oranın kılları… Uzadı mı? İstersen kesebilirim yine.” derken parmaklarım bacak arasına kaydı ve kadınlığına doğru gitti. Gerçekten de amının dudakları büyüktü. Böyle bir kadınla beraber olmak çok keyif vermeyebilirdi. Sonuçta kilolu ve yaşlı bir kadındı. Mutlaka genişlemiş olmalıydı. Ama yine de erkekliğim demir gibiydi.
“Yok… Ben bu sabah temizledim kendimi.” dedi gülümseyerek.
“Bakayım…” dedim.
“Yok yok… Dur temizlik yapmam lazım…” dedi kalkmaya çalışarak. Ama ben bırakmadım.
“Bir şartla bırakırım…” dedim gözlerine bakıp gülümseyerek.
“Neymiş o…” dedi. O da bana hınzırca gülüsüyor, oyun yapıyordu.
“Temizliği hızlı bitireceksin, sonra ben bize aşağıdan mısırla kola alacağım. Patlamış mısır yapıp beraber film izleyeceğiz.”
“Tamam…” dedi. Bu fikir onu gerçekten de mutlu etmişe benziyordu.

Sevinçle hemen üzerimi giyinip aşağıdaki bakkala gittim. Kola ve mısır aldım. Yukarı çıktığımda Emine teyze pencereleri siliyordu. Ben de o sırada boş durmamak için hemen bilgisayardan film seçmeye başladım. Bir sürü film vardı ama çok özel bir tane bulmam lazımdı. Özellikle onun da sevmesi lazımdı. Çünkü sofistike zevkleri olan bir kadın değildi. Basit bir film olması lazımdı ama aynı zamanda biraz erotik olması da gerekiyordu. Bu şekilde bugün oldu elde edecektim. Ne olursa olsun… Zaten biraz daha vermezse Okan’ı gördüğümü söylemeyi düşünüyordum. Bir şekilde bugün Emine teyze benim olacaktı.
Bir sürü film vardı ama çoğu yabancıydı. Altyazı ile izlemesi imkansızdı. Ben de Türk filmlerine bakmaya başladım. Aslında kafamda bir fikir vardı ama hiç film bulamazsam onu açacaktım. Yaklaşık yarım saat boyunca aradım ve içeri gidip Emine teyzeye baktım. Temizliği bitirmek üzereydi. O kadar güler yüzlüydü ki… Film izleme fikrini romantik bulmuş olmalıydı.
Hemen içeri gidip İncir Reçeli’nin Full HD bir sürümünü buldum. Bu filme bayılıyordum. Tanıdığım kızların büyük bir bölümünü bu filmle elde etmiştim. Türkçe bir filmdi ve bunu sevmesi lazımdı. Zaten bunu da sevmezse artık eski Türk filmlerinden hafif erotik olanlarını açmayı düşünüyordum.
Koltuğu hazırladım ve gidip mısır patlattım. Emine teyze de temizliği bitirip yanıma gelmişti.
“Gel bakalım… Rahatla biraz… Yoruldun. Ellerine sağlık ev çok güzel oldu.” dedim onu dudaklarından öperek. Bu sefer onun dudaklarının da kıpırdadığını görmüştüm.
“Hangi filmi izleyeceğiz?” dedi. Sesindeki heyecanı hissetmiştim.
“İncir Reçeli. Güzel bir film. Daha önce izledin mi?” dedim.
“Yok… Bilmiyorum. Yabancı değil öyle değil mi? Ben öyle şeyleri sevmem pek… Anlamıyom…” dedi.
“Biliyorum Emine teyzem benim… Türk filmi bu merak etme.” dedim ve ona sarıldım. Ama hala utangaçtı ve bana sarılmıyordu.
“Sarıl bana, sahibinden utanma…” dedim. Ses tonumu bile değiştirmişti bu kadın. Her yönümle kendimi daha güçlü hissediyordum onun yanında. Bana itaat edip sarıldı. Kolları beni sardığında erkekliğim ister istemez hareketlenmişti.
Film sırasında yavaşça oynaşmaya başladık. Başta pek karşılık vermiyor gibiydi ama ısınmasını sağladım. Filmi de izliyordu. İlgisini çekmişti.
“Daha önce sinemaya gitmemiştim hiç… Köye gelmişti zamanında açık havada yayınlıyordu bir tek ona gittim.” dedi.
“Gideriz bir ara Emine teyzem benim… Sen yeter ki iste…” dedim ve dudaklarına yumuldum. Bu sefer deli gibi öpüşmeye başlamıştık ve ellerim kalçalarına kaydı. Kalçalarını okşarken eteğini kaldırdım ve kilodunu kenara çekip amcığını okşamaya başladım. Gerçekten de kendini traş etmişti. Cildi pürüzsüzdü. İyice azmıştım. Sağ elini tutup pantolonumun üzerine götürdüm ve kendi kendine hareket ettirmeye başladı. Beni okşarken benim erkekliğim pantolonumu yırtacak gibi oluyordu.
“Harikasın… Sana hastayım…” diye kulağına fısıldarken yavaşça onu koltuğa yatırdım ve kazağını çıkardım. Altında beyaz sütyeni vardı. Gerçekten de memeleri sanki zorla duruyordu içlerinde. Çok güzel görünüyorlardı. Hemen sütyenini çıkardım ve yavaşça onları öpmeye, yalamaya başladım. O sırada Emine teyzenin yüzüne baktım. Gözlerini kapatmış, hafifçe inliyordu. Belki kendi bile farkında değildi ama deli gibi zevk alıyor olmalıydı. O sırada ellerim de boş durmadı ve bacaklarını aralayıp amını parmaklarımla okşamaya başladım.
Nefes alışları hızlanmıştı. Göğsü deli gibi inip kalkarken ben de yavaşça göbeğine doğru indim. Aslında böyle bir kadını öpmek çok keyifli olmaz diye düşünmüştüm başta. Ama hiç öyle değildi. Yağlı göbeğini hafifçe ısırarak öpüyor, yalıyordum. Kalçasını hafifçe kaldırmasını söyledim. Bana itaat edip dediğimi yaptığı anda eteğini çıkardım. Kilodunu çıkarırken biraz sert çektim ve bir “cırt” sesi geldi. Kilodu, kenarından hafifçe yırtılmıştı ama hala giyilebilir durumdaydı.
“Yavaşş… Yavaş ol… Deli gibisin bugün…” dedi derin bir şekilde iç çekerek. Gözleri kapalı bir şekilde inliyordu. Deli gibi zevk alıyordu.
“Deli ediyorsun beni kadın… Bana sahibim de… Özel anlarımızda beni daha da azdır…” dedim ve dudaklarım yavaşça kadınlığına doğru yol almaya başladı.
“Tamam… Oh…. Sahibim… Ohh….” diye inledi.
Bacaklarını iyice açmıştı. Ben onu yalarken titremeye başladı. Bu kadar çabuk onu boşaltmış olmak çok hoşuma gidiyordu. Ben de bu kadar hızlı boşalmasını beklemiyordum. Sularını zevkle içmeye, yutmaya başladığım sırada elimi ileri uzattım ve memelerini okşamaya başladım.
“Ahh…. Bugün ne oldu sana böyle… Sahibim…” dedi. Gözlerime bir an baktı ve o anda ben artık kendimi daha fazla kontrol edemeyeceğimi anladım.
“Kadınımı özledim… Benim olacaksın bugün…” dedim ve hızlıca kalkıp tişörtümü bir hamlede çıkarttım. Kemerimi açarken ellerim titriyordu. O kadar heyecanlıydım ki. Kalbim deli gibi damalarıma ve kaslarıma kan pompalıyordu. Bu… Deli bir histi. Gerçekten de delirmiştim. Emine teyze için delirmiştim bugün.
Boxerımla beraber pantolonumu çıkardım zaman erkekliğim göbeğime çarptı. Tamamen sertleşmiştim.

Kanepedeki yastığı alıp kalçalarının altına koydum. O sırada gözlerime baktı.
“Kadınım…” diye fısıldadım. “Benim olacaksın bugün…” dedim.
“Ohh… Yapma öyle… Bu yanlış…” dedi. Ama hala derin derin, hızlı bir şekilde nefes alıyordu.
“Sahibin kim?” diye sordum ve kalçasına bir tokat attım. Odada resmen tokat sesi yankılanmıştı.
“Ahh…” diye inledi. “Sensin… Sen…” dedi nefes nefese kalmış bir şekilde.
O anda erkekliğimi sağ elimle tutup hizaladım. Amının dudakları büyüktü gerçekten de. Girişine dayadım ve o andaki heyecanım ile bir anda kendimi ileri doğru ittirdim.
“Ahhhh…. Yavaş…Yavaş! Parçaladın beni… Ohhh!” diye inledi.
İnanamıyordum. Bu kadın gerçekten de sürprizler ile doluydu. Amının dudakları büyüktü ama kendisi bakire gibiydi sanki. O kadar dardı ki, erkekliğimin başının zorlandığını hissedebiliyordum. Yine de hırslanmıştım. İşte kadınım altımdaydı, Emine teyzenin içine girmiştim. Altımda inletiyordum onu.
Bir anda yine yükledim ve kasıklarım onun kasıklarını bulduğunda deli gibi bağırmıştı. Gözlerinin hafifçe sulandığını gördüm. Çok canı yanmış olmalıydı. Ama bu durum benim hoşuma gitmişti. Memelerinden tutup hızlıca içine girip çıkmaya başladım.
“Ahh… Yavaş… Dur… Alışayım önce… Ohhh…”
“Alışırsın… Sahibinim ben senin… Alışacaksın tabi…” derken bir tane daha tokat vurdum kalçalarına.
Çıkan sesler beni mest ediyordu. Hiçbir pornoda böyle keyif almamıştım. Ama hemen boşalmak istemediğim için aklıma başka şeyler getirmeye çalışıyordum. Düşündüğümden dar çıkması işleri zora sokmuştu. İlk seksimizde hemen boşalırsam ikinci için beni istemeyebilirdi. Sonuçta deneyimli bir kadındı. Hem de akşam gidebileceği bir kocası vardı. Dikkatli olmam gerekiyordu.
“Ahh.. Harikasın… Meleğim… Çok darsın, yeni gelin gibisin…” dedim. Bu sözlerim hoşuna gidiyordu. Daha da ıslanıyordu. Resmen oda seks kokmaya başlamıştı.
Hızlıca içine girip çıkarken bir anda içinden tamamen çıktım ve onun bacaklarından tutup ters çevirmeye başladım.
“Ne yapıyorsun…” dedi nefes nefese kalmış bir şekilde.
“Domal… O güzel kalçalarını görmek istiyorum…” dedim.
Bir şey demedi, sadece itaat etti ve yavaşça doğrulup koltukta domaldı. Başını aşağı doğru eğdiği zaman devasa, harika kalçaları ortaya çıkmıştı. Gerçekten bir kadının götü büyük olduğu zaman çok güzel görünüyordu.
Kendimi hizaladım ve içine bir anda soktum. Soktuğum anda çığlığı patlattı. Aklıma türlü türlü tuhaf şeyler getirerek boşalmamaya çalışıyordum. Ama öyle güzel kalçaları vardı ki… Bu manzara karşısında boşalmamak imkansız olacaktı. Yaklaşık beş dakika geçtikten sonra içinden çıkıp tekrar onu sırt üstü yatırdım ve memelerinden tutarak tekrar içine girdim.
“Ahhh.. Harikasın… Aşkım… Sahibim…”
Bu sözler onun dudaklarından çıktığı anda daha fazla dayanamadım ve boşalacağımı fark ettim. Hızlıca içinden çıktığım gibi ilk patlamamı yaşadım. Beyaz dölüm ilk darbeyi onun göbeğine yapmıştı. Daha sonrasında ise memelerine kadar attırmıştım. Nefes nefese kalmış, terlediği için vücudu parlıyordu. Harika görünüyordu.
Eğilip dudaklarına yapıştım. Deli gibi öpüştük.
“Benimsin… Benimsin artık…” dedim ve memelerini bir kere daha sıktım.
Bana gülümsedi ve öpüşüme karşılık verdi.
Harikaydı, düşündüğümden bile daha güzel olmuştu.
Emine teyze benim olmuştu.